
24 Haziran seçimlerinin “bir sürpriz” olmadan sonuçlandığının belirtildiği açıklamada “OHAL olanaklarını yöneten, seçim sistemini istediği gibi şekillendiren, medya gücünü elinde tutan, poliste etkinliği belirleyici olan, yargıyı biçimlendiren, emperyalizme bağımlılıkta yeminli olan, Kürt düşmanlığında ve egemen sınıfların çıkarlarında en mahir olan Tayyip-AKP ve ‘küçük ortak’ MHP kliği bu olanaklarını sonuna kadar kullanarak bir seçim ‘zaferi’ daha elde etti. Aslında 24 Haziran gecesi malumun ilamı oldu. Tayyip-AKP ve MHP kliğinin seçimlerde ‘zaferini’ kesinleştiren, bunu öncesinden örgütlemiş olmasıdır.” denildi.
“Sürpriz olmayan durumlar” başlığı ile devam edilen açıklamada bu durumlar şöyle sıralanmıştır: “Egemen kliklerin diğer bloğunun kitlelerin öfkesini dizginlemeyi başarması”,“HDP’nin ve liberal burjuva eğilimlerin anti-demokratik seçim ortamında “barajı yıkmış” olmanın heyecanı ve gururu ile mücadeleye devam edeceklerine, parlamentoyu kullanarak demokrasiyi getireceklerine dair nakaratlar”,“seçimlere dair öngörüsü ve belirlemeleri seçim gecesi tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması”,” değişimin seçim ve parlamentoyla olabileceği fikrine geniş kitlelerin inandırılabilmesi”
Seçime katılım yüksek olsa da boykot fikrinin yadsınamayacağının ifade edildiği açıklamada “24 Haziran seçimleri katılımı oldukça yüksek bir seçim olmuştur. Bu durum boykotun kitleler nezdinde rağbet görmediği sonucunu çıkarmamıza neden olabilir. Ancak Türkiye gibi ülkelerde seçimlere katılımın yüksek olması genel bir durumdur. Zira kitlelerin sosyal-ekonomik çelişkilerinin yoğunluğu gereği politize olma düzeyi hep yüksektir. Bu politize olma düzeyinin yüksekliği sistem dışı mücadele ve örgütlenmelerin zayıflığının da etkisiyle seçimlere olan ilgiye de doğrudan yansımaktadır. Politize olma durumu devrimci durumun gelişkinliğine de işaret eden koşullar anlamına gelmektedir. Bu anlamda seçime katılımın yüksek olması boykot taktiğini yadsımaz. Seçimlere katılım düzeyi boykotun yeteri derecede kitleye taşınamadığı, kitlelerin örgütsüzlüğünün yarattığı sonuç olarak görülmelidir. Ancak düzen partilerinin, TÜSİAD’ın ve tüm düzen güçlerinin, reformist-oportünist kurumların hepsinin ortak bir biçimde “seçimlere katılım” ve “oy verme” çağrısında buluşmasının etkisi de yadsınmamalıdır.” denilmiştir.
“Meclis içi sol muhalefet gerçekliği” ve Meclise odaklı siyaset tarzı başlığı ile devam eden açıklamada sol siyasetin meclise hapsolduğu,burayı bir mevzi haline getirdiği noktasında belli eleştiriler yapılmıştır. Yapılan açıklamada “Özellikle HDP’nin “barajları yıktık” söylemi ile kitlelerdeki parlamenter algı ve beklentiler diri tutulmaya çalışılmaktadır. Daha önce de barajlar yıkılmıştı ve mecliste bulunma hali sağlanmıştı. Bu süreç sınıf mücadelesinin gelişimine hizmet etmemiş kitlelerde pasifizme yol açan bir sonuç üretmiştir. Kitleler bir kez daha yanılsamalı bir zaferle pasifizme ve parlamenterizme yönlendirilmektedir. Gerçekler bir kez daha gizlenmekte, faşizmin her seçim sonrası yoğunlaşan saldırılarına karşı kitleler donanımsız bırakılmaktadır. Bu seçimlerle aynı zamanda şu açığa çıkmıştır ki artık ülkemizde meclis içi bir “sol siyaset” kemikleşmiştir. Ne pahasına olursa olsun faşizmin incir yaprağı olan meclic “sol-demokrat-devrimci” bu kesimler tarafından terk edilmemekte, terk edilmek istenmemektedir! Seçim zaferleri elde etme uğruna bu “sol-devrimci-demokrat” meclis içi muhalif güçler egemen sınıfların muhalif klikleriyle her türlü ittifak arayışına girebilecek noktaya gelmişlerdir. 24 Haziran vesilesiyle meclis aracılığıyla, uzlaşmacılığa oturmuş “devrimci-demokrat-sol” bir muhalefet karakter kazanmıştır. Bu mevzi onlar için esas ve ana eksen haline gelme eğilimindedir. Sokakta kazanacağız söylemi kuru bir ajitasyon haline gelmiştir” denilmiştir.
Seçimden sonra ortaya çıkan tablonun krizin derinleşmesi adına bir avantaj olarak görülmesi gerektiğinin belirtildiği açıklamada “meclise ve sistemiçiliğe sırtını dönmüş bir yönelimle mücadeleye odaklanmak, kitlelerin devrimci enerjisini özellikle yaşadıkları somut sorunlar ekseninde politik güce dönüştürmek, işçi sınıfı ve emekçi kitleleri bu sorunlar etrafında seferber etme görevi önümüzde durmaktadır” denilerek açıklama sonuçlandı.









