
İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu bugün İHD İstanbul Şubesinde gerçekleştirdiği bir basın toplantısı ile ‘’ Marmara Bölgesi Hapishaneleri 3 Aylık (Nisan-Mayıs-Haziran 2020) Hak İhlalleri raporunu kamuoyu ile paylaştı. Açıklamayı İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri yaptı. Hapishanelerde hak ihlallerinin Pandemi sürecinde daha da arttığına dikkat çekilen açıklamada, hapishanelerdeki hak gasplarına karşı kamuoyu duyarlılığının önemli olduğunun altı çizildi.
Kamuoyu ile paylaşışan Marmara Bölgesi Hapishaneler Raporu şu şekilde;
A-Giriş
‘’Bu rapor; Marmara Bölgesi’nde bulunan hapishanelerden İHD İstanbul Şubesi’ne 2020 yılının Nisan, Mayıs, Haziran aylarında yapılan hak ihlali başvurularının derlenmesi ile oluşturulmuştur. Raporda Marmara Bölgesi dışından derneğimize gelen ve takibi yapılan başvurulara da ayrıca yer verilmiştir.
Raporumuza temel teşkil eden başvurular; hak ihlallerinin yaşandığı hapishanelerde tutuklu veya hükümlü bulunan mahpuslarca mektup, faks ve mahpus aileleri veya avukatları tarafından telefon, mail veya derneğe gelmek suretiyle yapılmıştır.
Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında şubemize 25 farklı hapishaneden başvuru yapılmıştır. Başvuru yapılan hapishaneler aşağıda belirtilmiştir.
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (CİK), Edirne F Tipi Kapalı CİK, Maltepe 1 Nolu L Tipi Kapalı CİK, Kocaeli/ Kandıra 1 ve Nolu F tipi Kapalı CİK, Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli CİK, Sincan L Tipi CİK, Bakırköy Kadın Kapalı CİK, Bafra T Tipi CİK, Kayseri Kadın Kapalı CİK, Maltepe L Tipi CİK, Trabzon T Tipi Kapalı CİK), Ödemiş T Tipi CİK , Kahramanmaraş Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı CİK, Kastamonu E Tipi Kapalı CİK, Menemen T Tipi Kapalı CİK, İzmir Aliağa 2 Nolu T Tipi CİK), Kırıkkale Hacılar F Tipi CİK, Kırşehir E Tipi CİK, Manisa Akhisar T Tipi CİK, KIRKLARELİ E Tipi CİK, Şakran 3 Nolu T Tipi CİK, Osmaniye 2 Nolu T Tipi CİK, Burhaniye T Tipi CİK, Balıkesir Bandırma 2 Nolu T Tipi CİK, Urfa Hilvan T Tipi CİK. Hapishanelere göre başvuruların dağılımı tablo 1 de gösterilmiştir.
Şubemize; Nisan ayında 32, Mayıs ayında 31, Haziran ayında 124 olmak üzere toplam 187 başvuru yapılmıştır. Yapılan başvuruların aylara göre dağılımı tablo 2 de gösterilmiştir.
Derneğimize yapılan 187 başvurunun 4’ü kadın, 2’si LGBTİ+ birey , 181’’i erkek mahpuslar tarafından, 12’si adli mahpus, 175’i politik mahpuslar tarafından yapılmıştır.
Kadın, LGBTİ, erkek başvurucu/mahpus sayısı tablo 3 ve adli ve politik mahpus sayıları tablo 4 de gösterilmiştir.
Her bir başvuru birden çok ihlal iddiası içermekte olup, 187’ başvuruda toplam 2314 ihlal tespit edilmiştir. Nisan ayında, 533, Mayıs ayında: 645, Haziran ayında ise 1136 ihlal yaşanmıştır.
Başvuruların ihlal alanlarına göre dağılımı aşağıdaki tabloda ayrıntılarıyla verilmiştir.
Tablo 6
| Sağlık Hakkı İhlali | 161 | Kötü muamele, darp, işkence | 177 |
| Sohbet, spor, ortak kullanım alanlarının yasaklanması | 195 | Ayakta sayım | 15 |
| Haksız disiplin cezaları | 2 | Sürgün sevk | 4 |
| İnfazda ayrımcılık | 120 | Süreli- süresiz yayın kitap ve Mektup yasakları | 151 |
| Görüş yasağı ve iptali | 150 | Haksız tutukluluk ve adil yargılanmama şikayetleri | 132 |
| Hastane sevklerinin iptali | 101 | Revire çıkarılmama | 107 |
| Hücre cezası | 3 | Sevk talebinin karşılanmaması | 6 |
| Psikolojik baskı | 20 | Telefon görüşünün sınırlandırılması | 43 |
| Yazılan dilekçelerin işleme konulmaması ve cevap verilmemesi | 20 | Kantin yasağı ve fahiş fiyat uygulaması | 45 |
| Diyet yemeği verilmemesi | 9 | ||
| Hasta mahpusların ilaçlarının verilmemesi | 21 | Koli yasağı | 10 |
| Yazlık giysilerin verilmemesi | 10 | Traş makası ve makinesinin alınmaması | 17 |
| Koğuşların gözetlenmesi | 2 | Mahkemelerin gizli yapılması | 5 |
| Ailelere bilgi verilmemesi | 20 | Yemeklerin az ve yetersiz olması | 257 |
| Bebek mamasıyla beslenmek zorunda olanların ihtiyacının karşılanmaması | 3 | Genel olarak Hijyen ve temizlik malzemesi kısıtlaması | 203 |
| 89 | Radyo verilmemesi | 1 | |
| Suların akmaması | 30 | Covid-19’a karşı önlem alınmaması Kolonya, maske, eldiven el dezenfektanı verilmemesi ( 89 ) | 283 |
| Karantina uygulamasında keyfiyet | 11 | Covid-19 pozitif olanlar | 3 |
| Toplam | 2314 |
Ekte sunduğumuz raporumuzun ayrıntılarında da görüleceği gibi; üç ay boyunca mahpuslara yönelik fiziki saldırılar, tehdit, darp ve işkence devam etmiştir. COVİD 19 salgınıyla mahpuslara yönelik keyfi uygulamalar ve ihlaller had safhaya çıkarılmıştır. Karantina adı altında hücre cezaları normalleştirilmiş, bütün sosyal haklar kaldırılmış tecrit ve izolasyon derinleştirilmiştir. Aile ve avukat görüşleri yasaklanmış, hastane sevkleri iptal edilerek mahpusların tedavi olanakları tamamen ellerinden alınmıştır. Deyim yerindeyse mahpuslar bu süreçte gözlerden uzak ölüme terk edilmiştir. Birçok hapishanede saldırılar, hak gaspları, baskılar, haksız ve yasalara aykırı uygulamalar rutin hale getirilmiştir. Disiplin cezaları,süreli-süresiz yayınlar ve kitap yasakları ile mektup yasakları, resmi kurumlara yazılan yazılar ve suç duyurusu dilekçelerinin gönderilmemesi, sohbet ve spor haklarının kullandırılmaması yanında hapishane kantinleri kapatılmış, açık olan kantinlerde ise çeşit azlığı ve fahiş fiyatlar uygulanmıştır. Kandıra F Tipi CİK de mahpuslara 10 gün normal yemek verilmemiş, paket hazır çorba verilerek beslenme ihtiyaçlarını karşılamaları istenmiştir. Bu duruma, infaz yasası değişikliği ile yemeklerin yapıldığı açık cezaevlerindeki mahpusların tahliye olması gerekçe gösterilmiştir.
Bu dönemde uygulanan kısıtlamalar ve yasaklar için keyfi gerekçeler öne sürülmüştür. Örneğin bir mahpusun kulplu çay bardağı talebi, sırf kulplu olduğu için karşılanmamıştır. Ya da mahpuslara içinde alkol var denilerek kolonya verilmemiştir. Ya da yazlık giysilerini isteyen mahpusa “veremeyiz giysiler depoda” denilmiştir. Ailelerin gönderdiği paralar mahpuslara geç teslim edilerek ihtiyaçlarını karşılamaları engellenmiş, mahpuslara maske, dezenfektan, temizlik ve hijyen malzemeleri verilmemiş kendi paralarıyla almaları da engellenmiştir. Yine bazı hapishanelerde sıcak su ihtiyaçları karşılanmamış, fiziki mesafe kuralına imkân vermeyecek şekilde mahpuslar kalabalık koğuşlara konulmuş, zaman zaman 10 kişinin kalması gereken koğuşta 30- kişi kalmak zorunda bırakılmıştır.
RAPORDA YER ALAN BAŞLICA HAK İHLALLERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA VE ÖRNEKLER
İŞKENCE-DARP-KÖTÜ MUAMELE:
Hapishanelerde tehdit, darp, kötü muamele ve işkence olağan hale gelmiş bulunmaktadır. Hapishanede korana salgını bahanesiyle hücre cezası olağanlaştırılmış, terör kimliği” taşıma zorunluluğu, ayakta sayım dayatması kabul etmeyen mahpusların hücrelere atılması gibi uygulamalar bu üç ay boyunca da devam etmiştir.
- 28.04.2020 tarihinde telefon mesajıyla başvuruda bulunan S. Ç.: Silivri 5 Nolu L Tipi ceza İnfaz Kurumunda tutulan Kardeşi Cengiz Sinan Halis Çelik’in epilepsi ve kanser hastası olduğunu. Buna rağmen tek başına tutulduğunu ve verilen disiplin cezaları nedeniyle bir yıldır ailesiyle görüşemediğini, işkence, kötü muamele ve keyfi uygulamaları kabul etmedikleri için sürekli hücre cezası verildiğini, kardeşine bugüne kadar 19 hücre cezası verildiğini aktarmıştır.
İLETİŞİM YASAKLARI:
Mahpusların bu dönemde de en çok ihlal yaşadıkları konulardan biri iletişim yasaklarıdır. Kitap, gazete, dergi gibi süreli ve süresiz yayınların verilmemesi, dışarıdan gönderilen gazete ve dergilerin alınmaması, ailelerin gönderdiği kargoların verilmemesi, yine mahpusların yazdığı mektupların hiçbir gerekçe gösterilmeden gönderilmemesi ve mahpuslara gönderilen mektupların verilmemesi yanında görüldü damgalı yazılara, dilekçe, faks veya mahpusların kitap veya dergilerden yaptıkları alıntılardan oluşan el yazmaları, yine idare tarafından görülmüştür damgası vurulmuş yazılı metin veya fotokopilere el konulması, genel sorunlar arasındadır.
Covid-19 salgını da bahane edilerek mahpusların aileleriyle görüşmesi ve tüm sosyal hakları iptal edilmiştir. Avukat görüşü kısıtlanmış, mahpusların yakınlarıyla yaptıkları telefon görüşmesine keyfi engellemeler yoğunlaşmıştır.
- SELÇUK ÇELiK – ERDi SiDAL (Kırıkkale Hacılar F Tipi Hapishanesi)
23.05.2020 tarihinde şubemize mail yoluyla yapılan başvuruda C. Ç.: Kırıkkale Hacılar F Tipi Hapishanesinde ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan 24 Ağustos 1986 doğumlu oğlum Selçuk ÇELİK ve beraberinde aynı hücrede kalan Erdi SİDAL’e Covid-19 başladığından beri açık ve kapalı görüş yasağı uygulandığını, her hafta yapılması gereken telefon görüşmelerinin ise 15 günde bir gerçekleşebildiğini belirterek, sorunun çözümü için yardım talep etmiştir.
- Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesinden; 24.06.2020 mektup yoluyla derneğimize başvuruda bulunan Coşkun Akdeniz ve Yaşar Eriş:
“16 Mart tarihinden itibaren Covid-19 tedbirleri kapsamında hapishanelerdeki tecrit koşulları sıkılaştırılmış, dışarısı ile temasımız telefon ve mektuplar dışında kesilirken, içeride de tüm sosyal içerikli faaliyetler durdurulmuştur. Bu süreçte iki önemli noktada ciddi sıkıntılar yaşanmıştır, yaşanmaktadır. Bunlardan ilki sağlık; sağlığın korunması hakkı, ikincisi ise sosyal faaliyet hakkıdır.
Sosyal faaliyet hakkı temel haklarımızdandır. 16 Mart tarihinden itibaren tüm sosyal faaliyetler iptal edilmiştir. Bu uygulama devam etmektedir. Dışarısıyla teması olan biz değiliz, personeldir. (İki personel de vardiyalı olarak hapishanede kalmaktadır, dışarıyla bu süreçte temasları kesilmiş durumdadır) Biz de telefon, sayım, yemek dağıtımı gibi durumlarda personelle sınırlı da olsa temas etmekteyiz. Bu koşullarda personelle sınırlı temas esnetilmeden faaliyetler, sohbet, spor, kütüphane başlatılabilecekken bu yapılmamaktadır.” Demişlerdir.
- FIRAT EGE – MURAT AKIN- NEVZAT ÖZDEMiR-BARIŞ AKBAŞ-HAMZA DOĞRUL-ÇETiN ELMAS-SERDAR ÖZER- ÖZGÜR DUMAN- CiHAN DEMiR- NiHAT GÜNEŞ- METiN KAYA- FIRAT EGE-MEHMET SALiH EROL- AYDIN BURAK-ERCAN DUMAN- FEYYAZ DENiZ-MEHMET SALiH YANAK-AYHAN KARAATAY ( Silivri 5 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesi)
29.06.2020 tarihinde derneğimize mektup yoluyla yaptıkları başvuruda:
“Ceza infaz kurumlarında bütün haklarımız askıya alınmış durumdadır. En temel insani hak olan tedavi alam hakkı bile yerine getirilmemektedir. Bundan dolayı Vefa Kartal ve Sabri Kaya arkadaşlarımız gerekli tedaviden yoksun kaldıkları için yaşamını yitirmişlerdir. Aynı riski taşıyan birçok tutsak mevcuttur. Bütün başvurularımıza rağmen gerek Adalet Bakanlığı gerekse de ilgili makamlar bizi duymazdan gelmiştir.
Bunun yanı sıra Korona virüs nedeniyle bulunduğumuz infaz kurumunda bütün sosyal ve yasal haklarımız ihlal edilmektedir. Ailelerimizle yeteri kadar iletişim kuramıyor ortak alanlara çıkamıyoruz. Arkadaşlarımız revirlere çıkarılmıyor tedaviler yapılmıyor. Yasal bir hak olan bir yıllık denetimli serbestlik hakkı keyfi bir şekilde engelleniyor. Ailelerimizin gönderdiği mektup kargo gibi eşyalar dâhil aylarca verilmiyor. Demişlerdir.
SAĞLIK VE TEDAVİ HAKKI İHLALLERİ:
Komisyonumuza yapılan tüm başvurularda mahpuslar, etkili bir revir hizmeti alamadıklarını, kampus içinde tam teşekküllü hastanelerin bulunmadığını, tam teşekküllü hastanelere sevk için ise aylarca bekletildiklerini belirtmişlerdir. Sorunlar; revire sevk edilmeme ya da geç sevk edilme, acil durumlarda dahi aylar sonra hastaneye sevk, hastaneye sevk edilse dahi kontrol, tetkik ve muayenelerin randevularına zamanında götürülmeme, hastane gidişlerinde hasta mahpuslara ters kelepçe takılması, hastanelere kafes denilen hücreli ring araçlarıyla götürülmeleri, çıplak arama zorlamasını kabul etmeyen hasta mahpusların hastanelere götürülmemeleri, doktor muayenesi sırasında askerin odadan çıkmak istememesi, muayene sırasında mahpusun kelepçelerinin çıkarılmaması, kelepçeli ve jandarma eşliğinde muayeneye zorlanma gibi uygulamaların yanında Karona virüs salgını bahanesiyle de mahpusların bütün hastane randevularının iptal edilmesi biçiminde ortaya çıkmıştır. Bu sorunları yaşayan mahpuslar arasında kanser hastaları, acil ameliyat edilmesi gerekenler, düzenli ilaç kullanması gerekenler de bulunmaktadır. Bu dönemde birçok mahpusa düzenli kullandığı ilaçlar temin edilmemiş, revire dahi çıkarılmamışlardır. Mahpusların tedavileri bu dönemde tamamen durdurulmuştur.
- 22.04.2020 tarihinde derneğimizi telefonla arayarak başvuruda bulunan S. D.: Abdulsemet Durak’ın 18 Nisan 2020 tarihinde Kahramanmaraş Türkoğlu cezaevinde kalp krizi geçirdiğini ancak ailesi olarak kendilerine idare tarafından haber verilmediğini, 22 Nisan 2020 tarihinde saat 17:00 sularında olağan haftalık telefon hakkı sırasında mahpusun ailesine durumu bildirdiğini, anlatımına göre; kriz geçirdiği sırada ağır psikolojik baskıya maruz bırakılarak ölümüne olanak yaratıldığını, kendi taraflarına geçmesini isteyip onu ağır bir baskıya maruz bıraktıklarını, hastaneye transfer sırasında sağlığı için ferah bir ortam sağlanması gerekirken kelepçelerinin bile açılmadığını, Aynı şekilde anjiyo sonrasında yoğun bakım süresince de 3 gün boyunca kelepçeli tutulduğunu, doktorun By-pass ameliyatı önerdiğini ancak fakat ameliyat sonrasında tekrar cezaevine gönderileceği için ve cezaevi şartları el vermeyeceği için hapishane koşullarında enfeksiyon riski çok olduğu için kabul edemediğini, 3. Kez geçirdiği kalp krizinin tekrarlanması halinde yaşamını kaybedeceğinin söylediğini.” Aktarmış ve sorunun “İlgili mecralara duyurulup gerekli başvuruların yapılmasını arz ediyoruz.” Demiştir.
- VELi ÖZDEMiR – (Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi C-Tek-98) 16.04.2020 tarihinde derneğimize mektup yoluyla başvuruda bulunan Veli Özdemir, mektubunda:
“ 2020’nin Ocak ayında boğazımda oluşan şişkinlik nedeniyle Tekirdağ Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz bölümüne sevk edildim. Doktor muayenesi sonrası ultrason çekildi ve Tiroit bezinde 14 milimlik bir nodül tespit edildi. Bunun üzerine 31.01.2020 tarihinde Endokrinoloji bölümüne sevk edildim. Doktor muayenesi sonrası kan testi yapıldı. Yine Endokrinoloji doktorunun isteğiyle 06.02.2020’de kan, 07.02.2020’de de İdrar örneği alındı. Bu testlerde değerlerin yüksek çıkması sebebiyle tarafıma Mart ayında “ilaçlı film” çekileceğim söylendi. Fakat Covid-19 salgını nedeniyle hastanelerde yaşanan yoğunluk sonucu sevkimin iptal edildiğini öğrendim. Bunun üzerine hapishane idaresine hastalığımın önemli olduğunu, kimi zaman boğazımda basınç oluştuğunu, nefes alırken zorluk oluştuğunu, yutkunmada aynı şekilde yer yer sorun yaşadığımı belirtmem sonrası tekrardan hastaneden Tiroit bezindeki nodülün niteliğinin öğrenilmesi için çekilecek film için Mayıs ayına gün alındı.
Covid-19 salgınının ve salgın nedeniyle alınan tedbirlerin ne zaman sonlandırılacağı belirsizdir. Hastanelerdeki durum anlaşılmaz değildir. Ancak tüm servislerin çalışmalarının durdurulmadığı da bilinmektedir. Bu noktada, bu tür hastalıklarda erken teşhis ve tedavisinin önemli olduğu biliniyor. Erken teşhis ve tedavi hakkımın korunması ve başka hastalıklara dönüşmemesi için sizden talebim hastane sevkimin tekrardan iptal edilmemesi için girişimde bulunmanız ve tedavi hakkımın sağlanmasıdır.” Demiştir.
COVİD-19’e Bağlı yaşanan sorunlar
Pandemi sürecinde özellikle risk grubunda bulunan yaşlı, hasta, engelli, hamile ve çocuklu mahpusların serbest bırakılmaları ve bu süreci dışarıda atlatmalarına olanak sağlanması, bunun yanında hapiste tutulacaklar açısından gerekli fiziki mesafe, beslenme, hijyen ve tedavi koşullarının sağlanması talebimizi defalarca dile getirmiş bulunuyoruz.
ALI ÇiÇEK (Silivri 7 Nolu L Tipi Hapishane B-10 Koğuşu)
14.05.2020 tarihinde İHD Genel Merkezinden e-mail yoluyla şubemize yönlendirilen başvuruda B. S. Ç.:
“Eşimin 06.05.2020 Çarşamba günü gelen telefonu ile yıkıldık ve covid19 hastası olduğunu öğrendik. Hemen e-nabız sistemine girip kontrol ettiğimizde ise Covid/19 test sonucu pozitif çıktığı belli oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının da resmî açıklama yapması üzerine bu durum netleşmiştir.
Eşimin ve cezaevinin olumsuz şart ve koşulları ile covid/19 virüsünü yenemeyeceği konusunda endişeliyim. E-nabız üzerinden her gün muayene olduğunu gördük ve öyle zannettik. Bugünkü telefon görüşmemizde “sadece ateşimize bakılıyor o aletler bile muhtemelen bozuk yanlış sonuç çıkarıyor, içeride durumu ağır olanlar var yeteri kadar ilgilenilmiyor. Yemeklerimiz zaten her daim sıkıntılı, kantin yok denecek kadar az” dedi eşim. Bu hastalığı böyle olumsuz koşullarda nasıl yenmemizi bekliyor yetkililer? Dışarıda evde kalın sosyal mesafeyi koruyun yemek yemenize dikkat edin, bulunduğunuz ortamı dezenfekte edin deniliyor sürekli ama cezaevi koşullarında ne yemekler normal ne de temizlik dezenfekte mümkün. Kolonya dahi yasak, sıcak su sıkıntısı varken nasıl atlatacak bu insanlar hastalığı.
Koğuşlar çok kalabalık 7 kişi için düzenlenen koğuşta 36 kişi bazı koğuşlarda ise 43 kişi. Covid 19 hastaları bu kalabalıkta tedavi olmaya çalışıyorlar. Bir koğuşta sadece 2 tuvalet 2 banyo bulunuyor. 40 küsur kişi bu alanları kullanırken nasıl iyileşebilecekler?” demiş ve yardım talep etmiştir.
MEHMET EKERBiÇER (Silivri 8 Nolu L Tipi Hapishane C6 Koğuşu)
14.05.2020 tarihinde İHD Genel Merkezinden e-mail yoluyla şubemize yönlendirilen başvuruda Ş. K.:
“Eşim Mehmet Ekerbiçer Silivri 8 nolu cezaevi C6 koğuşunda kalmaktadır. Cumartesi günü yapılan covid testi pozitif çıkmıştır. Şu an 7 kişilik koğuşta kapasitenin çok üzerinde kalmaktadırlar. Bu kalabalık ve hijyenik olmayan koşullar bu ağır pandemi sürecini atlatmalarını çok zorlaştırmaktadır. İnfaz yasasından sonra verilen yemek miktarı çok azalmış, kantin alışverişi sekteye uğramıştır. Sizlerden ricam bu mağduriyetimizi duyurmanızdır” şeklinde beyanda bulunmuştur.”
YASiN SOLMAZ (Silivri L Tipi 7 Nolu Hapishane C-7 Koğuşu)
14.05.2020 tarihinde derneğimize e-mail yoluyla başvuruda bulunan E. S.:
Silivri cezaevi L tipinde 7 nolu C7 koğuşta yatmakta iken şu an koronaya yakalandığı için hangi koğuşta yattığını bilmediğim oğlum YASİN SOLMAZ dün akşam saatlerine doğru eşini aradı. İlk biz üzülmeyelim diye hep olumlu konuşuyordu. İlk defa her şeyi tüm gerçekliğiyle anlatacağım demiş ve eşine anlatmış. Doğru düzgün yiyecek verilmediği, temiz ortam ve hava olmadığı, kantinin kapalı olduğu, kimsenin ilgilenmediği kendilerinin bir yere tıkılıp bırakıp gittiklerini, kimsenin ilgilenmediğini, kendilerine vebalı gibi davrandıklarını, kantinin kapalı olduğu (açık cezaevi tahliyesinden bu yana kantinden kendi aldıkları ile de beslenemiyorlar artık) söylemiş. En son kapatırken helallik istemiş ve bir daha görüşürüz veya görüşemeyiz demiş. Hangi yürek dayanır buna soruyorum size? Oğlum resmen ölüme terk edildi orada, acile hastane kaldırılması gerekmektedir. Telefonda çok öksürüyormuş ve ayrıca 6 Mayıs sabahleyin pozitif çıkınca 7 Mayıs akşamı zoraki olarak hastaneye kaldırılıp soğuk algınlığı ilaçları ile tekrar koğuşa döndürüldü. Eğer gerçekten tedavi etselerdi kontrole gönderirlerdi. 5 günlük soğuk algınlığı ilacından sonra kontrole gönderilmedi. Oğlumu hastaneye göndermiyorlar ve ağırlaşmasını ölmesini bekliyorlar.” Demiştir.
SERHAT BULUT ( Urfa Hilvan T Tipi Hapishane)
25.06.2020 tarihinde derneğimize gelerek yazılı başvuruda bulunan H. B.:
“10 kişilik koğuşlarda 20’den fazla kişi kalıyor. Herhangi bir hijyen tedbiri alınmıyor. Bir tek maske veriliyor, o da telefona çıktıklarında. Kantin alışverişinin fiyatlarını keyfi şekilde yükseltmişler. Bir süre sıcak yemek hiç verilmedi, konserve verildi, şu anda da verilmiyor. Ailelerin hesaplarına yatırdıkları parayı keyfi olarak 15-20 gün sonra hesaplarına geçiriyorlar. Gelen kargolar keyfi olarak ya geç veriliyor ya da verilmiyor. Korona sürecinde yaşanan kapalı görüşte hiçbir önlem alınmamıştı. Tek yaptıkları, bir aletle sana su gibi bir şey sıkmak.” Demiştir.
ERDOĞAN ÜÇAR (Şakran 3 Nolu T Tipi Hapishanesi)
15.06.2020 tarihinde derneğimize e-mail yoluyla başvuruda bulunan M. Ü.:
“Kardeşim Erdoğan Üçar, midesindeki ülser rahatsızlığı sebebiyle 10 Haziran Çarşamba günü hastaneye kaldırıldı. Hastane dönüşü Covid-19 tedbirleri kapsamında 14 günlük karantinaya alındı. Fakat karantina süreci bahane edilerek tek kişilik hücreye alındı. Havalandırma, radyo, televizyon, gazete ve diğer tüm haklarından mahrum bırakılıyor. Üstelik ülser hastalığı sebebiyle yemeklerine dikkat etmesi gerekirken kendisinin yiyemeyeceği yemekler veriliyor.” Demiştir.
NACİ BiLiCi -ENES ÖZALP-HATiP OYMAN (2 Nolu F Tipi Hapishane Kandıra /Kocaeli)
28.05.2020 tarihinde derneğimize mektup yoluyla başvuruda bulunan Naci Bilici -Enes Özalp-Hatip Oyman:
Tüm dünyanın Covid-19 salgınından dolayı yoğun mücadele içinde olduğu bu dönemlerde en büyük riski cezaevleri taşımaktadır. Fakat bu gerçekliğine rağmen hem gerekli tedbirler alınmıyor hem de virüs bahanesiyle birçok hak ihlali yaşanıyor.
Sağlık Bakanlığının açıkladığı ve hükumetin de yirmi dört saat propagandasını yaptığı bedava maske dağıtımı, maalesef devletin sorumluluğunda olan biz tutuklu ve hükümlülere henüz dağıtılmamıştır. Bırakın bedava dağıtmayı paramızla bile alamıyoruz. Yine temel bir ihtiyaç olan el dezenfektanının bizlere bedava dağıtılması gerekirken kantinden fahiş fiyatla (35 TL) almamız isteniyor. Ki, kantinde el dezenfektanı diye satılan da, içinde zehirli maddeler bulunan, cilde zarar veren yakıcı bir dezenfektandır.
Virüs bahanesiyle aile ziyaretleri yasaklandı, tüm sosyal faaliyetler kaldırıldı. Ziyaretler olmadığından doğal olarak ailelerimiz ihtiyaçlarımızı koli ile göndermektedir. Fakat koliler de virüs bahanesiyle verilmiyor. Depodaki eşyalarımıza ihtiyacımız olduğunda da “depo kapalı” bahanesi ileri sürülüyor. Şu an bu sıcakta birçok arkadaş kışlık elbiselerle idare ediyorlar.
Korona virüse karşı en iyi savunma hijyen ve sağlıklı beslenmedir. İnfaz yasası çıktıktan sonra bizlere on gün boyunca yemek verilmedi. Yemek mahiyetine kişi başı her öğün poşetlerde olan bir tane çorba verildi. Yazdığımız onca dilekçeye rağmen yemekler halen düzeltilmiş değil. Gerekçeleri ise “yemekleri açık cezaevindeki mahkûmlar yapıyordu, onlar tahliye olunca yemek yapacak kimse kalmadı onun için hazır şeyler veriliyor”. Koskocaman devlet yasa çıkarmasını biliyor da tahliye sonrası 4-5 cezaevinin günlerce aç kalacağını öngöremiyor mu?
Aylardır berbere malum gerekçeyle çıkarılmıyoruz. Odalara makas ve makine verilmesine dönük taleplerimiz de görmezden geliniyor.” Demiştir.
HAKSIZ TUTUKLULUK, ADİL YARGILANMA HAKKI İHLALLERİ ve AYRIMCILIK
Haksız tutuklama ve adil yargılanma hakkının ihlali şikayetleri son süreçte öne çıkmıştır. Genel olarak yargı sistemi ile ilgili bu konuda yargılama sürecinde seslerini duyuramayan mahpuslar tutuklandıktan ya da ceza verilmesinden sonra da bu konudaki şikayetlerini ve taleplerini iletmeye devam etmektedirler.
Ayrımcılık şikayetleri ise infazda ayrımcılık ki son infaz yasası değişikliği bu ayrımcılığı daha görünür hale getirmiştir ve genel ayrımcılık pratiklerine dair şikayetlerle karşımıza gelmektedir.
MAHMUT ABA – (2 Nolu T Tipi Kapalı Hapishane B-13 Aliağa/İzmir)
20.05.2020 tarihinde mektup yoluyla derneğimize başvuruda bulunan Mahmut Aba, mektubunda:
“Size yazmamızın nedeni 694 sayılı KHK’nın 151. Yasa maddesine ilişkindir. Bu yasa, disiplin cezaları ile denetimli serbestlik süresini yeniden düzenlediğinden bizim için önem arz etmektedir. Lakin eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme olduğundan daha önce kimi arkadaşlarımız valilik ve meclis kamu denetçiliği kurumuna yazarak yasanın bizleri de kapsamasını talep etmişlerdir. Bu kurumlar (ombudsmanlık) talebimize olumlu yaklaştıkları halde, hukuki açıdan bir şey yapamayacaklarını, idari bir karar olduğundan ancak Danıştay’ın ilgilenebileceğini belirtmişlerdi. Dolayısıyla kişisel olarak Danıştay’a başvuramadığımızdan kurum olarak (bize aktarılan ancak bir kurumun başvuru yapabileceğidir) bu konuyu adımıza Danıştay’a götürmenizi rica edecektik. Bu talebimizi nasıl değerlendireceğinizi bilmiyoruz ancak bu konuda bize yardımcı olabilirseniz çok iyi olacak ve memnun kalacağız.” Demiştir.
SERKAN KESER (Silivri 8 Nolu L Tipi Hapishane)
12.05.2020 tarihinde derneğimize e-mail yoluyla başvuruda bulunan D. K.:
“Eşim Serkan Keser 7 aydır tutuklu bulunduğu dosyadan duruşmaya çıkarılmadı. 14.05.2020 günü duruşması vardı, duruşmadan önce 11.05.2020 tarihinde hiçbir bilgimiz olmadan 29.06.2020 tarihine ertelenmiş. Eşim şu anda tutuklu, suçlu veya suçsuz olduğu belli değil, eğer duruşma yapılsaydı şahitler dinlenecekti, savunma yapılacaktı. Bunların hiçbirini yapamadık. Bu durumda adil bir yargılama mümkün olmamıştır.” Demiştir.
CEZMi KARTAL – AHMET KARAGÖZ, MECiTALKA- ( 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishane Kocaeli):
03.04.2020 tarihinde mektup yoluyla derneğimize başvuruda bulunan; Cezmi Kartal, Ahmet Karagöz, Mecit Alka, mektuplarında;
“Salgının özellikle son bir ay içerisinde Türkiye’de de yaygınlık gösterdiği biliniyor. Risk grubunda bulunan hasta, yaşlı ve ağır sağlık problemleri, kronik rahatsızlıkları bulunan birçok arkadaşımız var ve bunların acilen tahliye edilmesi gerekmektedir. Corona gibi küreselleşen ve hızlı bir şekilde can kayıplarına yol açan bir salgın karşısında cezaevlerinin yeterli imkânı bulunmamakta, bireysel önlemler yeterli olmamaktadır. Bu koşullarda şimdiden birçok ülkede tutsaklar tahliye edildi. Bu, olması gereken ve yerinde bir politikadır. Türkiye’de de bu yönlü adımlar atılacağı beklentisi mevcut. Ancak bu konuda öncelikler dikkate alınmamaktadır. Öncelikle risk grubunda olan hasta ve yaşlı tutsakların bırakılması gerektiği açıktır. “Demişlerdir.
ULAŞ DENiZ – HÜSEYiN GÖZBEBEYi – CANER SERMET (1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishane Kocaeli)
08.04.2020 tarihinde derneğimize mektup yoluyla başvuruda bulunan Ulaş Deniz – Hüseyin Gözbebeyi – Caner Sermet, gönderdikleri mektupta:
“Bizler Kandıra 1 Nolu F Tipi cezaevinde siyasi davadan içeride bulunan tutsaklarız.
Bu hastalıkla mücadele etmenin ve yenmenin tek yolu hijyenik koşullarda yaşamaktır. Maalesef bu koşullar da cezaevinde bulunmamaktadır.
Böyle bir dönemde ayrımcılığa başvurmadan “eşitlik” ilkesi doğrultusunda hareket etmeleri ve bütün zindanları boşaltmaları gerekirken tam tersi bir durum ortaya çıkmıştır.
Sizlerin de bildiği gibi bu virüsten en çok etkilenen kesim, kronik hastalıkları olan kesimdir. Cezaevinde binlerce hasta tutsak bulunmaktadır. Normal şartlarda bu hasta tutsakların cezaevlerinde kalmaması gerekir. Fakat bırakalım normal şartları, Corona nedeniyle ölümle burun buruna oldukları bu dönemde bile hasta tutsaklar bırakılmamaktadır. Şu anda bulunduğumuz cezaevinde bile onlarca hasta tutsak bulunmaktadır. Örneğin Ulaş Deniz 8 senedir cezaevinde ve bu cezaevi şartlarında veremle mücadele ediyor. Yine Hüseyin Gözbebeyi 10 senedir cezaevinde ve 5 senedir sadece bebek mamasıyla yaşamını idame ettiriyor, mide rahatsızlığından dolayı hiçbir şey tüketemiyor. Durumun vahametini anlatmak için bu iki örneği verdim.
Sizden temel ricamız cezaevlerinin boşaltılması için ve özellikle hasta tutsakların bırakılması için bu durumla ilgilenip elinizden geleni yapmanızdır.” Demişlerdir.
BAŞVURULARIN TAKİBİ
Hapishanelerden derneğimize yapılan başvurular Hapishane komisyonu tarafından tek tek değerlendirilmekte ve sorunun çözümü için Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü (CTE), TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Cezaevleri idareleri ve cezaevinin bulunduğu ilin İl İnsan Hakları kurullarına yazılar yazılmaktadır. Ayrıca adli tıp, savcılıklar ve Tabib odasına da ihtiyaca göre yazılar yazılmakta, mahpusların hukuki sorularına ve örnek dilekçe taleplerine cevap verilmektedir.
Nisan, Mayıs, Haziran aylarında resmi kurumlarla toplam 120 yazışma yapılmış olup, 45 geri dönüş olmuştur.
Başvuru yapan mahpusların her birine, başvuru takibine ve gelişmelere dair mektupla bilgi verilmektedir.
Mahpuslar tarafından avukat talebi ve hapishaneye heyet gönderilmesi talebi yoğunluktadır. Bu talepler derneğimizin gönüllü avukatlarının çabaları ile karşılanmaktadır.
SONUÇ OLARAK:
Sunduğumuz rapor, şubemize yapılan başvuruları kapsamaktadır. Hapishanelerdeki ihlallerin ve keyfi uygulamaların çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Özellikle içinden geçtiğimiz süreçte mahpuslara yönelik baskı, işkence vahim boyutlara ulaşmıştır.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu olarak, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini sadece bilgi sunmak için rapor haline getirmiyoruz. Biliyoruz ki; hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri dışarıda yükselteceğimiz sesle engellenir. Hazırladığımız rapor, bir anlamda, hapishanelerde yaşanan devasa sorunlara ilişkin duyarlılık ve mahpuslarla dayanışma çağrımızdır. Hapishane Komisyonu olarak içeridekilerin küçük de olsa sesi olabilmeyi, yaşanan sorunlara duyarlılık yaratabilmeyi, sorunları görünür kılarak çözümüne katkı sağlamayı amaçlıyoruz.








