Connect with us

Makale

İ. Hakkı Adalı Yazdı: Faşist İktidarın Kobane Sendromu

Faşist iktidar bunun farkında, inandırıcılığını çoktan yitirmiş politikaların ve ajitatif söylemlerin eskisi gibi işe yaramadığını görüyor. Bu yüzden baskıyı, şiddeti arttırıyor. Baskı ve şiddet yönetememeyle koşut ilerliyor. Yönetememe derinleştikçe baskı ve şiddet politikaları daha da gelişiyor ve bu durum birbirini tetikleyen bir hal alıyor

Düşmeyen, düşürülemeyen Kobane’nin acısı unutulmamış meğer. Fırsat kollanmış, kalleşçe pusuya yatılmış. DAİŞ’te aldığı darbelere rağmen fırsat buldukça kalleşçe saldırıyor. Ne benzerlik! DAİŞ’e düşürttüremediği Rojava’yı parça parça düşürmeye çalışması da ondandır faşizmin.  Ocak 2018 Afrin’e işgal saldırısı, 2019 Ekim’inde Gri Spi ve Serekaniye işgal saldırıları da bundandır. Kobane’nin düşürülememesi, Kürtlere diz çöktürülememesi tarihe düşen bir not olarak “TC” devletinin, iktidardaki AKP-MHP faşizminin suratında iz bırakan Kürt ulusunun ve dostlarının tokatıdır.

Unutulmamış, unutulacak gibi de değil. Eli kanlı çetelerin “TC” devleti desteğiyle kuşattığı, en ağır silahları kullanarak daralttığı çember içinde kalan Kürt gerillalarının iradeleri ve ferdi silahlarının yardımına tereddütsüz koşan ve direnişi sahiplenen devrimci halk güçleri, çeşitli milliyetlerden  halklar DAİŞ çetelerinin çemberini kırmış, kuşatmasını yarmıştı. Bu aynı zamanda elini ovuşturarak “düştü-düşecek” diyen faşist iktidara da okkalı bir tokattı.

Halklar, Kürt ulusunun onurlu ve meşru mücadelesinde onları yalnız bırakmamış, en ön saflarda yerlerini alarak enternasyonal dayanışmayı, faşizme ve DAİŞ çetelerine karşı mücadeleyi birlikte örmüşlerdi. Bu ezilen halklar açısından önemli bir deneyimdi. Faşizme ve gericiliğe karşı birlikte mücadele edebilir ve birlikte yenebiliriz mesajıydı.

Bu mesaj günceldir.  

İdlib’e yaptığı askeri yığınağa rağmen sürekli gerilemek zorunda kalan, beslediği çetelerin dahi hedefi durumuna gelen işgalci faşist diktatörlük Suriye’de sıkışmış durumda. Libya’da yaptığı anlaşmalar boşa düşmek üzere, oraya taşıdığı çeteler baş ağrıtmaya başladı bile. Akdeniz’de efelenmeye çalıştı, gövde gösterisinde bulundu, her açıklaması “savaş”la başlayan, “gereği neyse o” ile kararlı olduğunu göstermeye çalışan iktidar NATO ve AB emperyalistleri devreye girince  “diyalog-diplomasi” diyerek attığı geri adıma helal getirmemeye çalışıyor.

Güney Kürdistan’a yönelik işgal saldırısında da durumu aynı. Elindeki en yüksek tekniği ve İdlib’ten ve  işgal ettiği topraklara yerleştirdiği çeteleri kullanarak Haftanin de “destan” yazmaya giden “TC devleti, sert kayaya çarptı. Kürt gerillasının direnişi karşısında geri çekiliyor.

Tüm bunlar oluyorken Ermenistan-Azarbeycan anlaşmazlığına müdahale etmekten de geri durmuyor. Elindeki çeteleri, askeri uzmanlarını, tekniğini, İHA,SİHA’sını, istihbaratını Azarbaycana göndererek savaş kışkırtıcılığından da taviz vermiyor.

Ekonomik olarak ta durum anlatıldığı gibi değil. “Uçuyoruz” söylemlerinin hepsi balon çıktı. Meğer uçuşa geçen şişirilen balonmuş. “TC” ekonomisi tarihinin en zor günlerinden birini daha yaşıyor.  Kasa tam takır. Döviz rezervi tükenmiş durumda. Faşist iktidarın tekçi ve yandaşa endeksli ekonomi-politikaları TÜSİAD gibi işbirlikçi tekelci sermaye örgütünü dahi çileden çıkarmak üzere. Faşist iktidar tekelci sermayeye güven de vermiyor. Eskisi gibi sıcak parada gelmiyor, tersine sermaye kaçıyor.

İç ve dış siyasette, ekonomide yaşanan tıkanma faşist iktidarı sıkıştırdıkça, iktidar da toplumu dahada kuşatan güvenlik tedbirlerine yöneliyor.  Halkların her türlü haklarını gasp ediyor, var olan kırıntıları dahi kullanmasını engelliyor, gelişen tepkilere ise anında şiddetle cevap veriyor. Eskisi gibi yönetme kabiliyetini yitirmiş durumda ve bu nedenle dozu gittikçe artan baskı ve şiddete başvurmaktan başka çareside kalmamış durumda.

Özcesi, yönetemiyor artık. İdari tedbirlerle, sopayla, işkence ve cezalarla yönetmeye çalışıyor. Eski ihtişamlı günleri geride kalmış durumda, satın alınmış ve faşist iktidarın borazanlığını yapan bir düzine kalemşorun, aydın müsveddesinin tekellerine aldıkları medya üzerinden her gece algı operasyonları yapmasına rağmen eskisi gibi toplumsal rıza da oluşmuyor. Toplum yalanlarla karın doymadığını, özgürlüklerin, demokrasinin, ekonomik refahın, dünya liderliğinin İHA ve SİHA’larla, işgalle, bekçi ve Takviye Hazır Kuvvet örgütlenmeleriyle, yandaşa peşkeş çekilen alanlarda yapılan inşaatlarla, Kürt düşmanlığıyla, ezilen inançlara, kadına ve cinsel kimliklere yönelik ötekileştirici-dışlayıcı politikalarla, toplumun aydın kesimlerine yönelik baskılarla gelmeyeceğini görüyor. Ve sorgulamaya, tartışmaya, alternatif arayışlara girmiş durumda.

Faşist iktidar bunun farkında, inandırıcılığını çoktan yitirmiş politikaların ve ajitatif söylemlerin eskisi gibi işe yaramadığını görüyor. Bu yüzden baskıyı, şiddeti arttırıyor. Baskı ve şiddet yönetememeyle koşut ilerliyor. Yönetememe derinleştikçe baskı ve şiddet politikaları daha da gelişiyor ve bu durum birbirini tetikleyen bir hal alıyor.

Faşist iktidar zayıf bir dönemi yaşıyor bir süredir ve bu zayıflık hırçınlaştırıyor, daha çok kuralsızlaştırıyor ve daha çok saldırganlaştırıyor. Ve saldırganlık arttıkça halk kitlelerinin, toplumun genelinin alternatif arayışı da daha çok belirginleşiyor, yakıcı hale geliyor ve faşizmin kaygılanmasına neden oluyor. Faşist iktidar dün kaygılanmıyordu, çünkü iç ve dış politikada emperyalistlerden ve gerici sınıflardan ve tekelci sermayeden destek alıyordu, toplumsal rıza üretebiliyordu, fakat bugün bu desteği yeterince alamıyor ve  toplumsal rıza üretmekte de zorlanıyor. Kaygılanıyor.

Haksız da değil.  7 Haziran, 31 mart seçim sonuçları unutulmuş değildir. Fakat buralarda elde edilen başarılara rağmen faşist iktidara geri adım attıramadığı, onu yenilgiye uğratmadığı, faşizmi geriletmediği de görülmüştür.

Oysa Kobane öyle değildir. Faşizm ve desteklediği gericilik Kobane’de, sahada yenilgiye uğratılmış, yenilgi taddırılmıştır. Faşizme anladığı dilden ve anladığı mücadeleyle cevap olunmuştur. Bu yüzden Kobane unutulamaz, unutulmamıştır da.

Faşist iktidar, 6 Ekim 2014 tarihinde “Kobane” ile dayanışma çağrısı yaptığı gerekçesiyle HDP’ye yine saldırdı, Kobane’de faşizme ve besleme çetelerine karşı yürütülen direnişin safında yer aldıklarından ötürü üye ve yöneticilerini tutuklayarak Kürt düşmanlığından vazgeçmediğini, Kobane’yi unutmadığını hatırlattı. 

Ama faşist iktidarın HDP’ye yönelik bu saldırısıyla  hatırlattığı başka bir şey daha vardır. Kobane’de faşizme ve beslemesi DAİŞ çetelerine karşı yürütülen mücadelenin sonuç alıcı biçimidir. Faşizmin HDP’ye saldırısının bir yönü de burada gizlidir. Kobane’yi faşizmden ve çetelerinden kurtaran, onları yenilgiye uğratan enternasyonal dayanışma, ortak düşmana karşı birlikte mücadele etme kararlılığı kadar faşizmin ve gericiliğin karşı devrimci şiddetine karşı, halkın devrimci şiddetle karşı koymasıdır.  Kobane’yi unutulmaz kılan da budur. O gün direnişi destekleyen ve direnişe çağrı yapan dönemin HDP üye ve yöneticilerinin bugün cezalandırılmaya çalışılması da anlamsız değildir. Bugüne bir mesaj niteliğindedir.

Demokratik siyaset alanında farklı çevrelerce uzun zamandır dillendirilen faşizme karşı mücadele çağrısının maddi bir güce dönüşme zemini oldukça güçlüdür. HDP’de faşizme karşı mücadele çağrısı yapan demokratik-ilerici çevrelerden, demokratik-ilerici siyasi partilerden biridir. Bu anlamıyla faşizmin HDP’ye saldırısı bu çağrılardan da bağımsız değildir. O dönem Kobane nasıl güçlü bir şekilde sahiplenildiyse, Kobane’yi sahiplenme çağrısı yaparak direnişten-mücadeleden yana tavır koyan HDP’de sahiplenilmeli, güçlü bir direniş ve mücadele örülmelidir.

Faşizmin HDP’ye bu son saldırısı da göstermiştir ki, faşizme karşı daha etkin mücadele için gündemleşen alternatif arayışları ve olgunlaşan zemin faşist iktidar için tehlikeli bir durum yaratmaktadır. Bu iyidir.

Fakat, faşizmi ve gericiliği aynı Kobane’deki gibi yenilgiye uğratmak, heveslerini kursağında bırakmak için daha fazlası gereklidir, o da faşizmin unutamadığı Kobane’deki direniş ve mücadele ruhunu kuşanmaktır.



Mart 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

More in Makale