
30 Ekim İzmir Depremi’nde arama kurtarma çalışmaları sona ererken, 114 kişinin yaşamını yitirdiği ve bin 35 kişinin yaralandığı açıklandı.
İzmir Tabip Odası’nın verilerine göre, depremde en az yedi sağlık çalışanı yaşamını yitirirken, Bayraklı ilçesinde üç Aile Sağlık Merkezi kullanılamaz hale geldi, farklı ilçelerde toplam 16 merkez hasarlı durumda. Korona virüsü salgınının yükselişe geçtiği bir dönemde yaşanan deprem, bulaş riskinin boyutunu daha da büyütüyor.
İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfü Çamlı, deprem sonrası salgın riskine ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve alınması gereken önlemleri sıraladı.
Mezopotamya Ajansı’na konuşan Çamlı, iki tip geçici yerleşim yeri olduğunu belirterek, resmî kurumların kurduğu çadır kentlerin yanı sıra yurttaşların kendi imkanlarıyla da çadır kurduğu bölgelerin olduğunu aktardı. Depremden etkilenenlerin hırsızlık tehlikesine karşı evlerinin bulunduğu bölgelerden çıkmak istemediklerini söyleyen Çamlı, toplanma alanlarındaki görüntüyü ise “kaygı verici” olarak değerlendirdi.
Çamlı, “Orada birtakım yemek, tatlı ikramları oluyor. Vatandaş için sosyal bir panayır haline gelmiş. Kontrolsüz bir kalabalık bu, orada kalan insanlar ciddi Covid-19 riski taşıyor” dedi.
En önemli ihtiyaç tuvalet ve banyo
Toplanma alanlarındaki diğer sorunun ise tuvalet ve banyo ihtiyacı olduğunu ifade eden Çamlı, seyyar tuvaletlerin çadır sayısına göre az olduğunu belirtti. Özellikle banyonun pandemi koşullarında hijyen açısından çok önemli olduğunun altını çizen Çamlı, şunları söyledi:
Çadırların olduğu yerlere yakın olacak ve yeterli şekilde su ve temizlik ihtiyaçlarını karşılayacak alanların oluşturulması lazım. Aksi takdirde diğer salgınlar açısından da risk taşıyabilir. Bu ülkede her beş kişiden birinin Covid testi pozitif çıkıyor. Tedbirlerin acilen alınması gerekiyor.
Toplanma alanlarında birinci basamak sağlık hizmetlerinin oluşturulması gerektiğini vurgulayan Çamlı, kronik hastaların ilaç ihtiyacının karşılanması gerektiğini de söyledi.
Sürecin yöneteni belli değil
Yurttaşların büyük kısmının tedirgin olduğu için evine giremediğini ifade eden Çamlı, hasar tespitinin bir an önce yapılmasının önemli olduğunu dile getirdi.
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin hasar tespiti konusundaki iş birliğinin reddedildiğine dikkat çeken Çamlı, oysa bu konuda deneyimli olan bütün sivil toplum ve meslek örgütlerine ihtiyaç duyulduğunu aktardı.
Tabip odasının da kriz masalarına dahil edilmediğini kaydeden Çamlı, “Zaten bir koordinasyon sorunu var. Süreci AFAT mı, Sağlık Bakanlığı mı, valilik mi yoksa Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı mı yürütüyor bilmiyoruz. Şu ana kadar bir muhatap bulamadım” dedi.
“Öncelikle Covid-19 konusunu akıldan çıkarmamak gerek” diyen Çamlı, maske kullanımı ve fiziksel mesafenin önemine işaret etti.
Deprem alanlarında gereksiz kalabalık oluşturmamak gerektiğini belirten Çamlı, “Gönüllü olmak isteyen vatandaşlar, kendi başlarına değil oradaki koordinasyon ile iletişime geçsinler. Çünkü gördüğüm kadarıyla orada çok gönüllü var ve bu da kaosu artırıyor. Belediyenin bir kurumu var onlarla iletişim sağlasınlar. Bu çok daha sağlıklı olacaktır” diye belirtti.








