
Dünya halkları üzerinde baskı ve sömürü mekanizmasını bir an eksik etmeyen emperyalist kapitalist devletlerin gizli yürütülen antikomünist faaliyetleri ortaya çıkmaya devam ediyor. ABD’nin gizli istihbarat servisi olan CİA’nin, Sovyetler Birliği ve Komünizm karşıtlığı üzerinden başta Latin Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde çalıştığı belgeleriyle biliniyordu. Ancak benzer faaliyetlerde bulunan ve Nazi Almanya’sının Sovyetlere saldırmasında da büyük rolü olan İngiltere’nin Latin Amerika’daki faaliyetleri sınırlı olduğu düşünülüyordu.
ABD’nin bugüne kadar Latin Amerika’daki gizli çalışmalarıyla ilgili pek çok bilgi ortaya çıksa da İngiltere’nin neler yaptığı daha az biliniyordu.
Notthingham Üniversitesi’nden Prof. Rory Cormac, kısa süre önce gizliliği kalkan belgelerin “özel politik eylemler” denilen kara propaganda ve sahtekarlık faaliyetleriyle kamuoyunu komünizme karşı etkileme çalışmalarını gösterdiğini söylüyor.

Latin Amerika’da sadece CIA’nin gizli antikomünizm faaliyeti yürüttüğü zannediliyordu
BBC’ye konuşan Cormac, “Bu bizim için sürpriz oldu çünkü tarihçiler Birleşik Krallık istihbarat örgütlerinin daha çok Orta Doğu ve Güneydoğu Asya’da faaliyet gösterip Latin Amerika’yı CIA’e (ABD Haber Alma Teşkilatı) bıraktığını düşünüyordu” dedi.
İngiltere bölgede özellikle kara propagandaya odaklandı. Buna sahte materyaller üretmek veya insanları bilinçli bir şekilde yanlış şeylere inandırmak da dahil.
Bölge o dönemde küresel olarak artan öneme sahip bir yer olarak görülüyordu. 1959’daki Küba devriminin ardından bölgedeki komünizm etkisi de artmıştı.
Latin Amerika normalde Londra’dan daha çok müttefiki Washington’ın oyun sahası olarak görülüyordu.

İngiltere, Latin Amerika pazarlarından daha fazla pay almak istiyordu
Prof. Cormac ABD’nin bölgedeki faaliyetlerinin İngiltere’nin çok daha fazla olduğunu, Londra’nın daha çok ticarete odaklandığını söylüyor ve ekliyor:
“İngiltere bu operasyonları iki nedenden ötürü yaptı: Birincisi ABD ile ortaklığında kendisinin de bir rol oynadığını gösterip, gittikçe tek tarafın ağırlık kazandığı bir ilişkide kaldıraç etkisi yaratmak.
“İkincisi ise ABD’nin bölgede etkisinin azalmaya başladığını düşünen Birleşik Krallık, Latin Amerika pazarlarından daha fazla pay almak istedi.
“Bu iki hedef her zaman birbiriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmedi tabii ki.”
İstihbarat merkezleri arttırıldı
İngiltere bunun için bölgede propaganda faaliyetlerinde çalışanların sayısını artırdı, MI6 da yeni merkezler açtı. Bunlardan ikisi Şili ve Venezuela’daydı.
BBC’ye göre, bir İngiltere yetkilisi “büyük bir ganimet” olarak nitelediği Venezuela’nın “zengin bir ülke olduğunu ve hükümetinin de önemli bir yatırım sermayesi kaynağı olduğunu” söylemişti.

Medya, antikomünist propaganda için yine vazgeçilemez, önemli bir araç olarak kullanıldı
Ana hedef kiliseler, siyasi partiler ve sendikalarla birlikte çalışarak ve propaganda yöntemlerini kullanarak komünizme karşı faaliyet yürütmekti.
Bu faaliyetler arasında Kolombiya’da yaygın bir şekilde basılan yeni bir dergi yaratmak, Şili ve Bolivya’da bildiriler dağıtmak vardı.
Yerel radyo prodüktörlerine verilen rüşvetlerle propaganda metinlerinin de radyolarda oynatılması sağlandı.
Yine bir İngiltere yetkilisinin “Bana 100 bin sterlin verirseniz bütün And Dağları bölgesindeki radyo yorumcularını satın alabilirim” dediği de ortaya çıkan bilgiler arasında olduğu belirtiliyor.
Bir diğer faaliyet de Bolivya’da rahiplerle birlikte çalışarak Küba ve Sovyetler Birliği propagandasına karşı propaganda yaymaktı.
İngiltere’nin istemediği Ekvador Başkanı Carlos Julio Arosemena Monroy’a karşı da rahiplerle birlikte çalışma yürütüldü.

Sahte belgeler oluşturulmuş: Amaç, işçi sendikaları içinde örgütlenmeyi zayıflatmak ve devletin örgütlere saldırmasını sağlamak
Prof. Cormac’ın Journal of Stratejik Studies’te (Stratejik Çalışmalar Dergisi) yayınlanan The currency of covert action: British special political action in Latin America, 1961-64 isimli son makalesinde yer alan bilgilere göre yapılan çalışma sonucu Başkent Quito sokaklarında ihtiyaç duyulması halinde en az 5 bin kişilik bir eylemci grubunun bir araya getirilebileceği, bunların da çoğunun Katolik gençlerden oluşacağı hesaplanmıştı.
İngiltere’nin sendikalara yönelik çalışması ise içeri sızma ve ele geçirme veya toplantılara zarar verme şeklinde oldu.
2019 ve 2020’de gizliliği kalkan belgelere göre ortadaki fikirlerden biri de sahte belgeler yaratarak Brezilya’da komünistlerin sendikaları ele geçirdiği izlenimi verip, Devlet Başkanı Joao Goulart’ın kendi konumundan endişe etmesine yol açmaktı.

İngiltere bu planını hayata geçirmedi fakat Goulart 1964’te ABD destekli bir darbe ile devrildi.
İngiltere bazı dönemlerde de seçime etki etmeyi düşündü. Bunlardan biri de 1964’te Şili’de sosyalist Salvador Allende’nin kazanmasından endişe edilen seçimdi.

Konuyla ilgili belgelerden birinde “Allende iktidara geldikten sonra komünistler tarafından yönlendirilecektir, kendi rızasıyla veya başka yollardan… Bunun sonucunda Küba çizgisinde bir yönetim ortaya çıkabilir” ifadeleri yer alıyor.
Ortaya çıkan belgeler üzerinden genel bir değerlendirme yapan Cormac, Birleşik Krallık’ın gizli faaliyet yürütmesini “Küresel rolünü az para harcayarak devam ettirme isteğiyle” açıklıyor.
Makalenin tamamına ulaşmak için buraya bakabilirsiniz.









