
Yadigar Aygün / Antakya
Antakya 6 Şubat’ta depremle büyük ölçüde yıkıldı. Yıkılmadık ev ve iş yeri kalmadı. Evsizliğin yanında insanlar işsiz kaldı. İnsanların ne yeni bir ev bulma takatları kaldı ne yeni bir iş kurma gücü var. Antakya’nın Defne ilçesinde görüştüğümüz depremzedeler bir an önce işsizlik soruna karşı bir çözüm bekliyor.
‘İşsiziz hiçbir eşyam yok’
Antakya’da çoğu ev ve iş yerinin yıkıldığını söyleyen depremzede İbrahim Bölük, Antakya halkının işsizlikle karşı karşıya olduğunu belirtti. Bölük, depremzedelerin sorunlarının hala çözülmesi için bir adım atılmadığını belirtiyor. Bölük, işsizliğe karşı acil politikalar üretilmesi gerektiğini söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çektiğimiz sıkıntılar çok büyük. Özellikle yıkım zamanlarında yıkımlar kontrolsüz bir şekilde ıslatılmadan yapılıyor. Etrafa hep toz saçılıyor bu halk sağlığını tehdit ediyor. Sağlığımızı çok etkiliyor. Hijyen büyük bir sorun. Hijyen ürünlerine ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Depremde ilk üç gün kimse yardıma gelmedi. Gelen yardımlar hiçbir şekilde ulaşmadı. Asıl ihtiyacı olanlara yardımlar ulaşmadı. Bizi ölüme terk ettiler. Çadırlar gerek fırtınadan gerekse yağmurdan çok zarar gördü. Depremden ölmeyen insanlar olumsuz hava koşulların nedeniyle çadırlarda işkence çekiyorlar. Sıkıntılar hala devam ediyor. Su sıkıntımız var. Çeşme suyu içilmiyor. Gelen sular ise yetersiz kalıyor. Barınma sorunu hala çözülmedi. Asbest sorunu ile karşı karşıyayız. Yıkılan binalar sulanmıyor. Tozla birlikte asbest partikülleri solduğumuz havaya karışıyor. İleride bu asbest yüzünden kanser olacağız. Bu konuda kimse önlem almıyor.”
Depremde işyerleri yıkıldığı için özellikle küçük esnafın işsiz kaldığı belirten Bölük, küçük esnafın karşılıksız desteklenmesi gerektiğini söyledi: Bölük: “Çoğu iş yeri yıkıldığı için insanlar işsiz kaldı. Hayatta kalmak zorundayız. Sürekli gönüllü yardım kuruluşları ile hayatta kalamayız. İşsizim. Çoğumuz işsiz. Bunun için politika üretilmelidir. Depremde hayatta kalan insanların hiçbir eşyası kalmadı şu an benimde hiçbir eşyam yok. Maddi gücümüz yok. Bir an önce şehir için kalkınma projeleri oluşturulmalıdır” dedi.
“Önümüzü göremiyoruz”
Birçok okulun yıkıldığını, kalanlarını kullanılmaz olduğunu söyleyen depremzede Ali Ekşi çocuklarını eğitini aksadığını belirtti. Ekşi, “Depremden sağ çıktık. Evimiz ağır hasarlı yıkılacak. Daha önce berberdim ama şimdi çalışamıyorum. Çok sıkıntımız var hangi birini sayayım. Devlet ilk 3-4 ün gelmedi. Biz kendi imkanlarımızla ayakta kalamaya çalıştık. İlk günler gıda ve su sıkıntısı çektik ama şu an farklı sorunlarımız başladı. 2 tane çocuğum var. Okula gidemiyorlar. Eğitim sıkıntısı yaşıyoruz. Kızım sınava girecek. Okula gidemiyor. Bir lise kazansa gidecek lise yok. Başka bir şehre yerleşsek kiralar çok yüksek. Çalışsak ancak kiraya yetebiliriz. Şu an tam bir çıkmazdayız. Önümüzü göremiyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bu şehri terk etmek istemiyoruz” diye konuştu.
“Kadınlar şiddet görüyor acil önlem alınmalıdır”
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği tarafından Antakya’da kurulan “Afetlerde Kadın ve Üreme Sağlığı Hizmetleri” birimi projenin koordinatörü Prof. Türkan Günay, Çatlak Zemin’de gazeteci Hazal Özvarış’a verdiği söyleşide deprem bölgelerinde kurulan çadır kentlerde cinsel şiddet mekânlarına dönüşebilme ihtimali olan tuvaletler sorunuyla ilgili “kadın, erkek, unisex tüm tuvalet ile duşların birbirine yakın değil, ayrı yerlerde ve içeriden kilitlenebilir olması gerekiyor” demişti. Depremzede İpek Yeniocak, bu öngörüyü doğrulayan gözlemler aktarıyor. Yeniocak, kadınların şiddete maruz bırakıldığını belirterek, kadına yönelik şiddet için acil önlem alınması gerektiğine dikkati çekiyor ve şunları ekliyor: “Çadırların yan yana olması ve ailelerin aynı çadırda yaşamasıyla birlikte artık kimse kimseye katlanamaz durumda. Sürekli bir tartışma yaşanıyor. Bazı kadınlar şiddet görmüş olabilir. Bunu duyuyoruz. Kadınlar şiddeti hak etmiyor. Özel bir sektörde müdürdüm şu an işsizim. Kadınlarımız çok güçlü ve üretken. Desteklenmeleri gerekir. Kadınların ektiği ürünler, reçeller, narenciye satışı yapılabilir. Bunlar için bir pazar ve kooperatif kurulabilir. Bir pazar kurulmasını ve satışın gerçekleşmesini istiyoruz. Kadınlar her işi yapabilir, kadınlara destek olmalarını istiyoruz. İhtiyaçlara gelince; kadınların, özellikle iç çamaşıra, hijyen ürünlerine ve duş almaya, ihtiyacı var. Giyim olarak eksiklerimiz var. Ellerimizden geldiğince idare ediyoruz ama yetersiz kalıyoruz. Çocuklar ve kadınlar için terlik ihtiyacımız var. Bize hiç gelmedi. Kendi tanıdıklarına yardımlar ulaşıyor” dedi.









