
HDP-ÖSP Urfa İttifak milletvekili adayı Nusret Maçin ile Gazete Patika olarak yaptığımız röportaj;
Gazete Patika; Siyasi iktidar tarafından dayatılan 24 Haziran baskın seçiminin siyasal arka planı nelerdir?
Nusret Maçin: 24 Haziran baskın seçiminin arka planı esas olarak Suriye’de ki savaş süreciyle doğrudan ilgilidir. Hepimizin bildiği üzere geçtiğimiz Şubat ayında başlayıp 18 Mart’ta tamamlanan Efrîn işgal süreci yaşandı. Türk devletinin işgaline izin veren, hava sahasını açan Rusya; işgalin tamamlanmasından sonra Türk devletinin geri çekilmesi gerektiği yönünde bir dizi açıklamalarda bulundu. AKP-Erdoğan ise Rusya’nın bu açıklamalarına karşı rahatsız olduğunu ve Efrîn’den çıkmayacağını ilan etti. Tam da bu süreçte Türkiye ve Rusya arasında “Efrîn’den çıkarsın-çıkmam” tartışmaları yaşanırken; ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri Şam’a yönelik saldırı başlattı. Saldırılara gecikmeden AKP’den de destek geldi. Bu süreç Türkiye’de Rusya mı ABD mi şeklinde bir yol-çizgi ayrımını getirdi. Elbette bu tercih edilmesi zor bir ayrım oldu AKP için ki halen bunun sancılarını çekiyorlar. Erken seçime gitmelerinin nedenlerinden biri budur. Efrîn işgal sürecinde; bugünkü Millet ve Cumhur ittifak bileşenlerinin anti-Kürt/Kürdistan doğal cephesini oluştururak milliyetçi-şoven bir bütünleşme gerçekleştirdiğine şahit olduk. Şimdide önümüze Kandil operasyonunu getirdiler. Bir bütün olarak düşündüğümüzde anti-Kürt/Kürdistan politikasıyla AKP elini güçlendirebileceğini düşünüyor. Kürt meselesinde Türkiye’de kendine muhalif diyen kesimin karnesi oldukça kötü olduğu, bu tarz süreçlerde muhalif olduğu iktidarla bütünleşebildiğini görüyoruz. AKP’nin baskın seçime gitmesinin ikinci nedeni de sıcak olan milliyetçi dalgayı arkasına alabilme umududur. Ekonomik kriz ciddi bir şekilde hissediliyor, doların yükselişi, işsizliğin artışı, biriken iç ve dış borçlar, emekçilerin kendini meclis önünde yakmaya varan eylemleri, OHAL’den rahatsızlık duyan ülke ve küresel sermayenin rahatsızlığı vs. ekonominin alarm verdiğini gösteriyor. AKP’nin kurmayları da örneğin Binali Yıldırım, Mehmet Şimşek gibi isimler resmen ekonominin reislerinin dediği gibi gitmediğini itiraf eden açıklamalarda bulundular. İçinde bulundukları krizden çıkışın, hızlı ve tek elde toplanmış kararlar alabilmenin, iktidarını koruyabilmenin yolu olarak görmeleri baskın seçimin gündeme gelmesinin üçüncü temel nedenidir.
Patika: Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı gibi aslında nitelikleri aynı olan iki gerici klik ve bunlara karşı demokratik toplumsal muhalefeti temsil eden HDP ve etrafında bir araya gelen sol, demokratik güçlerin durumuna dair neler söylemek istersiniz?
Nusret Maçin: Kamuoyunun da bildiği gibi Kürt Ulusal demokratik güçlerinin ve Türkiye’deki devrimci-demokrat güçlerin, insan hakları savunucularının, emek cephesinin Türkiye’de siyasal safların netleştiği noktasında herkes hemfikirdir. HDP’nin öncülüğünde gerçekleşen, içerisinde demokrat, sosyalist, yurtsever vb. kesimleri barındıran ittifak nitelik olarak tamamen ezilenlere, halka dayanan güçlü bir dinamizmi barındıran demokratik bir ittifaktır. Cumhur ittifakı bir savaş ittifakıdır. Bu savaş tüm emekçi halklara, Kürdistan’a açılmış bir savaştır. Türkiye’de faşizmi kurumsallaştırmak için kurulmuş olan bir ittifaktır. Millet İttifakı ise temel nitelik açısından Cumhur ittifakı ile ortak noktaları olmalarıyla birlikte ayrıldığı önemli noktalar da var. Bu noktaları gözardı etmemek lazım. Millet İttifakı, parlamenter sisteme geçiş noktasında ısrarlı, dünyayla kavgalı olan Türkiye’yi normalleşme sürecine tekrar dönmesi noktasına konsepte sahip olan bir ittifaktır. Geçtiğimiz günlerde ittifakın bileşeni olan Saadet Partisi; Kürt Ulusal Meselesi ile ilgili olarak anadilde eğitimi, Kürdistan isminin tanınmasını, sorunun açık şekilde tartışılması gerektiğini içeren bir belge yayınladı. Bu bir öngörünün sonucudur. Millet İttifakı bileşenleri; AKP-MHP savaş ittifakının Kürtleri kopuşa götürdüğünün farkında, askeri politikaların tersi sonuçlar doğuracağını gayet iyi görüyorlar. Burjuvazi ve devlet bütünlüklü değildir. Bu yanıyla Millet Ittifakı Türkiye’nin normalleşmesi gerektiğini savunan kanadını temsil ediyor. Cumhur ittifakı savaş cephesini temsil ediyor, kirli savaş planlarını gündeme getiriyor. Bu noktada elbette Türkiye’deki demokrasi güçlerini susturmadan bu planları hayata geçirme şansı yoktur. HDP’ye bu açıdan Türkiye’deki demokrasi güçlerini toparlama, bir araya getirme açısından önemli bir rol düşüyor. Türkiye’deki sol hareketin parçalı olması, örgütsel anlamda dar kalması, toplumsallaşma sorununu yaşıyor olması aslında Türkiye’deki sol hareketin çokta zayıf olduğu anlamına gelmiyor. Her şeye rağmen Türkiye sol hareketi ciddi bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. HDP mevcut durumuyla Türkiye’deki sol hareketin de içinde yer aldığı, Kürdistan’daki devrimci güçlerle de ilişkileri olan bir parti konumunda. Bugün HDP seçim çalışmaları ekseninde mevcut iktidara karşı çatı görevi üstlenmiştir. Gerçekleşen ittifaka dahil olmayan Kürdistan’daki partilerin tabanları umarız ki böylesi bir süreçte HDP’yi destekleyeceklerdir. Sahada da buna dair işaretler görebiliyoruz. Bizim beklentimiz merkezi olarak Kürdistani partilerin geç kalmadan HDP’yi destekleme noktasında karar almalarıdır. ÖSP olarak bizde bu süreçte Kürdistanlı Komünistlere düşen devrimci sorumluluğu yerine getirmek için baskın seçim açıklandığı ilk günden itibaren HDP’yi destekleyeceğimizi, Anti-Kürt savaş cephesine karşı HDP’yle birlikte olacağımızı ilan ettik. HDP listesinden seçimlere katılmamızın nedeni bu mücadele birliğine katkı sunmak, dönemin görevlerini üstlenmektir. Güney Kürdistan Bağımsızlık Referandumu, Efrin işgali ve Newroz sonrası yeni bir süreç başladığını düşünüyorum. Bu süreçte yer alarak hem Türkiye’de ki sol harekete hem de Kürdistan ulusal ittifakının oluşmasına katkı sunabilmek, Kürdistani politikaları geniş kitlelere ulaştırabilmek amacındayız.
Patika: Genel siyasal süreçle bağı içinde 24 Haziran seçimlerinin en çok tartışılan ve merak edilen yerlerin başında Kuzey Kürdistan gelmektedir. ÖSP-HDP ittifak adayı olarak 24 Haziran seçim sürecinin Kuzey Kürdistandaki yansımaları ve olası sonuçları hakkında görüşleriniz nelerdir?
Nusret Maçin: Darbe tiyatrosundan kendine mağdurluk rolü çıkaran AKP; Kürdistan ve Türkiye’de ki devrimci-demokratik-muhalif güçleri kontrol altında tutabilmek için uzun bir süredir OHAL’in verdiği rahatlıkla ülkeyi yönetiyor. KHK’larla insanlar işlerinden atılıyor, işçi grevleri yasaklanıyor, keyfi yargılamalar gerçekleştiriliyor. 7. kez uzatılan OHAL koşullarında seçimlere gidiyoruz. Toplumda psikolojik, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak ciddi kırılmalar yaşanıyor. Böylesi ağır şartları barındıran bir sürecin üstesinden gelmek tek bir partinin mücadelesiyle olabilecek bir şey değildir. Bu açıdan bütün toplumsal güçlerin mücadele birliğine ihtiyaç vardır. Biz ÖSP olarak sadece Kuzey Kürdistan’da değil Güney ve Batı Kürdistan’da Kürtlerin kazanımlarına saldıran bir iktidarın; hiçbir Kürt partisine Kuzey Kürdistan’da örgütlenme, siyaset imkânı vermeyeceğini biliyoruz. Saldırı topyekün tüm Kürt, Kürdistani siyasi hareketlere yapılmaktadır. En basitinden Kürdistani partiler olarak Güney Kürdistan’ın bağımsızlık referandumunu destekleme çalışmalarımıza, Efrin ile ilgili basın açıklamamıza emniyet tarafından soruşturma başlatıldı. Kürdistan’da faliyet yürüten hemen hemen bütün parti ve kadrolar ifadeye çağrıldı. Seçim bildirgemize toplatma kararı getirildi. Türk devletinin Kürt siyasi hareketleri karşısında pozisyonu bellidir. Bizler bunun bilinciyle hareket etmeli, kendi iç tartışmalarımızı birlik olmanın önüne engel olarak koymamalıyız. Kürdistan devrimcileri ne cezalardan, ne mahkemelerden ne de zindanlardan hiçbir zaman korkmadılar, çekinmediler. Devletin Kürt siyasi hareketlerine nasıl yaklaştığının farkındayız. Kuzey Kürdistan çok kritik bir süreçten geçiyor, bu bağlamda savaş isteyen Cumhur İttifakının devrilmesi gerekiyor. Halkımızın da bunu istediğinin farkındayız; hem siyasetin rahatlaması hem de halkımızın da eğiliminin bu yönde olduğunu görerek tüm Kürdistanî hareketleri sorumluluk almaya çağırıyoruz. Newroz gösterdi ki; halkımıza ne yaşatılırsa yaşatılsın yüreği, aklı ve cesareti ulusal özgürlükten yanadır. Komünistler olarak bu irade beyanına sahip çıkmak, yön vermek devrimci bir görevdir. Bizim açımızdan ittifakımız bu yönüyle sadece bir parlamentoya girmek, parlamentoyla sınırlandırılmış hayaller kurmak değildir. Düzen istediği zaman seçimleri iptal edebiliyor, seçilmişleri zindanlara atabiliyor. Biz bu alanı bir mücadele alanı olarak görüyor, gerektiğinden fazla anlam yüklemiyoruz. Bu süreçten başarıyla çıkabilirsek; Kürdistan’da seçimlerle sınırlı olmayan, tüm Kürdistani partilerin içinde yer alacağı daha geniş ittifak cephelerinin kurulabileceğini düşünüyoruz. Seçim ittifakı bizim açımızdan ulusal ittifakın nihai olarak gerçekleştirilmesi için atılmış mütevazı ve somut bir adımdır.
Patika: 24 Haziran ve sonrası süreç bağlamında Kürt ulusu başta olmak üzere ezilenleri nasıl bir siyasal süreç bekliyor!
Nusret Maçin: Seçimlerde eğer HDP yüzde 14-15’leri bulan bir oy alabilirse bunun anlamı şudur; Türkiye’de savaş cephesinin alaşağı edilmesi anlamına geliyor, savaş cephesinin gönderilmesiyle toplumda kısmi bir rahatlama, son dönemdeki hukuksuzlukların giderilmesi, siyasetin esnemesi açısından ön açıcı olacaktır. Yeni kurulacak iktidar en azından kısa vadede AKP’yi tekrar edemez, uygulamalarını sürdüremez ki vaatleri de demokrasinin ve parlamenter sistemin yeniden inşa edilmesi yönündedir. Devrimci güçler bu rahatlamayı taktiksel olarak değerlendirmeli asla gevşememelidir. Bu rahatlama kısa vadelidir, uzun vadede düzenin temelleri yıkılmadıkça yeni AKP’lerle, Erdoğanlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır.









