Connect with us

Röportaj

‘Emperyalist savaşa karşı sınıf savaşını yükseltmeye çağırıyoruz’

Venezuela’dan Filistin’e, Rojava’dan Küba’ya kadar direnen halklarla dayanışmanın yalnızca sözle değil; sokakta ve fiili mücadele alanlarında da örülmesi gerektiğini vurgulayan SMF Dönem Sözcüsü Oya Nur, umutsuzluğa yer olmadığını belirterek, geleceğin çürüyen kapitalizmin değil, örgütlü halkların ellerinde yükselecek olan sosyalizmin olacağını vurguladı.

Yadigar Aygün/ İstanbul

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’ya yönelik geniş çaplı bir askerî operasyon düzenlediklerini ve bu operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in zorla alıkonulduğunu açıkladı. Trump, saldırının ardından Venezuela’nın yönetimini ve kontrolünü ABD’nin üstleneceğini ilan ederek bölgesel emellerini bir kez daha ortaya koydu ve Grönland’ın ABD egemenliğine açılması gerektiği iddiasını yeniden gündeme getirdi. Bu adımlar, Trump yönetiminin farklı ülkelere yönelik tehditkâr söylem ve müdahale politikalarını sürdürdüğüne işaret ediyor. ABD ve diğer emperyalist devletlerin bu saldırgan savaş politikalarının dünya halkları üzerindeki sonuçlarını ve bu politikalara karşı nasıl bir mücadele hattı örülmesi gerektiğini Sosyalist Meclisler Federasyonu Dönem Sözcüsü Oya Nur ile konuştuk.

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşine yönelik kaçırma girişimi niteliğindeki saldırılarını, yargılama tiyatrosunu ve bu politikanın ardındaki nedenleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum Küba ve diğer ülkeler açısından da bir tehdit oluşturuyor mu?

Oya Nur: ABD emperyalizminin Venezuela Devlet Başkanı ve eşine yönelik “başına ödül koyma”, “uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlama” ve fiili olarak rehine alma tehdidine varan uygulamaları, uluslararası burjuva hukukunun dahi rafa kaldırıldığının; emperyalizmin “gangsterleşmiş” yüzünün en çıplak ilanıdır. Bizler bu tabloyu, emperyalizmin yapısal krizinin derinleşmesiyle doğru orantılı biçimde artan pervasızlığının ve saldırganlığının bir sonucu olarak değerlendiriyoruz. Bu tutum, basit bir siyasi manevranın ötesinde, doğrudan bir devlet terörü pratiğidir.

Saldırının ardında yatan temel neden, yalnızca Nicolás Maduro’nun şahsı değildir; esas olarak Venezuela’nın sahip olduğu ve emperyalist tekellerin iştahını kabartan devasa enerji kaynaklarıdır. Ancak mesele yalnızca petrol de değildir. Mesele, ABD’nin “arka bahçesi” olarak kodladığı Latin Amerika’da, kendi hegemonyasına tam biat etmeyen, halkçı ve anti-emperyalist bir karakter taşıyan her odağı ezmeye dönük stratejisidir. Venezuela halkını ekonomik ambargolarla teslim alamayan emperyalizm, bugün mafyatik yöntemlerle sonuç almaya çalışmaktadır.

Bu saldırgan politika kuşkusuz Venezuela ile sınırlı değildir. Bu tutum; Küba’dan Nikaragua’ya, Bolivya’dan Meksika’ya kadar tüm Latin Amerika halklarına yöneltilmiş açık bir gözdağıdır. ABD, Venezuela’yı boğarak bölgedeki ilerici dalganın kalelerinden biri olan Küba’yı yalnızlaştırmayı, anti-emperyalist direniş hattını kırmayı hedeflemektedir. Emperyalizm, bir domino etkisi yaratarak kendisine direnen tüm ulusları “ya teslim olursunuz ya da liderleriniz üzerinden kriminalize edilir, açlıkla terbiye edilirsiniz” tehdidiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Ancak tarih göstermiştir ki örgütlü bir halkın iradesi, emperyalizmin tüm teknolojik silahlarından ve kirli oyunlarından çok daha güçlüdür.

Trump, Grönland’ın ABD’ye ait olması yönündeki açıklamasını tekrar gündeme getirdi. ABD’nin Venezuela, Grönland ve diğer ülkelere karşı bu emperyalist politikalarına karşı neler söylemek istersiniz?

Oya Nur: Donald Trump’ın Grönland’ı bir gayrimenkul projesi gibi “satın alma” hevesi, kapitalist-emperyalist sistemin dünyayı algılama biçiminin en bayağı ama aynı zamanda en gerçekçi özetidir. Emperyalist zihniyet için vatan, toprak, kültür ya da halkların iradesi yoktur; onlar için her şey metadır, her şey alınıp satılabilir, her şey kâr elde etmenin bir aracıdır. Bu yaklaşım, kapitalizmin insanı ve doğayı nesneleştiren, çürümüş karakterinin açık bir dışavurumudur.

ABD’nin Venezuela’ya “demokrasi” söylemiyle yönelttiği askerî ve politik saldırılar ile Grönland’a “ticari” bir teklifle yaklaşması, özünde aynı sömürgeci madalyonun iki yüzüdür. Venezuela’da zor kullanarak el koymak istediği kaynaklara, Grönland’da doların gücüyle sahip olmayı hedeflemektedir. Grönland meselesi aynı zamanda, eriyen buzullarla birlikte Kuzey Kutbu’nda açılan yeni ticaret yolları ve enerji kaynakları üzerinde yürüyen emperyalistler arası (ABD, Çin, Rusya) paylaşım savaşının ve stratejik rekabetin de bir yansımasıdır.

Bizler, halkların kendi kaderini tayin hakkını kayıtsız şartsız savunanlar olarak; ülkelerin şirketler gibi alınıp satılmasına, halkların iradesinin pazarlık masalarında meze edilmesine şiddetle karşıyız. Emperyalizm, sermaye birikimi dürtüsüyle sınır tanımayan bir saldırganlık içindedir. Bugün Grönland’ı satın almak isteyenler, yarın Ortadoğu’yu bütünüyle yutmak, Afrika’yı yeniden köleleştirmek istemektedir. Bu politikalara karşı verilecek yanıt; ulusların kendi kaderini tayin hakkına sahip çıkmakla birlikte, anti-kapitalist bir perspektifle dünyanın sermayenin mülkü değil, insanlığın ortak yaşam alanı olduğunu haykırmaktır.

Emperyalist devletler, savaş konseptini tekrar devreye sokmuş gözüküyor. Emperyalizme karşı komünistler, sosyalistler, dünya halkları, ezilen halklar neler yapmalıdır? Emperyalizme karşı birleşik mücadele neden önemlidir?

Oya Nur: Emperyalizm, doğası gereği savaşı, işgali ve ilhakı içinde barındırır. Pazar alanlarının daraldığı, kâr oranlarının düştüğü tarihsel momentlerde emperyalist bloklar, dünyayı yeniden paylaşmak amacıyla savaş konseptini devreye sokmak zorunda kalırlar. Bugün tanık olduğumuz bölgesel çatışmalar, vekâlet savaşları ve yoğun askerî yığınaklar, yaklaşan daha büyük paylaşım savaşlarının açık habercileridir.

Bu koşullar altında komünistlerin, sosyalistlerin ve ezilen dünya halklarının önündeki tek ve en acil görev; emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı anti-emperyalist birleşik mücadeleyi örmektir. Emperyalizm, dünyayı ekonomik, siyasal ve askerî ağlarla kuşatmış; son derece organize ve devasa bir güç olarak hareket etmektedir. Böyle bir güce karşı parçalı, yerel ve birbirinden kopuk mücadele hatlarıyla sonuç almak mümkün değildir.

Birleşik mücadele, yalnızca taktik bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. İşçi sınıfının devrimci mücadelesi ile ezilen ulusların kurtuluş mücadeleleri; kadın özgürlük hareketi ve ekolojik direnişler, ortak düşman olan emperyalist/kapitalist sisteme karşı birleşmelidir. Proletarya enternasyonalizmi, bugün emperyalist saldırganlığa karşı halkların eşitlik ve özgürlük mücadelesini birleştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bizler, ideolojik farklılıkları yok saymadan; ancak “eylemde birlik” ilkesi temelinde, emperyalist barbarlığı durduracak küresel ve bölgesel direniş odaklarını bir araya getirmeliyiz. Çünkü emperyalizm bir kâğıttan kaplandır; halklar birleştiğinde bu kaplanın dişleri sökülebilecektir.

Emperyalist devletlerin saldırılarına ve savaş politikalarına karşı bir çağrınız var mı?

Oya Nur: Çağrımız, tarihsel haklılığımızdan ve kolektif bilincimizden güç almaktadır. Bu çağrı, tarihsel bir manifestodan süzülüp gelmektedir: “Dünyanın bütün işçileri ve ezilen halkları, birleşin!” Emperyalist devletlerin kan, gözyaşı ve sömürü üzerine kurulu savaş politikaları karşısında sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktır. Bizler, tüm ilerici insanlığı; devrimcileri ve demokratları, emperyalist savaşa karşı sınıf mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.

Kendi ülkelerimizdeki işbirlikçi iktidarlara, NATO gibi savaş örgütlerine, emperyalist üslere ve tekelci sermayeye karşı mücadeleyi büyütmek zorundayız. Venezuela’dan Filistin’e, Rojava’dan Küba’ya kadar direnen halklarla dayanışmayı yalnızca sözle değil; sokakta ve fiili mücadele alanlarında da göstermeliyiz. Umutsuzluğa yer yoktur; çünkü gelecek, çürüyen kapitalizmin değil, örgütlü halkların ellerinde yükselecek olan sosyalizmin olacaktır.

Emperyalist haydutluğa karşı barikatları birleştirelim; sömürüsüz ve sınırsız bir dünyayı, özgür yarınları kendi ellerimizle kuralım.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Röportaj