Connect with us

Analiz

Bir Devlet Klasiği: Kirli-Kanlı İktidar, Derin-Karanlık Suç Simaları ve Tetikçi Mafya Çeteleri

Verilen mesaj ve yürütülen pazarlığı gören Erdoğan tedrici davranarak önce bekle-gör politikasını izledi. Havayı kokladı. Sadece tehdit, şantaj ve pazarlıkları değil, akıbetini de gördü. Soylu‘nun tozu-dumana katacak tehdidi karşısında saltanatının sallanacağını fark eden Erdoğan, kamuoyunda kasası olarak bilinen ve gemi filolarıyla, kokain ticareti başta olmak üzere, her türlü kaçakçılığı ve kirli işi yürüten Binali’ye de kol kanat gererek baş tarafını tuttuğu haramiler masasını korumaya almaya karar verdi…

Devletin kan-kir-suçlarla kurulu masasında, iktidar baş köşedeyken, iktidarın emekli ve iş başındaki derin karanlık bürokrasisi ve iktidarın tetikçisi faşist mafya çetelerinden oluşan diğer ortakları bulunuyordu. Rant, talan, soygun, gasp-haraç, tehdit-şantaj, cinayet gibi tüm yasadışı eylemler bu ortaklar masasında dönüyordu… Çıkarlar çatıştı, masa karıştı ve tüm pislikler ortaya saçıldı. Masa toparlanmaya çalışılsa da buradan geri dönüşün olmayacağı belli oldu; olan, olacak olanlara ziyadesiyle yeterli…   

Haramilerin kanlı ve kirli masasında ganimet paylaşımında ekarte edilen Sedat Peker, uğradığı ihanetin öfkesiyle ifşa ve itiraflar kartını ortaya koyup elindeki kartlarla rest çekti.  Elini açmadan önce, cinayetlerden, medyanın tehditle devralınmasından, tonlarca kokainden, Marinalara çökmeyi gösteren kozundan bahsederek pazarlık teklif etti.  Kartların ucunu göstererek baskı kurmaya çalıştı… İktidar masasını terk etmeme adına şimdilik diş göstermekle yetindi denilebilir. Lakin masayı tümden gözden çıkarmadı, sadece diş batırdığı kendi gibi kanla beslenen “derin” bürokrasinin bir kesimini devre dışı etmeyi amaçladı. Ve resti görülmez ise, başka kartları masaya süreceğini ilan etti…

Tırnaklarını kemiren bakan Soylu, Peker’den geri kalmadı. O da elindeki kozları işaret ederek Erdoğan’a mesaj verip tehdit ve pazarlığını sürdürdü. Para sayma makinalarından, Davutoğlu’nun nasıl kızağa çekildiğinden, mafyadan maaş alan bakan ve vekillerden söz ederek, Erdoğan’ı alenen tehdit ederek elindeki kartları dizerken iyi bir kumarcı olduğunu göstermekten geri durmadı.

Verilen mesaj ve yürütülen pazarlığı gören Erdoğan tedrici davranarak önce bekle-gör politikasını izledi. Havayı kokladı. Sadece tehdit, şantaj ve pazarlıkları değil, akıbetini de gördü. Soylu‘nun tozu-dumana katacak tehdidi karşısında saltanatının sallanacağını fark eden Erdoğan, kamuoyunda kasası olarak bilinen ve gemi filolarıyla, kokain ticareti başta olmak üzere, her türlü kaçakçılığı ve kirli işi yürüten Binali’ye de kol kanat gererek  baş tarafını tuttuğu haramiler masasını korumaya almaya karar verdi…

TV kanalında yaptığı programla, gazetecilerle alay geçtiği gibi, tüm toplumla dalga geçen Soylu çirkef ve karanlık yüzünü ortaya koyarken, Masanın şefi Erdoğan eski başbakanı Binali de Soylu’yla birlikte, derin karanlık Ağar ve oğlunu sahiplenerek aidiyetlerini gösterip suç ortaklıklarını gözler önüne serdi. 

Fakat toplumun adaleti daha farklı tecelli edecektir. Saçılan pislikleri, katliam ve suçları ne kadar savunurlarsa savunsunlar ne kadar sahiplenip arkasında dururlarsa dursunlar, ortalığa saçılan pis kokular etrafa sindi. Toplumsal kitleler gerçekleri sahiplerinin itiraflarıyla öğrenip gördü. Artık geriye dönmek mümkün değil… Sarsıntı yıkımlara yol açmaya fazlasıyla yeterdir. Daha büyük sarsıntı dalgaları gelmese bile, yaşanan sarsıntı yaşanmış bitmiş-bitirmiştir… Şahsi çıkarlar üzerine kurulan sistemin kaçınılmaz çatışması patlamış, ruhu ayaklanmıştır…

Kitlelerin muhalefeti ise tayin edicidir. Yaşanan gelişmelerden sonar kitlelerin düzene ve iktidara güvensizliği artmıştır.  İktidarın yüzü ekşimiştir. Süreç dinamiktir ve gelişmeler kaçınılmazdır. Kitlelerin bu kirliliğe, bu suç odağına daha fazla tahammülü kalmamıştır. Ne Ağar ne Soylu ne de Erdoğan artık palan atamaz. Bu kokuşmuşluklarının altında çöküp yıkılacaklar… 



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Analiz