
6 Şubat depremlerinde on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, kentlerin yerle bir olduğu Antakya’da yaralar hâlâ sarılmamışken, Antakya şimdi de sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Günler öncesinden yapılan meteorolojik uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmaması, altyapı sorunlarının çözülmemesi ve halkın kaderine terk edilmesi yeni bir yıkımın önünü açtı.
İki gün boyunca etkili olan şiddetli sağanak nedeniyle başta Defne, Samandağ ve Dörtyol olmak üzere birçok ilçede yaşam durma noktasına geldi. Sel ve su baskınları sonucu üç kişi yaşamını yitirirken, iki kişiden ise hâlâ haber alınamıyor. Çok sayıda ev, iş yeri, araç ve tarım alanı sular altında kaldı.
Depremin ardından halkı konteyner kentlere, altyapısız yaşam alanlarına ve belirsizliğe mahkûm eden iktidar politikaları, şimdi de sel felaketinde kendisini gösterdi. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, plansız kentleşme, denetimsizlik ve rant uğruna sürdürülen talan politikaları Antakya’yı yeni bir felaketin içine sürükledi.
Samandağ-Arsuz yolunda çökmeler meydana gelirken, köprüler yıkıldı, yollar ulaşıma kapandı. Değirmen Yolu Mahallesi’nde evlerinde mahsur kalan yurttaşlar botlarla tahliye edildi. Aknehir Mahallesi’nde su seviyesi yer yer iki metreye ulaştı. Evler, araçlar ve tarım arazileri sular altında kalırken, mahalle halkı tüm eşyalarının kullanılamaz hale geldiğini belirtti.
Antakya’ya bağlı Hacı Ömer Alpagot Mahallesi’nde yamaçta bulunan bir evin çökmesi sonucu bir kişi yaşamını yitirdi. Samandağ’da Asi Nehri’nin taşmasıyla birlikte çok sayıda mahalle sular altında kaldı. Antakya-Samandağ kara yolundaki köprünün çökmesi sonucu Nedim Habeşoğlu yaşamını yitirirken, sele kapılan Şahut Kimyonok’un da cansız bedenine ulaşıldı.
Karaçay Köprüsü’nün yıkıldığı sırada araçlarıyla köprü üzerinde olduğu belirtilen Deniz Hoşgel ile Musa Paşa’dan ise haber alınamıyor. Bölgede arama çalışmaları sürüyor.
Dörtyol’da kurulan hayvan pazarı da sel sularına teslim oldu. Üreticiler yemlerin telef olduğunu, çadırların su altında kaldığını ve büyük maddi kayıp yaşadıklarını ifade etti.
Depremin ardından halkı yalnız bırakan, bilimsel şehir planlaması yerine sermaye projelerini önceleyen anlayış, bugün Antakya’da yeni bir felaketin sorumlusu olarak öne çıkıyor. Her afette olduğu gibi bedeli yine emekçiler, yoksullar ve halk ödüyor. Antakya halkı şimdi hem selin yaralarını sarmaya hem de kayıplarına ulaşmaya çalışıyor.







