
18 Mayıs 1973, Maoist Komünist Parti önceli TKP/ML’nin kurucu komünist önderi Kaypakkaya yoldaşın direniş destanıyla perçinlediği komünist çizgi karşısında acze düşen 12 Mart Askeri Faşist Cunta iktidarı ve işkenceci generaller güruhu tarafından hunharca katledildiği tarihtir. Kaypakkaya yoldaş, en tereddütsüz sınıf tavrına kuşanmış olarak komünist mücadele bayrağını en ağır bedeller pahasına tereddütsüzce kaldıran Türkiye-Kuzey Kürdistan devriminin en parlak yıldızıdır. Onun ölümsüzleştiği 18 Mayıs, bozkırı tutuşturmak için çakılan kıvılcımın ve sisteme tam cepheden açılan sınıf mücadelesinin çağrısıdır.
54. ölümsüzlük yıl dönümü vesilesiyle, komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın ölümsüz anısı önünde saygıyla eğilirken, komünist çizgi ve pratiğiyle bizlere miras bıraktığı devrim bayrağını taşıyor, kanı ve canıyla açtığı komünist güzergâhını selamlıyoruz! O, devrimimizin sönmeyen meşalesi, mücadelemizin sarsılmaz kılavuzu olarak yaşatılacaktır! O’nun şahsında, parti ve devrim şehitlerini saygıyla anıyor, devrimci ideallerine bağlı kalmayı yaşamın biricik anlamı olarak kavrıyoruz.
Partimiz, Kaypakkaya yoldaş başta olmak üzere, beş parti genel sekreteri, onlarca parti kadro ve üyesiyle birlikte, yüzlerce parti-ordu savaşçısını silahlı mücadele ve gerilla savaşında ölümsüzlüğe uğurladı. Partimiz, yürüttüğü kararlı devrimci savaşta ağır bedeller ödeyerek ülke devrimci tarihine silinmez izler bıraktı. Ölümsüzleşen yüzlerce yoldaşımız, partimizin devrimci savaştaki ısrar ve ciddiyetinin birer kanıtıyken, aynı zamanda partimizi dünden bugüne taşıyan ana kolonlar olarak rol oynadılar. Demokratik halk devrimi ve sosyalizm için mücadelede ölümsüzleşen yoldaşlarımız, partimizin mücadele tarihinin gerçek yaratıcılarıdır.
Tarihi Geçmişi Olmayanların Geleceği De Olamaz
Onlar, tüm miras ve temsil ettikleri devrimci gelenek ve değerleriyle tarihimizin ta kendisidir. Onlar, “ihtilalci fikirlerin en tehlikelisi” siciliyle kayıt altına alınan Kaypakkaya’nın siyasal ideolojik hattının işaret ettiği devrim güzergâhında tereddütsüzce öne atılırken, yattıkları her savaş mevziisinde dörder, beşer, onar, on ikişer, on yedişer… vurulurken son kurşunlarını halka ve devrime bağlılığın sloganları olarak atan destansı ölümsüzlerdir. Onları unutmak tarihimizi unutmak, tarihimizden kopmaktır. Tarihi geçmişi olmayanların geleceği de olamaz. Bu bilinçle tarihimize, tarihimizi yaratan ölümsüz yoldaşlarımıza bağlılıkla sahip çıkıyor, mücadelemizde yaşatıyoruz…
Yüzlerle ifade edilen ölümsüz yoldaşlarımızı tek tek anmak mümkün değildir. Hemen her gün bir yoldaşın ve hatta birden fazla yoldaşın ölümsüzleştiği bir tablo karşısında, her yoldaş için ayrı, özel anma yapmanın olanaklı olmadığı açıktır. Aksi hâlde her gün bir veya birden fazla anma yapmak gerekecektir ki, mücadele yaşamının tümüyle anmalara indirilmesi gibi bir yanlışa düşmeden, partimizin ve devrimimizin tüm ölümsüzleşenlerini kurucu önderimiz Kaypakkaya yoldaşın ölümsüzleştiği günde anmak, ölümsüzleşen tüm komünist ve devrimcilerin yüce anılarına layık en doğru sahiplenme olmuştur. Bu vesileyle, 18 Mayıs merkezi anma etkinliğini yoldaş partiyle birlikte yapmanın son derece olumlu ve sorumlu bir tutum olarak karşıladığımızın da altını çiziyoruz. Üç yıldır ortak yapılan 18 Mayıs anması, birlik bilincinin bir yansıması olduğu kadar, ilham kaynağının da Kaypakkaya yoldaşın bıraktığı siyasal-ideolojik miras olduğu tartışmasızdır.
Sınıf Düşmanları’nın Gözünde, “En Tehlikeli Fikirler”in Taşkın Kaynağı Olarak Görkemli Bir Kayadır Kaypakkaya!
Kaypakkaya yoldaşın ölümsüzleştiği tarih olan 18 Mayıs’ın, partimiz için mücadelenin en ağır bedellerle göğüslendiği, paha biçilmez değerlerle yüklü bir tarih olduğu herkesçe aşikârdır. Salt partimiz ve parti tarihimiz için değil, uluslararası komünist hareket nezdinde de yükselttiği komünist mücadele bayrağının kısa sürede görünür olması unutulmazdır. Kaypakkaya yoldaş, ortaya koyduğu ideolojik-teorik-siyasi çizgiyle partimizin devrimci savaş sürecinin biçimlenmesinde ve silahlı mücadeleyle geleceğe ilerleyişinde tayin edici dayanaktır. Bu nedenle 18 Mayıs, takvim yapraklarında alelade bir gün değil; Kaypakkaya yoldaş bağlamıyla komünist mücadele çizgisiyle özdeşmiş devrimci bir tarihtir. Kaypakkaya yoldaşın ardılları, bu tarihi devrimde ısrarın ve devrimi zafere taşımanın andı olarak ele almıştır. Onlarca yıl sonra, onu katledilme sürecine taşıyan işkenceci faşist Fehmi Altınbilek’e Kaypakkaya’nın yoldaşlarının devrimci adaletle ulaşmış olması, tam da bu andın göstergesidir!
Zira Kaypakkaya’nın yoldaşlarının onu “anmak”tan anladığı şey, yas tutmak, gözyaşı dökmek gibi basit duygusal bir ritüel sergilemek değildir. Onu anmak, o’nun temsil ettiği komünist çizgiyi pratikle yaşatmak anlamına gelir. O’nu anmak, ideolojik-siyasi duruşun, siyasi eylemin ve siyasi çalışmanın bir biçimidir. O’nun ideolojik-teorik-siyasi çizgisinin günümüzdeki anlamı, bu çizginin metodunu elden bırakmadan görüşlerinin günümüz koşullarına uyarlanarak geliştirilmesi perspektifiyle hareket etmektir. Kaypakkaya yoldaş ancak bu bilinç ve kavrayışla sahiplenilebilir. Özcesi, Kaypakkaya yoldaş, partimiz ve devrimimize sağladığı yetkin güzergâh ve doğrultu ile kavrandığında ulaşılır bir yapıttır; o yapıtın inşasını sürdürmenin yolu da onun benimsediği MLM metodu uygulamakla mümkündür.
Kaypakkaya yoldaşın niteliği, onun işkencedeki kızıl direniş tavrına indirgenemez. Ona tutsaklıkta bu feda tutumunu aldıran asıl belirleyen, Kaypakkaya’nın ortaya koyduğu siyasi-ideolojik çizgidir ve bu çizgi devrimimizin öncü-önder çizgisidir. Bu çizgi, MLM kavrayış ve teorik normlar zemininde billurlaşan bilimsel bir çizgidir. Elbette bu çizginin komünist teoriye dayanması ve onunla örtüşmesi, komünist olarak addedilmesi için olmazsa olmaz değerde temel bir bağlamdır. Fakat Kaypakkaya yoldaşın çizgisi, komünist teoriye dayanması kadar, bu teorik çizginin pratiğe dökülüp eyleme geçirilmesinde karşılık bulur. Yani teori-pratik birliğinin sağlanması, Kaypakkaya yoldaşın çizgisini komünist kılan gerçek temeldir. Ki komünist çizgi bir bütündür; tek yandan ya da tek yanlı olarak oluşmaz, teorisi ve eylemiyle bütünlük içindedir.
O, Devrimci Faaliyet İçinde Ulaştığı Her Teorik Sonucun Pratiğine Girendir
Komünist bir çizginin pratiğe dökülmesi, irade-eylem birliğinin de koşuludur. Kaypakkaya yoldaşın çizgisi, bu norm ve şartların tümüne sahip bütünlüklü bir çizgi olarak komünisttir. “Aslolan dünyayı yorumlamak değil, onu değiştirmektir.” Kaypakkaya çizgisi, komünizmin temel ilkelerinden olan bu aforizmaya uygun bir çizgidir. Çünkü o, devrimci faaliyet içinde ulaştığı her teorik sonucun pratiğine girendir. Kaypakkaya yoldaş ve komünist çizgisinin günümüze ışık tutması ya da günümüzde öne çıkan anlamı buradan okunmalıdır. İrade-eylem birliği, söz-davranış birliği ve teori ile pratiğin birliğinde dünyayı yorumlamak ve onu değiştirme eyleminde bulunmak; işte bunlar Kaypakkaya’nın komünist çizgisinin özü olup, özellikle bugün iyi anlaşılması ve uygulanması gereken yaşamsal prensiplerdir…
Kaypakkaya yoldaşın komünist çizgisinin değişmez ve değişemez gibi dogmatikçe yorumlanması da bir başka sakat anlayış ya da hatalı yaklaşım tarzıdır. Oysa Kaypakkaya yoldaşın kısa zaman diliminde ilerlediği siyasal gelişim hattı ve çarpıcı biçimde kısa zamanda Maoizm kavrayışına varması, dikkate alınması gereken gelişim ve değişim gerçeğini örnekler. TİP’ten TİİKP ve TKP(ML) kuruluşuna geçiş süreci ve bundaki hızlı değişim, Kemalizm’in etkisinden Kemalizm’in en büyük yargılayanı hâline gelmesi, Kaypakkaya yoldaştaki hızlı gelişimi ve aynı zamanda pozitif değişimi resmeder. Ve bu tablo, özellikle statükocu, dogmatik anlayışlarca öğrenilmesi gereken somut bir tecrübedir…
Kaypakkaya yoldaşın hızlı ve kısa zaman diliminde büyük gelişim ve değişimler kaydetmesinin tılsımı, araştırıp inceleyen ve tartışan özellikleriyle bilimsel teoriye yatkın olup kavrayışını derinleştiren birikimde olmasıyla birlikte, sağlam metoda/metodoloji bilimine sahip olmasından da ileri gelir. Onun hâlâ 18 Mayıs’ta mücadelenin tüm alanlarında aynı anda ışıması, hâlâ 24 yaşında kalarak komünizmin şafağına yatması, sahip olduğu bu nitelik, bu pratik ve tahlil gücünde olmasıdır…
Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Mayıs-2026 tarihli 60. sayısında yayımlanmıştır.







