Connect with us

Kültür-Sanat

Patika’nın kitaplığı: Yeni çıkanlar

Yeni çıkan kitaplardan kısa bir derleme

Uygarlık Dönemeci – Haluk Yurtsever

Tarihin son sözü yok. Bilimin de. Sistemler, düzenler ise sonludur. Bu kitap, sonlu bir düzen olan kapitalizmin sınırları ve yalnızca kapitalizm olmayan uygarlığın ulaştığı dönemeç üzerinedir.

Kapitalizmin tarihsel ve teorik sınırlarının bilincinde olmak yaşamsal önemdedir. Siyaset, bir “şimdiki zaman” etkinliğidir. Siyasal varoluş ve eyleyiş tarzını bir devrim anına, bir kıyamet uğrağına kilitleyen anlayış, mantığı gereği siyaseti bir tür toptancı boykotçuluğa daraltmaktadır. Sınırların bilincinde olmak ise sistemin sinir uçlarına, Aşil topuğuna yönelen bir siyaset tarzı inşa etmenin zeminini oluşturuyor. Sınır bilinci, yalnızca süreç yorumu yapmak için değil, siyasal strateji belirlemek için de yaşamsal önem taşıyor.

Sınır-kriz ilişkisini, tarihsel-teorik ama aynı zamanda güncel siyasal olgu ve dinamikler üzerinden çözümleyebilmek için dikkati yalnızca krize ya da yalnızca sınırlara değil, birbirleriyle ilişkileri içinde ikisine birden yoğunlaştırmak gerekiyor.

Uygarlık Dönemeci’nde Haluk Yurtsever okuyucuyu bu dikkat yoğunlaşmasına çağırıyor.

Kitabın tanıtım bölümünden

Künye: Uygarlık Dönemeci, Yazar: Haluk Yurtsever Yordam Kitap, 288 Sayfa

Anti-Faşizmin Estetiği – 1945 Sonrası İtalyan Sinemasında Faşizm Eleştirisi – Eylem Şen

Sinema modernizmin en özgürlükçü buluşlarından biri olarak, kimsenin kimseyi ezmediği bir dünya hasretinin, tekniğin imkânlarıyla gönüllere taht kurmasını sağlayabilir. Bu tahtın bahtını yapmak için, kökenlerini Griffith’in tek bir görüşü hiçbir şekilde sorgulamaksızın kabul ettirmeye dayalı estetik anlayışından alan Hollywood’un klasik anlatı sinemasının alışkanlıklardan kopuş gerekir. Bu kopuş sanat ve estetik hakkında ilkçağlardan itibaren süregiden “güzel”, “gerçek”, “iyi” kavramlarına dair bir bakış açısı yaratmakla başlar.

Sinemada faşizm eleştirisinin estetik politikası üzerine bir çalışma yapabilmek için; estetiğin felsefi ve ideolojik gelişimine, anti-faşist mücadelelerin tarihine, sinemada anti-faşist ve özgürlükçü film biçimi arayışlarının geçmişine, faşizmin emperyalist yayılmacılığının damgasını vurduğu 1930’ların sonunda Georg Lukács ile Ernst Bloch arasında başlayıp Walter Benjamin ve Bertolt Brecht’in de dâhil olduğu gerçekçilik tartışmalarına, Vertov’un manifestosuna, egemen film biçimlerine ve burjuva ideolojisine en ileri noktadan saldıran Godard’ın film biçimine bakılarak yol alınmalıdır. Bu yolun güzergâhı içinde şekillenen film analiz yöntemi ile 1945 sonrası İtalya’da faşizmle yüzleşen filmleri ele alan bu çalışma, izleyiciyi özgürleştiren ve bir özne olarak sorumluluk almaya teşvik eden sinema kuramlarına katkıda bulunmayı hedefliyor. Günümüzde binlerce film, kitap, sanat ürünü arasında kaybolanlar için bir filmi okumak ya da yaşadığı dünyayı anlamak giderek zorlaşırken, bu filmler ve analizler, sadece sinema, faşizm ve anti-faşist mücadeleler hakkında önemli fikirler, felsefeler, imgeler yaratmış olmakla kalmaz; sınıfsız, sınırsız, özgür bir dünya düşü uğruna mücadele edenlerin
referans alabileceği özgürleştirici bir estetik politika için de çerçeve yaratır.

Kitabın tanıtım bölümünden

Künye: Anti-Faşizmin Estetiği – 1945 Sonrası İtalyan Sinemasında Faşizm Eleştirisi Yazar: Eylem Şen , Notabene Yayınları, 240 Sayfa




Lunapark Gereon Rath’ın Altıncı Vakası – Volker Kutscher

Nazilerin iktidarlarını pekiştirmeye başladığı 1934 Mayıs’ında, sokak aralarında bulunan SA cesetleri zaten sis bulutlarıyla kaplı Berlin’i iyice karanlık bir atmosfere sokuyor. Bu cinayetleri bir komünist avına dönüştürmesi işten bile olmayan Nazilerin karşısında, Komiser Gereon Rath gizliden gizliye kendi soruşturmasını yürütüyor. Komünist gruplardan Berlin yeraltı dünyasına uzanan bu soruşturma, ülkedeki karanlığın ne kadar keşif olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Lunapark, tüm ülkenin bir “olay yeri”ne dönüştüğü zamanlarda, burnunu politikaya sokmadan cinayetleri çözmeye çalışan Gereon Rath’ın altıncı vakası.

Nazilerin iktidarlarını pekiştirmeye başladığı 1934 Mayısı’nda, sokak aralarında bulunan SA cesetleri zaten sis bulutlarıyla kaplı Berlin’i iyice karanlık bir atmosfere sokuyor. Bu cinayetleri bir komünist avına dönüştürmesi işten bile olmayan Nazilerin karşısında, Komiser Gereon Rath gizliden gizliye kendi soruşturmasını yürütüyor. Komünist gruplardan Berlin yeraltı dünyasına uzanan bu soruşturma, ülkedeki karanlığın ne kadar kesif olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Polisiye edebiyat ile politikayı bir araya getirmekteki maharetiyle tanınan Volker Kutscher, Nazi Almanyası’nın tekinsizliğini ve hırçınlığını ustaca anlatıyor. “Almanya’nın karanlık yıllarını bu analitik yoğunlukla ve bu kadar uzun soluklu aydınlatan başka bir yazar yok.”
Kölner Stadt-Anzeiger

“Komiser Gereon Rath ve güçlenmekte olan Nazi devletinin ahlâkî tuzakları: Kimsenin haysiyetini koruması mümkün değil, hele masumiyetini – asla!”
Deutschlandfunk

Kitabın tanıtım bölümünden

Künye: Lunapark – Gereon Rath’ın Altıncı Vakası, Yazar: Volker Kutscher ,İletişim Yayınları, 491 Sayfa



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Kültür-Sanat