
35 sanığın hakkında beraat kararı verilen Çarşı davası ise Yargıtay tarafından bozulmuş; Yargıtay, bozma kararında iki dava arasında hukuki bağlantı olduğunu belirtmişti.
Ardından iki dava 30 Temmuz’da birleşti ve 52 sanıkla ilk iki duruşma yapıldı. Hem ilk iki duruşmada hem de ara kararda, 18 Ekim 2017’de tutuklanan Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verilmişti.
Protesto amacıyla duruşmalara katılmayacağını açıklayan Kavala’nın tutukluluğunun sona ermesiyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı var. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım’da yapılan toplantıda AİHM kararına uymadığı gerekçesiyle Türkiye’ye ihlal prosedürü başlatma yönünde ara karar almış; Türkiye’ye 19 Ocak’a kadar süreçle ilgili bildirimde bulunması için süre vermişti.
Birleştirilen davaların ilk duruşması 8 Ekim’de yapıldı. 18 Ekim’de, tutuklanmasının 4. yıldönümünde ABD’nin başını çektiği 10 ülke büyükelçiliği, Kavala’nın serbest bırakılması çağrısına ortak imza atmış; çağrıya sert tepki veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kavala için “Soros artığı” ifadesini kullanmıştı.
Kavala da bunun üzerine “Cumhurbaşkanı’nın hüküm giymemiş ve yargılaması devam etmekte olan bir kişiye yönelik aşağılayıcı ve lekeleyici ifadeleri, insan haysiyetine saldırı niteliğindedir. Bunlar suçlu olduğum algısı yaratan ve yargıyı doğrudan etkileyen mesajlardır. Bu şartlar altında adil bir yargılama yapılmasına imkân kalmadığından, bundan sonra duruşmalara katılmamın ve savunma yapmamın anlamsız olacağına inanıyorum.” açıklaması yaparak duruşmalara katılmama kararını açıklamıştı.
Ardından birleştirilen davanın 2. Duruşması 26 Kasım’da yapılmış, Kavala bu duruşmaya katılmamıştı.








