Connect with us

Analiz

CHP’nin Adayı ve Muhtemel Gelişmelerin Siyasi Karakteri

Muhtemel olan bu siyasi tablo ve gelişmelerin karekteri bizleri neye sevketmelidir. Seçimlere girme taktiğimizin de temeli olarak işaret ettiğimiz çalışmalarında kitlelerle ilişkilerin yoğunlaştırılması, örgütlenme çalışmalarmızın ağırlıklı unsur olarak ele alınmasına sevketmelidir

CHP açıkladığı cumhurbaşkanı adayı ile ibrenin Erdoğan’dan yana dönmesini sağlamış oldu. Muharrem İnce ile birlikte cumhurbaşkanı adaylığında Erdoğan avantajını büyütürken, CHP iddiasını yitirmiş oldu.  Anlaşıldı ki, CHP asıl stratejisini meclis aritmetiği üzerine inşa etti-edecektir.  Kuşkusuz ki, Erdoğan’ın engebesiz düzlüğe girdiği söylenemez. CHP adayının AKP’yi sarsacak bir isim-aktör olmaması nedeniyle nispeten rahatlayıp avantaj elde eden Erdoğan’ın pürüzsüz ve sancısız bir süreç yaşayacağını göstermez. Bilakis, Erdoğan AKP içindeki huzursuzluklar, Türkiye-Kuzey Kürdistan toplumunda yaşanan sorun ve çelişkiler, “TC” devletinin uluslararası camiada karşı karşıya olduğu ciddi açmazlar nedeniyle iktidarını koruma-seçimi kazanma konusunda son derece kritik bir süreçle yüz yüzedir. “Artık yeter, kaç sene oldu, bu sefer de başkasını deneyelim.” şeklindeki tabii seçmen refleksi bile Erdoğan’a ciddi oy kaybettirecek zemindir. Burjuva düzen partileri anlamında yeni aktörlerin bu seçimde öne çıkması da aynı biçimde Erdoğan’ın oylarını kemirecek bir realitedir. Mağdurlar ve mezalime maruz kalanlar, açlık sınırında yaşayanlar, sömürü ve baskılardan usanan, yolsuzluk ve çapuldan tiksinenler ve nihayetinde açık faşizmin barbarlıklarına öfke duyanların oluşturduğu yelpaze düşünüldüğünde Erdopğan’ın kaybetmesi için tüm şartların mevcut olduğu görülebilir. Yeni bir aldatmaca ve nesnel fırsat ya da toplumu sarsacak siyasi bir çıkış ve sürükleyecek yeni argümanlardan yoksunluk da Erdoğan’ın iktidar ömrünü uzatması için aleyhtarlık yapan zemindir. Hile, manipülasyon, komplo, OHAL ve bilumum devlet baskısı bu durumdaki Erdoğan’ın işi kotarmasına yetecek mi, bu bilinmez. Ancak işinin son derece zor olacağı aşikar.

Din ve milliyetçi ümmetçilikle uyuşturulan, dolayısıyla da düşünmeyen, sorgulamayan, yargılamayan ve gerçeğe gözü kapalı olan müritler topluluğu, öte taraftan güç ve otoriteye secde eden toplumsal doku gerçekliği Erdoğan’ın beslendiği zemindir. Medya ve tüm devlet-iktidar olanaklarıyla yürütülen ve muhalefetin de kabul ederek desteklediği algı operasyonları Erdoğan’ın güçlü lider olarak topluma kazınmasına yol açmıştır ki, bu da Erdoğan hanesine yazılan artı işlevi görmektedir. Bütün bunlarda Erdoğan’ın önemli avantajlara sahip olduğu ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde küçümsenemeyecek bir şansa sahip olduğu inkar edilemez. Dörtlü muhalefet ittifakının üçlü ittifaka karşı ortak aday çıkaramaması Erdoğan’ın şansını kuvvetlendirirken, CHP adayının İnce olması da bu şansa katkı sunan bir durumdur. Erdoğan’ın bu şansını gören CHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük iddiasını esasta parlamento bileşenine odakladı. Ki bu syaseten CHP açısından yanlış da değildir. Zira, kaybetme olasılığı olan yerden kaanma ihtimali yüksek olan yere odaklanarak tek adam sultasını tıkama kilidi ancak parlamentoda Erdoğan karşıtı bloğu egemen kılmaktır…

Dörtlü ittifak cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedebilir ama milletvekili çoğunluğunu kazanabilir, bu şansı daha yüksektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçildiğinde parlamentonun çoğunluğu muhalefet bloğunun eline geçerse, cumhurbaşkanı hükümet sistemi tıkanabilir ve bu sistemin krizler yaratan bir sistem olduğu propaganda edilme zemini yakalamış olur. Cumhurbaşkanlığı ayrı meclis çoğunluğu ayrı olmak üzere iki blok arasında bir denge oluşabilir. Fakat bu durumun sistemi tıkayarak sorunlara gebe olduğu-olacağı aşikârdır. Peki, bu durumda gelişmeler nereye evirilir? Hiç kuşku yok ki, Erdoğan’ın milletvekili çoğunluğunu elde etmek için milletvekilliği seçimlerini yeniletme, yeniden seçime gitme yolu tutacağını beklemek gerekir. Ki, elindeki Bahçeli bastonu can simidi olarak Erdoğan ile birlikte proje geliştirip yürürlüğe sokmaktan geri durmayacaktır. Burada iki ihtimelden söz edilebilir. Ya Erdoğan iki seçimi de kazanarak iktidarına devam eder ya da kriz ve kaosun derinleşeceği, burjuva dalaşın daha da keskinleşeceği bir sürece yol alınmış olur… Kısacası önümüzde bu iki ihtimalle anlam kazanan bir süreç durmaktadır. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını kazanma şansı olsa da milletvekilliği çoğunluğunu kazanması son derece zor görünmektedir. Yani, önümüzdeki sürecin esas karakteri güçlü olasılık olarak, burjuva iktidar dalaşının derinleşerek yeni krizlerle seyreden kaotik süreçtir…

Muhtemel olan bu siyasi tablo ve gelişmelerin karekteri bizleri neye sevketmelidir. Seçimlere girme taktiğimizin de temeli olarak işaretettiğimiz çalışmalarında kitlelerle ilişkilerin yoğunlaştırılması, örgütlenme çalışmalarmızın ağırlıklı unsur olarak ele alınmasına sevketmelidir. Öngörümüz siyasi sürecin burjuva klikler arası keskin çatışmaların gündeme gelmesi ve siyasi olarak kaotik bir sürecin yaşanması ise, bu duruma karşı örgütlenerek hazırlıklı olmak kaçınılmazdır. Bahsini ettiğimiz bu kaotik süreç, her türlü çatışma, şiddet ve saldırganlığı ihtiva eden gerici karakteri güçlü bir süreç olacaktır. Baskı ve saldırıların artması, çatışmaların keskinleşmesi ve bel kide siyasi kirizlerin yol açtığı ciddi bir iç çatışma durumunun gündeme gelmesi olasıdır. Buna karşı, mücadele etme ve darbelerden sakınma esasen örgütlenmekten, örgütlü duruş sergilenmekten ve doğru mevzilenmekten geçer.  Hiç şüphesiz ki, demokratik, devrimci ittifak ve birliklerin geliştirilmesi de bu süreçte önemli bir görev olarak öne çıkacaktır, çıkmalıdır. Dolayısıyla, çalışmalarımızı örgütsel durumumuzu geliştirme, kitlelerle birleşme, demokratik-devrimci güçlerle ittifak ve birlikler geliştirmeye odaklamalıyız.



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Analiz