
Zeynep Hayır/Almanya
Göç, çoğu zaman bir bavula sığdırılan hayatlardan ibaret sanılır. Oysa göç, ardında bırakılan evlerin, yarım kalan dillerin, sürekli ertelenen bir “geri dönme” ihtimalinin adıdır. Mültecilik ise yalnızca bir statü değildir. Hukukun, sınırların ve siyasal iklimin insana her gün yeniden çizdiği bir kader çizgisidir. Avrupa’ya uzanan yollar bugün hâlâ umutla açılırken, aynı yollar birçok insan için geri dönüşün zorunlu güzergâhına dönüşüyor.
Almanya’dan Türkiye’ye yönelik sınır dışı işlemleri son bir yılda belirgin biçimde arttı. Resmî verilere göre geçen yıl Almanya’dan Türkiye’ye yaklaşık 2 bin 300 kişi sınır dışı edildi. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla iki kat artış anlamına geliyor. Türkiye, bu sayılarla birlikte Almanya’nın en fazla sınır dışı işlemi gerçekleştirdiği ülke oldu.
Sınır dışı uygulamalarındaki artış yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. Almanya genelinde tüm ülkelere yönelik geri gönderme sayılarında yükseliş yaşandı. Türkiye’yi Gürcistan izlerken, Fransa üçüncü sırada yer aldı. Bu tablo, Almanya’nın göç ve geri gönderme politikalarında genel bir sertleşmeye işaret ediyor.
Öte yandan Almanya’ya yapılan iltica başvurularında düşüş gözlemlendi. Geçen yıl Türkiye’den Almanya’ya yaklaşık 12 bin iltica başvurusu yapıldı. Bu sayı bir önceki yıla göre azalmış olsa da hâlâ yüksek seviyede. Uzmanlar, başvurulardaki düşüşü “nasıl olsa reddedilir” algısının güçlenmesiyle ilişkilendiriyor.
Almanya’ya en fazla iltica başvurusu yapılan ülkeler sıralamasında Afganistan ve Suriye ilk iki sırada yer alırken, Türkiye üçüncü sırada bulunuyor.








