
Asgari Ücret İnisiyatifi, 2026 yılı için belirlenen asgari ücrete yeniden zam yapılması talebiyle Meclis Dikmen Kapısı önünde yapmayı planladığı açıklama polislerce engellenince, inisiyatif açıklamayı Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenci Anıtı önünde yaptı.
Açıklamada inisiyatif adına konuşan Nurseli Gözüaçık, asgari ücret zammının TÜİK’in belirlediği enflasyonun gerisinde kaldığına dikkat çekerek, “2026 yılı ilk üç aylık resmi enflasyonun yüzde 10,04 olarak açıklanmasıyla birlikte, asgari ücrete yılbaşında yapılan 5 bin 971 liralık artışın 2 bin 819 lirası, yani yüzde 47’si daha Nisan ayı gelmeden eridi gitti. 30 bin lirayı geçen açlık sınırı karşısında 28 bin liralık asgari ücret, temel ihtiyaçların karşılanabildiği insani bir yaşam sağlamaktan artık fersah fersah uzaktır” dedi.
Türkiye’nin Güney Sudan ve İran’ın ardından yıllık gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü olduğu bilgisini veren Gözüaçık, Türkiye’de milyonlarca insanın sağlıklı beslenmekten vazgeçip sadece karnını doyurabilme derdine düştüğünü söyleyerek taleplerini sıraladı:
“*Asgari ücret, işçinin değil işçi ve ailesinin yaşam maliyeti temelinde belirlenmelidir. Asgari ücret hesabında yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır.
*Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalıdır. Sosyal devlet ilkesi gereği asgari ücret, açlık sınırına sıkışmış değil, insanca yaşamı güvence altına alan bir toplumsal taban olmalıdır.
*Asgari ücret yılda bir kez değil, yılda dört kez güncellenmelidir. Enflasyon karşısında hızla eriyen ücretlere karşı, milli gelir ve enflasyon verileri esas alınarak çoklu güncelleme sistemi kurulmalıdır.
*4857 sayılı İş Kanunu’na açık hüküm eklenmelidir. ‘Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir’ hükmü yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
*Asgari ücret yeniden gerçek anlamda bir başlangıç ücreti olmalıdır. Asgari ücretin genel ücret haline gelmesine son verecek düzenlemeler yapılmalı; ücret skalasının tamamını aşağı çeken bu rejime karşı koruyucu mekanizmalar oluşturulmalıdır.
*Asgari Ücret Tespit Komisyonu demokratik ve temsili biçimde yeniden düzenlenmelidir. Emekçilerin doğrudan temsil edilmediği, fiilen tek taraflı işleyen mevcut yapı değişmeli; karar süreçleri şeffaf, katılımcı ve toplumsal meşruiyete sahip hale getirilmelidir.
*Türkiye, ILO’nun 131 sayılı Asgari Ücret Tespit Sözleşmesini derhal onaylamalıdır. İşçilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını, hayat pahalılığını ve ekonomik koşulları dikkate alan uluslararası standartlara uygun bir sistem kurulmalıdır.
*Toplu sözleşme ve sendikal örgütlenme kapsamı genişletilmelidir. Asgari ücret rejiminin panzehiri örgütlü emektir. Güçlü toplu pazarlık olmadan ücret adaleti sağlanamaz.
*Bölüşüm politikaları emekçilerden yana yeniden kurulmalıdır. ‘Kaynak yok’ söylemi gerçek değildir. Sorun kaynak eksikliği değil, bölüşüm tercihidir. Emeğin payını büyüten adil bir bölüşüm politikası hayata geçirilmelidir.”
Açılamanın ardından inisiyatifin belirlediği heyet, topladıkları dilekçeleri ve taleplerini iletmek üzere Meclis’e geçti.








