
Dersim’de 6 yıl önce kaybettirilen Gülistan Doku soruşturmasında yıllar sonra kamu görevlilerinin de olduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin kayyım Tunceli Valisi, bugün İçişleri Bakanlığı Müfettişi olarak görev yapan Tuncay Sonel’in oğlu ile Tunceli İl Özel İdare çalışanları ve eski bir polis memuru da bulunuyor.
Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dersim Örgütlülüğü, Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında yıllar sonra verilen gözaltı kararlarına ilişkin “Gülistan Doku dosyası Dersim’de süren devlet aklının karanlığıdır! Tuncay Sonel başta olmak üzere tüm sorumlular yargılanmalıdır!” başlıklı açıklama yaptı.
Açıklamada, Gülistan Doku’nun kaybedilmesine ilişkin soruşturmada 13 kişi hakkında verilen gözaltı kararının yıllardır süren mücadelenin bir sonucu olmakla birlikte gerçeğin yalnızca küçük bir kısmına temas ettiği belirtildi. Bu adımın geciktiği, sınırlı kaldığı ve hakikati açığa çıkarmaktan uzak olduğu vurgulandı.
Dersim halkının bu karanlığı tanıdığına işaret edilen açıklamada, “Bu topraklar, yıllardır devletin inkâr, bastırma ve yok sayma politikalarının hedefi olmuştur. Dün katliamlarla, bugün ise kayıplar, örtbaslar ve cezasızlıkla sürdürülen bu politika, Gülistan Doku dosyasında bir kez daha açığa çıkmıştır. Bu dosya başından itibaren kayyum rejimi altında, devletin doğrudan müdahalesiyle karartılmıştır. Deliller toplanmamış, kritik anlar görmezden gelinmiş, çelişkiler örtülmüş, dosya bilinçli şekilde sürüncemede bırakılmıştır. Bu bir ihmal değil; Dersim’de süreklilik gösteren devlet aklının güncel biçimidir” denildi.
Sürecin merkezinde dönemin kayyım-valisi Tuncay Sonel’in bulunduğu belirtilen açıklamada, “Onun yönetimi altında yürütülen süreç, gerçeğin açığa çıkarılmasını değil, bastırılmasını esas almıştır. Ancak bu karanlık yalnızca merkezden ibaret değildir. Dersim’de kurulan yerel ilişkiler ağı, suskunluk, korku ve çıkar ortaklıkları bu dosyanın üzerinin örtülmesine hizmet etmiştir. Gerçeği bilen, gören ama susan; soruşturmanın derinleşmesini engelleyen her yerel unsur bu suçun parçasıdır” diye belirtildi.
Açıklamada ayrıca Gülistan Doku’nun kaybedildiği dönemde Munzur Üniversitesi yönetiminin de kamuoyunda tartışma konusu olduğu, sürecin şeffaf yürütülmediği ve birçok başlığın karanlıkta bırakıldığı hatırlatıldı.
Açıklamada, “O günden bugüne üniversitenin akademik yapısının defalarca taciz ve benzeri skandallarla gündeme gelmesi, bu kurumun da sorgulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu süreçte kolluk güçleri ve adli makamlar da sorumluluktan azade değildir. Etkin soruşturma yürütmeyen, delilleri toplamayan ve süreci sürüncemede bırakan her merci bu karanlığın parçasıdır” denildi.
Açıklamada ayrıca 3 başlığa dikkat çekilerek açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“*Dersim’de kayıplar tesadüf değildir!
*Bu dosyada yalnızca failler değil, onları koruyan bir sistem vardır!
*Bu karanlık bireysel değil, örgütlüdür!
Başta Tuncay Sonel olmak üzere; ihmali ve sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlileri ve yerel bağlantılar derhal soruşturmaya dahil edilmelidir. Bu dosyanın birkaç kişiyle kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Gülistan Doku dosyası, Dersim’de devletin değişmeyen yüzünü bir kez daha göstermiştir: Gerçeği gizleyen, failleri koruyan, halkı susturmaya çalışan bir yüz… Gülistan Doku nerede? Failler kim? Kimler korudu? Gülistan Doku için adalet! Faillerden ve onları koruyanlardan hesap soracağız!”








