Connect with us

Analiz

Sinan Karker yazdı | İtibarsız Bakanın Gölgesinde Gülistan Doku İçin Adalet Mücadelesi

Bugün teşekkür edilmesi gerekenler Akın Gürlek, mevcut başsavcı ya da devletin herhangi bir kurumu değildir. Bugün selamlanması gereken, altı yıldır geri adım atmayan Gülistan’ın ailesidir. Selamlanması gereken, bu dosyayı omuzlayan kadınlardır. Selamlanması gereken, Gülistan’ı unutturmayan devrimciler, demokratik kitle örgütleri, ilerici hukukçular, öğrenciler ve sokakta adalet için haykıranlardır. Çünkü bu dosyayı açık tutan devlet değil, halkın örgütlü ısrarıdır.

gülistan doku

Yazar/Sinan Karker

Gülistan Doku dosyasında yaşanan son gelişmeler, bir hakikatin yeniden altını çiziyor: Bu ülkede hiçbir dosya kendiliğinden açılmaz, hiçbir karanlık kendi isteğiyle dağılmaz, hiçbir devlet kurumu halk baskısı olmadan gerçeğin peşine düşmez. Gülistan Doku’nun akıbeti bugün yeniden konuşuluyorsa, bunun nedeni itibarsız bir bakanın “talimatı” değildir. Bunun nedeni, altı yılı aşkın süredir kızlarının peşini bırakmayan bir ailenin inadı; susmayan kadınların öfkesi; sokaktan çekilmeyen devrimcilerin, demokratik kitle örgütlerinin, ilerici hukukçuların, öğrencilerin ve vicdan sahibi insanların ısrarlı mücadelesidir.

Bugün iktidar blokunun trolleri, yandaş medya aygıtları ve burjuva haber merkezleri ağız birliği etmişçesine aynı cümleyi tekrarlıyor: “Akın Gürlek’in talimatıyla operasyon başladı.” Bu haber dili tesadüf değildir. Amaç Gülistan Doku için adalet sağlamaktan ziyade; adalet arayışını itibarı yerle yeksan olmuş bir iktidar figürünün kişisel reklam malzemesine çevirmektir. Bir halkın, bir annenin, bir ailenin, bir toplumsal mücadelenin yarası; bir saray memurunun itibar kampanyasına dönüştürülmek isteniyor. “Sayın Bakanımızın talimatıyla”, “Akın Gürlek harekete geçti”, “tozlu raflardan indirildi”, “ucu nereye giderse gitsin” gibi yönlendirmelerin haberlere boca edilmek istenmesi; hakikati aydınlatma çabasından çok, bir kişi etrafında kudret, kararlılık ve dokunulmazlık imajı örme çabasıdır. Burada soruşturmanın merkezine Gülistan değil Gürlek yerleştirilmektedir. Acı çeken anne-abla değil, güç devşirmeye çalışan devlet aklı görünür kılınmaktadır.

Tam da burada meselenin özü açığa çıkıyor. Eğer gerçekten bağımsız bir yargıdan söz ediliyorsa, bir Adalet Bakanı’nın adının soruşturma dosyalarının “harekete geçiricisi” ya da “cesaret vericisi” gibi sunulması başlı başına bir skandaldır. Çünkü bu anlatı, farkında olarak ya da olmayarak şunu söylemektedir: Yargı kendi görevini yapmamakta, dosyalar rafta beklemekte, ancak siyasal iktidarın yüksek bir temsilcisi isterse işlemektedir. Bu ise övünülecek değil, teşhir edilecek bir gerçekliktir. Ancak bu teşhir edilmesi gereken gerçeklik dahi Akın Gürlek’e itibar kazandırmak adına ayan beyan şekilde kullanılmaya çalışılmakta.

Yine de tüm manipülasyon çabalarına cevap olarak söylemek gerekir ki Gülistan Doku dosyası hiçbir zaman “tozlu raflara terk edilmiş” sıradan bir dosya olmadı; tersine, devletin, kolluğun, yerel idari yapıların ve yargı mekanizmalarının bütün oyalama, karartma ve koruma girişimlerine rağmen halk tarafından raftan indirilmeden elde taşınan bir dosya oldu. Bu dosya sokakta taşındı. Bu dosya kadınların sloganlarında yaşadı. Bu dosya adliye önlerinde, üniversite kampüslerinde, basın açıklamalarında, mahkeme koridorlarında, dayanışma nöbetlerinde diri tutuldu. Ailenin çığlığı olmasaydı, devrimci ve ilerici kamuoyu bu ısrarı örgütlemeseydi, bugün iktidarın reklam malzemesi yapmaya çalıştığı dosya 6 yıldır olduğu gibi karanlığa gömülmüştü ve hiç açılmayacaktı.

Bu yüzden Gülistan Doku için adalet mücadelesinin öznesini doğru tarif etmek zorundayız. Öznesi saray değildir. Öznesi bakanlık değildir. Öznesi yandaş basın değildir. Öznesi, kızını ararken aynı zamanda bu çürümüş düzene karşı direnen annedir, abladır. Öznesi, “Bir kadın daha katledilmeyecek” diyen kadın hareketidir. Öznesi, faili meçhullerin, kayıpların, cezasızlığın normalleştirilmesine boyun eğmeyen devrimci-demokratik toplumsal muhalefettir. Öznesi, her türlü baskıya rağmen hakikatin üstünü örttürmeyen halk iradesidir. 

Burjuva medya ise yine tarihsel rolünü oynamaktadır. Düzen medyası, devletin söylemini haber diye dolaşıma sokarak gerçeği çarpıtmakta; mücadeleyi görünmez kılmaktadır. Bu yeni değildir. Bu ülkede işçiler haklarını grevle söke söke aldığında patronun “lütfu” öne çıkarılır. Kadınlar katillere cezasızlık uygulanmasın diye sokakları doldurduğunda yasa değişikliği bir bakanın başarısı gibi sunulur. Halk direnir, egemenler sahiplenir. Mücadele aşağıdan kurulur, hikaye yukarıdan yazılır. Gülistan Doku dosyasında da yapılmak istenen tam olarak budur.

Ancak bu dosyada unutulmaması gereken bir başka gerçek daha var: Dersim gibi süreklileştirilmiş OHAL rejimiyle yönetilen bir kentte, Gülistan’ın kaybedilmesi yalnızca tek tek kişilerin değil, bütün bir devlet organizasyonunun eseridir. Kolluğundan mülki idaresine, yargısından bürokratik mekanizmalarına kadar bu düzen, gerçeği açığa çıkarmak için değil, karartmak için işlemiştir. Yapılan kısıtlı operasyon listesindeki kişiler bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün tek bir operasyon üzerinden aynı devlet aklına teşekkür dizmek, altı yıldır kurulan cezasızlık zırhını ve koruma mekanizmasını unutmaktır. Burada eleştiri konumuz kesinlikle acılı ailemiz değildir, onlar hak arama mücadelesinin ne şekilde, hangi yöntemlerle, nelere rağmen, nasıl sürdürülmesi gerektiğini bir kez daha bizlere öğretmişlerdir.

Tam da bu yüzden bugün teşekkür edilmesi gerekenler Akın Gürlek, mevcut başsavcı ya da devletin herhangi bir kurumu değildir. Bugün selamlanması gereken, altı yıldır geri adım atmayan Gülistan’ın ailesidir. Selamlanması gereken, bu dosyayı omuzlayan kadınlardır. Selamlanması gereken, Gülistan’ı unutturmayan devrimciler, demokratik kitle örgütleri, ilerici hukukçular, öğrenciler ve sokakta adalet için haykıranlardır. Çünkü bu dosyayı açık tutan devlet değil, halkın örgütlü ısrarıdır.

Şimdi bu güçle bir kez daha, daha güçlü bir şekilde yinelemeliyiz: Gülistan Doku için adalet, bu kaybın üzerini örten bütün ilişkilerin açığa çıkarılmasıdır. Gülistan Doku için adalet, altı yıl boyunca işletilen cezasızlık rejiminin teşhir edilmesidir. Gülistan Doku için adalet, yalnızca birkaç ismin değil, bütün sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılması ve cezalandırılmasıdır.



Nisan 2026
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 

More in Analiz