
Covid-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye-Kuzey Kürdistan’da da hızla devam ederken, Sağlık Bakanlığı verilerine göre dün 161 kişinin daha hayatını kaybetmesiyle toplam ölü oranı 12 bin 672’ye yükseldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Mezarlıklar Müdürlüğü kayıtlarına göre ise dün sadece İstanbul’da 211 kişinin “bulaşıcı hastalık” nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi
İstanbul Tabip Odası (İTO) ise özel hastanelere verilen ruhsat dışında yoğun bakım yataklarını artırma iznine tepki olarak yaptığı açıklamada, Covid-19 kaynaklı ölüm sayısının gerçekte 35 bine ulaştığını öne sürdü.
“İnsanlarımız can derdindeyken özel hastane patronları ise kâr derdinde” denilen açıklamada, özel hastanelerde salgının başından bu yana ücretsiz yapılması gereken PCR testlerinin hem vatandaşa pazarlandığı hem de Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK)’dan para alınarak salgının fırsata çevrildiği vurgulandı.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Medipol Hastaneleri’nin sahibi ve aynı zamanda özel hastane patronlarının örgütü olan Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği’nin (OHSAD) Yönetim Kurulu üyesi ve Başkan Yardımcısı olduğu belirtilen açıklamada, OHSAD heyetinin 4 Kasım günü Saray’da AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğü hatırlatıldı.
İstanbul Tabip Odası tarafından yapılan açıklama şu şekilde;
“Sağlık Bakanlığı’nın son genelgesi özel hastanelerin dolmuş mantığı ile çalışmasına, özel hastane patronlarının daha fazla kâr etmesine hizmet ediyor. Özel hastanelerin Covid-19 pandemisi süresince artan yoğun bakım yatak ihtiyacını karşılama bahanesi ile zaten tıkış tıkış dolu olan yoğun bakımlara ek yatak yerleştirilmesine izin vererek toplumun sağlığı hiçe sayılmış, patronların daha fazla kâr etmesine aracı olunmuştur. Dün pandemi bahanesi ile metal işçilerinin yürüyüşüne saldırarak engel olanlar bugün özel hastane yoğun bakımlarında daha fazla kâr etme, krizi fırsata çevirme amacıyla böyle bir izni veriyor.
Sorumlulara sesleniyoruz; salgınla mücadele hastanelerde, yoğun bakımlarda değil sahada kazanılır. Henüz etkili bir tedavisi bulunmayan bir hastalığı insanları hastaneye yatırarak değil salgının yayılmasını önleyecek etkili tedbirlerle kontrol altına alabilirsiniz. Türkiye’de salgının kontrol altına alınamamasının sorumlusu kuşkusuz bu süreçten gerçekdışı bir ‘başarı hikayesi’ çıkarmaya çalışan mevcut siyasi iktidardır. Bugüne kadar izlenen eksik, yanlış, tutarsız uygulamalara derhal son verilmeli; acilen aklın ve bilimin ışığında, açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık yeni bir salgın politikası oluşturulmalıdır.”








