
Aşağı-yukarı çekecek hiçbir yanı yok bu cümlenin. 19 yıldır elleriyle; vura vura, kıra kıra, öldüre öldüre yarattığı siyasetin, açlığın, yoksulluğun tam tarifini yapmış bulundu. Her defasında biraz daha “kırmadan” dile getiriyordu. Biraz daha “tatlı dille” insanların aklıyla oyun oynuyordu. ‘’Yoksulsak hepimiz yoksuluz, zenginsek hep birlikte zenginiz’’ diyordu, Konunun öznesi Faşist Erdoğan.
Bir süre önce çıktı ve açıklamasında şöyle dedi; “hem çiftçinin ürünleri elinde kalmasın hem de fakir fukara, garip gurebanın yüzü gülsün”, “çorbası kaynasın diye patates, soğan alımını başlatmış bulunuyoruz.” Yoksullaştırma politikaları üzerinden zenginleşen ve zenginleştiren Erdoğan, yeni bir akıl oyunu ama açık gayet açık dille, dalga geçercesine çıktı ve üstte yazılanları birer birer söyledi.
Bahar geldi. Çiftçi, girdiği borç bataklığını biraz unutmak adına hareketlendi. Gübre almaya gitti beş-on katı fiyat. Mazot aynı durumda. Pazara baktı ithal ürün yerlileşmiş, yerli ürün ithalmiş. Üç-dört tüccarın elinden geçerek ürün ancak halka ulaşıyor. Halk zaten yoksul, alamıyor!
Onların dilinden “tüketici”si var bir de. Ezilen, yoksulluğa, açlığa, kendi dirençleri olmasa ölüme terk edilen halklarımız. 2020 Mart’ına kadar zaten sistemleşmiş yoksulluk politikaları tıkır tıkır işliyordu. Savaş, “beka” diyor halka yaslanıyordu. Saray, uçak, araba diyordu halka yaslanıyordu. Bir de bunların yazlığı, kışlığı vb. var. Bir döngü oluşturmuş; yaslanıyor yapıyor, biraz ses çıkıyor bastırıyor, tekrar devam ediyor.
Mart sonrası “dünya batıyor biz çok iyiyiz”, bilmem kaç ihtiyaç sahibi ülkeye “insani” yardımlar yapıyoruz dedi. Ülkede ise kurallar koymuştu. İşten atılma yasak, ev ev “para” dağıtılacak. Yine maske, temizlik malzemesi vb. söylediklerini yapsa zaten çalışmaya ihtiyaç kalmıyor. Aş veriyor, işsizlik maaşı veriyor, kira yardımı yapıyor, veriyor da veriyor, e zaten sokakta virüs var niye çıkalım ki? Her şey hazır veriliyor çalışmaya ne gerek var! Üstüne üstelik bir milyon ton patates, 300 bin ton soğanda verecek, yeme de yanında yat!
Sağlık emekçileri; Yeterli izolasyon malzemesi sağlanmadığından ölüyorlar! İki-üç katına çıkan çalışma saatleri ve tempolarının karşılığını almak bir yana, verdiklerini almanın yollarını arıyorlar. İşçiler; çarkların dönmesi, üretimin sürmesi uğruna hiçbir tedbir olmadan daha ağırlaştırılmış bir şekilde çalışıyorlar, hoşuna gitmeyen durumlara itiraz edenleri ise “işten çıkarmalar yasak” olmasına rağmen kod29 ile işinden atılıyor. Küçük esnaf; işyerinin yolunu unuttu, unutturuldu. Tekeller uğruna yok edilmek istenen küçük esnaf hiçbir destek verilmeden “kaderine” terk edilmiş durumda.
Kadın; Pandemi ile katmerleşen erkek egemen sistemin ve kapitalizmin tüm barbarlığı artarak devam ediyor. Mücadele sonucu kazanılan haklar ise bir gece ansızın yok sayılarak katliamların, şiddet, tacizin artması teşvik ediliyor. Gençlik; geleceksizlik dayatmalarına ve toplumsal sorunlara karşı aktif saf tutan gençliği ev hapsi, irade gaspı, “terörist” ilanı gibi saldırılarla durdurmaya çalışıyor. Evet, “iyi düşündü” faşist AKP/Erdoğan iktidarı, sorunun tam odağını çözdü; “patates, soğan!”
Bu anlatılanlar sadece bir açıklamadaki bir cümleye istinaden. Akıl oyunu yapıyor. İyi de oynuyor. Yapamayıp eline yüzüne bulaştırınca, emekçi-yoksul halklarımızın temiz vicdanları ile silmeye çalışıyor. Düne kadar böyleydi, ses çıkarmak bir yana dursun, konuşurken gözlerini kaçıranı hain ilan edip taşa tutturuyordu. Fakat bugün öyle değil. Bugün dünden örgütlü. İşçi sokakta Kod-29’un hesabını soruyor, esnaf ortak haykırıyor, kadınlar barikatın dinamosu, gençlik aynı şekilde ateşi harlıyor. Örgütlü halk güçleri, sokağı, fiili meşru mücadeleyi örgütlüyor.
Yaklaşan devrimci 1 Mayıs tüm bunların ortak sesi olması için muazzam bir fırsatı bizlere sunuyor. Ortak ses, ortak akıl, ortak mücadele, tüm bunların tam merkezinde bir çalışma ile 1 Mayıs’ı örgütlüyor. Direnci, coşkuyu, moral-motivasyonu diri tutarak, birleşik mücadele çalışmalarına hız vermenin, sonuç almanın tam zamanıdır!








