
Çorlu’da Bel Karper işçilerinin başlattığı ve 53 gündür süren direnişle ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Tekirdağ’dan İstanbul’a gelen işçilerin açıklamasına çok sayıda siyasi parti, DKÖ ve sendika destek verdi. Bel Karper patronlarını son defa uyardığını söyleyen işçiler, ¨Bu tutumunuzdan vazgeçin, işçi çıkarma yasağına rağmen işten çıkarttığınız işçi arkadaşlarımızı işe geri başlatın ve grev kırıcılığından vazgeçin!¨ ifadelerine yer verildi.
Bel Karper işçileri adına yapılan açıklama şu şekilde;
”Tekirdağ ili Çorlu İlçemizde örgütlü olduğumuz BEL KARPER, 2006 yılında Türkiye pazarına girmiş, ülkemizde ve dünya genelinde 27 üretim tesisi ve 12.000 çalışanı ile ambalajlı peynir üretiminde dünyanın önde gelen peynir üreticilerinden bir tanesi olmuştur.
Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de gün geçtikçe büyümesini sürdürmüş, zenginleşmiş yatırımlarını artırmaya devam etmiştir. BEL KARPER ülkemizde başarı hikayesi yazmaya devam ederken, bu büyümeden ve zenginleşmeden refah payını almak isteyen BEL KARPER emekçisi 2015 yılında, sendikal mücadelede kendini ispat etmiş Tekgıda-İş Sendikası çatısı altında toplanmış, çok kısa sürede örgütlenmesini tamamlayarak devletimizin ilgili bakanlığından aynı yıl içinde yetki çoğunluk tespiti almamızı sağlamıştır. BEL KARPER emekçisi alın terinin karşılığını alabilmek ve refah payını yükseltmek için anayasal hakkını kullanırken BEL KALPER işvereni kendisini bugünlere getiren ve prestijli bir şirket olmasını sağlayan emekçisinin sendikalı olma hakkını tanımayarak, ülkemizdeki hukuk boşluğundan faydalanıp müzakere masasına oturmamak için, devletin verdiği yetki tespitine sudan sebeplerle itiraz etmiş, 6 yıl süren davalarla kendisini bugünlere getiren emekçisinin TİS hakkını gasp etmiş, bununla da kalmayıp davalar sürerken birisi işyeri baş temsilcimiz olmak üzere 5 arkadaşımızı işten çıkartıp 12 arkadaşımızı da pandemi koşullarını bahane ederek ücretsiz izne çıkartarak sendika düşmanlığıda sınır tanımadığını göstermiştir.
Sendikamızın 6 yıllık yargı mücadelesinde yetki davası da sendikamız lehine sonuçlanmış adalet tecellisini geç de olsa göstermişti. Ancak bizler hukuka uygun davranırken, kazandığımız hukuk zaferi sonucunda hakkımız olan TİS hazırlıkları yaparken, geçmişten sicili bozuk, hukuk tanımaz BEL KARPER işvereni TİS taslağını çok maliyetli görerek, alışkanlık haline getirdiği hukuk tanımaz tavrını sürdürerek nezaket kurallarını da hiçe sayarak, belirlenen tarihte, önce TİS masasından kaçmış, yetmemiş, baştemsilcilik görevini yapan arkadaşımızı, işyerinde ahlaki davranmayarak işyeri sırlarını paylaşmak gerekçesi ile işten çıkartmış, sendika düşmanlığını, Pandemi döneminde de işçi çıkartma yasağına rağmen sürdürmüştür.
Bilinmelidir ki işyeri barışını bozan, işverenliğiniz ve işveren vekillerinizin tutum ve davranışlarıdır. İşyeri baş temsilcimizi, kendisi ve sendika üyelerini istifaya ikna etmeye zorlamanız, sonuç alamayınca iş sözleşmesini sona erdirmeniz, TİS sürecinin en başında TİS görüşmelerine katılmayacağınızı beyan ederek katılmamanız ve tüm müzakere ve diyaloga kapınızı kapatmanız, iş barışını bozmuştur BEL KARPER işvereni art niyetli tüm hukuksuzluklarınıza rağmen sendikamız TİS müzakere süreci yasal süresinin tamamlanmasıyla birlikte hızlı bir şekilde grev kararı alarak uygulamaya sokmuştur. BEL KARPER işvereninin bu yasal grev uygulamasına karşı tavrı da maalesef hukuksuz olmuştur. Ülkemizin yasalarını yok sayan bu işveren sürecin başından beri yaptığı baskılar yetmiyormuş gibi bu defada yasal Grevi kırmak için her türlü hukuksuzluğu yapmaya başlamıştır. Sudan bahanelerle Grevdeki 3 arkadaşımızı işten çıkarmış grev yapan üyelerimizi tahrik etmek için her türlü tahriki yapmaktan geri durmamıştır. Bununlada yetinmeyip hem hukuksuzluk yapıp hemde kendi yurt dışı yönetimine aslı astarı olmayan suçlamalarla sendikamızı ve üyelerimizi hedef almıştır. Ne yaparsanız yapın asla başaramayacaksınız. Çünkü sendikal hak ve özgürlükler, TİS haklarını da vazgeçilmez haklar olarak kabul eder, savunur ve takip eder.
Buna ilişkin olarak Anayasanın 90. Maddesinde 2004 yılında yapılan değişikliğin ardından, maddenin son fıkrası uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletler arası antlaşmalar kanun hükmündedir. Ülkemizin taraf olduğu ILO sözleşmeleri çalışma yaşamı alanındaki ulusal mevzuatın ayrılmaz bir parçasıdır ve hatta Anayasanın 90. Maddesi, “Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” Ülkemiz taraf olduğu ve uymayı taahhüt ettiği ILO sözleşmelerinin çalışma yaşamını düzenleyen yasaların üzerinde olduğunu ifade etmiştir.
Uluslararası hukuk ortada iken, Bakanlığın sendikamıza verdiği TİS yetkisi ortada iken Siz ancak kendinizi kandırabilirsiniz, Sendikamızı ve bize güvenen üyelerimizi asla kandıramazsınız.
Burada BEL KARPER işverenini son defa UYARIYORUZ!
Bu tutumunuzdan vazgeçin, işçi çıkarma yasağına rağmen işten çıkarttığınız işçi arkadaşlarımızı işe geri başlatın ve grev kırıcılığından vazgeçin!
Sizler asla yasaların üstünde değilsiniz!
Üyelerimizi 6 yıldır yeteri kadar sömürdünüz, Üyelerimizi daha fazla sömürmenize asla izin vermeyeceğiz! Ya bu ülkenin yasalarına saygılı olup bu yasal grevi tanıyarak masaya oturacaksınız ya da batacaksınız! Aksi takdirde örgütlü gücümüzü ve tüketimden gelen gücümüzü kullanarak yurt içinde ve yurt dışında yaptığınız tüm hukuksuzlukları haykıracak, ürünlerinizi sattığınız tüm alışveriş merkezlerinde ürünlerinize boykot çağrısı yapacağız. Sendikamız mücadelesinden asla vazgeçmeyecek, üyelerimizle birlikte sizin baskılarınıza asla boyun eğmeyecektir.
Bizler şunu çok iyi biliyoruz! Emekçilerin hak ve hürriyetleri Hukuk tanımaz şirketlerin ve patronların insafına bırakılamayacak kadar kıymetlidir.
Bel Karper direnişi
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde faaliyet gösteren Bel Karper fabrikasında Tek Gıda-İş sendikasının çalışmaları sonucunda fabrikada çoğunluk sağlanıp yetki alınmasına karşın patron TİS için masaya oturmamış ve pandemi bahanesiyle 12 işçiyi ücretsiz izne çıkarmıştı. Ayrıca bir işçi de Kod-29 bahanesiyle işten çıkarılmıştı. Ardından sendikalı işçiler 17 Mayıs’ta aldıkları grev kararıyla birlikte fabrika önünde direnişe başladı.







