Connect with us

Güncel

Buldan: Devlet-mafya-siyaset ilişkisi AKP-MHP iktidarında

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkan’ı Pervin Buldan, Susurluk Kazası’nda ortaya çıkan devlet-mafya-siyaset ilişkisinin bugün AKP-MHP iktidarında olduğunu söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kobanê Davası, devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in itirafları sonrası yeniden gündeme gelen devlet-mafya-siyaset ilişkisi, ekonomik kriz ve işsizlik konularını partisinin grup toplantısında değerlendirdi.

Buldan’ın konuşmasında konu başlıkları şöyle;

Başaramadılar

 “Dosyada AİHM’in başka kararlarını referans gösterirken, Demirtaş kararını yok sayan mahkeme, yaptığı bu hukuk gaspıyla, hileyle suçüstü yakalanmıştır. Hakikatler dava süresince bir bir ortaya dökülecektir. Asıl sanık sandalyesinde olanlar kendisini yargıya dönüştüren AKP iktidarıdır. Milyonların iradesini yargı yoluyla engellemeye güçleri asla yetmeyecektir. HDP’yi demokratik siyasetten vazgeçirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Milyonların barış ve demokrasi taleplerini engellemeye güçleri yetmeyecektir. Kobanê kumpas davası bir yüzleşme ve hesaplaşma sürecidir. Herkes bu tarihi mücadeleye tanıklık edecektir. Komplolarla partimize, halklarımızın geleceğine pusu kuran suç ortaklığı, milyonların şahitliğinde kendi suçlarıyla yüzleştirilecek ve hesap verecektir. İktidar kendi kurduğu mahkemede hakikatler karşısında mahkûm olacaktır. Evet, Kobanê’de başaramadılar, Sincan’da da başaramayacaklar.

Susurluk kazası 

Tarih 3 Kasım 1996. Susurluk kazasıyla mafya-devlet-siyaset ittifakının suç ortaklığı ortaya saçılmıştı. Susurluk’ta devlet içinde kurulan devlet ve 90’larda Kürt halkına karşı işlediği insanlık suçları bir bir deşifre olmuştu. 28 Şubat Darbesi’yle Susurluk’un üzerini apar topar kapattılar. Oradaki tuğlaya dokunmadıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Yıl 2021. Çeyrek asır sonra Türkiye, AKP-MHP iktidarında bir kez daha siyaset-bürokrasi-mafya ilişkileriyle ve ürettiği suç karanlığıyla karşı karşıyadır. Nedeni bellidir: Susurluk’tan bugüne uzanan çete örgütlenmelerinin dayandığı en önemli zemin, Kürt sorununun inkârı ve güvenlikçi politikalardır. Kürt düşmanlığıdır. 

Kürt sorunu

Faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, işkenceler, insanlık suçları 1993 konseptiyle gerçekleştirildi. Susurluk çetesi de bu zemin üzerinden yükseldi. Söylemleri neydi? Beka ve güvenlik. Bugün ortaya saçılan çete-mafya ilişkileri de yine Kürt sorununda çatışmalı sürecin tırmandırıldığı 2015 konseptinin yarattığı zemin üzerinden yükselmiştir ve bugünlere kadar gelmiştir. Bir kez daha görülmüştür ki; Türkiye’de Kürt sorunu çözülmeden, sistem demokratikleştirilmeden, hukukun üstünlüğü sağlanmadan çete-mafya-siyaset ilişkileri ve suçları da son bulmaz. Sona ermez. Aktörleri değişse de bu yapı hiçbir zaman değişmez. Altını özellikle çiziyorum: Son 6 yıl çok önemlidir.

Katledilen Kürt iş insanları

Bunlar aynı çuvala girdi. Şimdi o çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar. 90’lardaki faili belli bin operasyonun sahipleri bugün kim tarafından korunmaktadır? Kiminle ittifak halindedir? Ki, dönemin Başbakanı Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te İstanbul Holiday Inn Otelinde bir açıklama yaptı. ‘Elimizde örgüte yardım eden Kürt iş adamlarının listesi var hesap soracağız’ dedi. Ardından Kürt işadamları birer birer infaz edildi. Bu cinayetlerin planlayıcısı da ‘Devlet adına bin operasyon yaptık’ dedi. Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporun bir bölümünün engellenip sansürlendiğini hatırlarsak o sansürlü bölüm içerisinde aslında Türkiye’de nelerin olup bittiğini hepimiz çok iyi anlayabiliriz. Musa Anter cinayetinden Savaş Buldan cinayetine kadar işlenen bütün faili meçhul cinayetlerin planlayıcıları, tetikçileri ve emir verenleri kim varsa o sansürlü bölümde saklıdır. O bölüm hala sansürlüdür.

JİTEM’in yerini IŞİD almıştır

Bunlar şimdi, bin odalı sarayın sahibiyle birlikte iş yapmakta, birlikte hareket etmektedir. O nedenle Saray yönetimi kendisini bu işlerden asla soyutlayamaz. Dışındayız diyemez. Tam da bu işin merkezinde yer alıyorlar. Patates soğan dağıtımına kadar her şeye karar veren tek adam, tüm bu yaşananlardan bilgim ve haberim yoktur diyemez. Bu iktidar döneminde yaşananlar, her şeyi açıkça ortaya koymaktadır. 90’ların faili belli cinayetleri AKP iktidarındaki Roboski katliamıdır. Sur’daki, Cizre’deki, Nusaybin’deki vahşettir. Suruç Katliamıdır, Ankara Gar Katliamıdır. Susurluk’taki JİTEM’in yerini Ortadoğu’nun JİTEM’i olan IŞİD almıştır, paramiliter güçler almıştır. 90’ların işkenceleri AKP iktidarında karakolda, sokakta, cezaevlerinde, helikopterde yapılan işkencedir. 90’ların yargısız infazları AKP iktidarında güvenlik güçleri tarafından yapılan açık sivil infazlardır. Kemal Kurkut’tur, Uğur Kaymaz’dır, Berkin’dir ve daha niceleridir.

Beyaz torosların yerine SİHA’lar 

Beyaz Torosların yerini AKP’nin SİHA’ları almıştır. Bunu açık ve net ifade ediyorum. Biliyorsunuz en son Dersim Ovacık’ta Murat Yıldız adlı genç mantar toplamak için gittiği köyde SİHA’lar tarafından bombalandı katledildi. Dersim’de, son 6 yılda 11 yurttaş kolluk güçleri tarafından katledildi. Yine 18 Mayıs’ta Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Hacıbey Köyünün Derindere mezrasında kaybettiği hayvanlarını arayan 23 yaşındaki Şahap Şendol ve 17 yaşındaki Celil Ekinci askerlerin açtığı ateş sonucu yaralandı. Son 5 yılda Hakkâri’de, 10 sivil güvenlik güçlerince katledildi. Bu iktidarın sorumluluğunda daha sıralayabileceğimiz çok sayıda sivil ölümleri vardır, bunları yeri zamanı geldiğinde arkadaşlarımız anlatıyorlar.  

Failler iktidarın koruması altında

Bunlar AKP iktidarındaki faili belli cinayetlerdir. Peki, failler, sorumlular nerededir? İktidarın bizzat koruması altındadır. Görevi başındadır bunların hepsi! 90’ların suçlularından birçoğu yine bu iktidar döneminde göreve getirilmiştir. 90’ların yargısız infazları AKP iktidarında aynı zamanda büyük bir yargı infazına dönüşmüştür. Binlerce arkadaşımızın tutuklandığı siyasi soykırım operasyonları bu iktidarın 90’ların zihniyetiyle kurduğu derin ittifakın sonuçlarıdır. Cumartesi Anneleri çeyrek asırdır kayıplarını aramakta, hakikat mücadelesi vermektedir. O dönemin failleri, sorumluları şimdi AKP-MHP iktidarıyla birlikte iş tutmaktadır. İşte geçmişiyle yüzleşmeyen bir akıl yüzsüzleşir, saldırganlaşır, suç örgütüne dönüşür ve sonunda çürür. Bugün yaşananlar tam da budur işte.

Susurluk mimarisine tuğla ekleniyor

Bu iktidar, Susurluk mimarisine yeni tuğlalar ekleyen bir yönetim olarak tarihe geçmiştir. O tuğlalardan Saray yaptılar ve oradan yönettiler her şeyi. Türkiye’den Suriye’ye ve İran’a, Kıbrıs’tan Kolombiya’ya, Venezuela’ya, Libya’ya, Irak’a uzanan bir suç organizasyonu var ortada. Bunu son dönemlerde daha net görüyor ve dinliyoruz. Suriye’de IŞİD, ÖSO çetelerini desteklediler, işbirliği yaptılar. İçeride de Susurluk’un devamı olan çetelerle işbirliğine girdiler. Bu iktidar çetesiz yapamıyor. Çetesiz duramıyor. Suç ve adaletsizlik üreten bu iktidar düzeni ve yarattığı talan sistemi ülke kaynaklarına ve toplumsal değerlere çökme üzerine kuruldur. Karşımızdaki yapı Kürtlerle, Alevilerle, bu ülkede yaşayan her kimlik ve inançla, kadınlarla, gençlerle, demokrasi ve barış isteyen herkesle mücadele etmek, tüm toplumu susturmak, sindirmek için ittifak kurmuştur.

Hep beraber çöktüler

Toplumu çökertmek için işbirliği yapmışlardır. Bunlar yeni Türkiye, yeni sistem diyerek; demokrasiyi çökerttiler, faşizmi getirdiler. Hukuku, yargıyı çökerttiler, hukuksuzluk karanlığını getirdiler. Ekonomiyi çökerttiler, yolsuzluk düzenini kurdular. Halkın öz kaynaklarına çöktüler, yoksulluğu büyüttüler. Halkın seçimdeki iradesine çöktüler, kayyım rejimini getirdiler. Üniversitelere çöktüler, kayyım rektörleri getirdiler. Medyaya çöktüler, sansürü getirdiler. Çözüm ve barış arayışlarının üzerine çöktüler savaş ve yıkımı getirdiler. İktidar, 128 milyar doların üzerine çökerken, mafya ise bir başka koldan başka ekonomik kaynakların üzerine çöktü. Hep beraber çöktüler.  Bankaların içinin boşaltılması Susurluk çetesinin faaliyetleri arasındaydı. Bugün de Merkez bankasının rezervleri, kasası boşaltıldı. Hem de iktidar eliyle. Bunlar derslerine iyi çalışmışlar. Bu işi Susurluk döneminden çok daha iyi yapmaya çalışıyorlar. 

Fezleke savcıları nerede?

Buradan soruyoruz: Aldığımız nefese kadar fezleke düzenleyen savcılar hani neredeler? Ortaya çıkan suçlarla ilgili neden bir soruşturma yoktur? Bir twit atanı sabahın köründe evinden gözaltına alanlar, ortaya saçılan bu büyük suçlarla ilgili neden kılını kıpırdatmıyor? Hepsi deve kuşu gibi başını kuma gömmektedir. Hepsi sessizdir. Neden? Çünkü kirli ortaklık üzerine bir denge kurulmuş. Bu dengenin bozulmasını elbette istemiyorlar! Bu iddialar dünyanın başka bir yerinde olsa yer yerinden oynardı. Çünkü iktidarın emrindeki yargı da bu karanlık sistemin bir aparatı haline getirilmiştir. Kanalizasyon patlamıştır. Pis koku her yere yayılmıştır. Çözülme de çok büyük olacaktır. Kurdukları denge bozulacaktır, yıkılacaktır.

Erken seçim çağrısı

İlk yapılması gereken ülkenin derhal erken seçime götürülmesidir. HDP olarak çağrımızı yeniliyoruz Türkiye mutlaka seçime gitmelidir. Türkiye bu çeteleşmiş, mafyalaşmış düzenle bir gün dahi birlikte yaşayamaz. Bugün iktidar eliyle mafya-çete yapıları arasına sıkıştırılan bir ülkenin kaderi tekrardan bunlara teslim edilemez. Hep beraber bu karanlığı aydınlığa çevirme şansımız ve irademiz vardır. 

Susurluk dosyası 

Susurluk dosyası yeniden açılmalıdır ve bugün ortaya çıkan suçlarla birlikte etkili, geniş bir yargı süreci mutlaka başlatılmalıdır. Ki Susurluk Raporu’nun sansürlenen bölümü açıklansa bu gerçekler ortaya çıkacaktır. HDP olarak bu sürecin peşini asla ama asla bırakmayacağımızı buradan ilan ediyoruz. Ülkenin dününü bugününü yaktılar ama geleceğini yakmalarına izin vermeyeceğiz. Ülkenin dününü, bugününü yaktılar, fakat geleceğini yakmalarına asla izin vermeyeceğiz. İlk seçimlerde halklarımız o tuğlaları çekecek ve bu kötülük düzenini değiştirecektir! Ördüğünüz o duvarlar, tuğlalar yıkılacak ve altında kalacaksınız!

İşsizlik ve yoksulluk

Öz kaynaklara çökme üzerine kurulu hırsızlar ittifakının ülkeyi getirdiği en büyük yıkım ekonomik çöküştür. İşsizlik, yoksulluk niye artmaktadır? Bunu her grup toplantımızda izah ediyoruz. Kaynaklar her tarafı kuşatan rantçı siyaset-mafya düzenine akmaktadır. İnsanlar çaresizlikten niye yaşamına son vermektedir? İşte bu mafya-talan düzeni yüzündendir. Pandemide halka niye kaynak ayrılmadı? Çünkü kaynakları üstteki hırsızlar ittifakı hortumladı. İktidarıyla, mafyasıyla hep birlikte kamu kaynaklarını yıllarca hortumladılar. Bunlar ihale çetesidir. Bunlar, 5’li çetedir. Bunlar, yolsuzluk çetesidir.

Yolun sonuna geldiler

Sahte müjdelerinin maliyetini halkın sırtına yüklediler. Bunlar sahtekârdır. İşsizlik fonundan bugünkü karşılığı 33,1 milyar olan parayı geri ödemek üzere kullandılar, ama bu paralar bir daha geri dönmedi. Ortada yok. İşsizlere gitmesi gereken bu paraları yandaş müteahhitlerine aktardılar. Son günlerde her ilde gösterişli hükümet konakları yapıyorlar! Oysa ortada hükümet yok. Mafya düzeni var. Bir de, helalleşme değil, hesaplaşma vakti yakındır, asla unutmayın. Helalleşmiyoruz, hesaplaşacağız. Artık yolun sonuna geldiler. Hesap ödemeden masadan kalkmanın yollarını arıyorlar ama hesap vermekten kaçamayacaklar. 



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Güncel