
Yadigar Aygün / İstanbul
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde kadınların yaşadığı hak ihlallerini tespit etmek; tutuklu ve hükümlü mahpuslarla dayanışmak adına yapılan ziyaretler doğrultusunda tutsak kadınların yaşadığı sorunlara ilişkin Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Üyesi Avukat Nazlı İzel Yıldırım, “Kadınlar hapishanede dahi erkek egemen zihniyet ile mücadele ediyor. Sincan Kadın Hapishanesi hak ihlallerine dair rapor” adlı raporu yayımladı.

10 tutsağın şartlı tahliye hakkı yerine getirilmiyor
Rapora göre, 10 tutsağın şartlı tahliye hakkı yerine getirilmiyor. Ayrıca raporda, Sincan Kadın Hapishanesi’nde süren keyfi ve ayrımcı uygulamalar; reddedilen her talep, sınırlandırılan ya da ortadan kaldırılan her hak tecridi daha da ağırlaştırıyor. Kadınlar, şartlı tahliye koşulları oluşmasına rağmen tahliyelerin hukuksuz bir biçimde gerçekleştirilmemesine karşı ve başta sağlığa erişim olmak üzere beslenme ve iletişim kurma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması için sürekli mücadele veriyorlar.
Raporun tümü aşağıdadır;
Kadınlar hapishanede de erkek egemen anlayışla mücadele ediyor. Başında ‘kadın’ yazması dışında diğer hapishanelerden hiçbir farkı bulunmayan, erkeklere göre inşa edilmiş olan tüm kadın hapishanelerinde gördüğümüz cinsiyete dayanan ayrımcılık ve kötü muamele Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde çok daha yoğun bir biçimde yaşanıyor. Kadınlar, en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmasında güçlük çekiyor. Dolayısıyla yaşanan genel hak ihlallerinin yanında kadınlar, kadın olmaya özgü ortaya çıkan ihlaller ile de uğraşıyorlar.
Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi, başta tahliye edilmesi gereken pek çok siyasi tutsağın tahliyelerinin gerçekleştirilmemesi ve sağlık hizmetlerine erişimin sağlanmaması olmak üzere çok sayıda insan hakkı ihlalinin yaşandığı bir ‘pilot bölge’. Bu tanım, Sincan Kadın Hapishanesi’nde yaşanan hukuksuzluk ve insan hakkı ihlallerinin, karşı çıkılmadığı müddetçe herkes açısından yerleşik hale gelebileceği riskini taşıması anlamına geliyor. Kadınlar da şu an Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’ndeki en önemli sorunun, şartlı tahliye hakkı bulunan 10 politik tutsağın tahliye edilmemesi ve bununla birlikte revir ve hastane sevklerinin yapılmaması yani sağlık hakkına erişimlerinin kısıtlanması olduğunu belirtiyorlar.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde kadınların yaşadığı hak ihlallerini tespit etmek; tutuklu ve hükümlü mahpuslarla dayanışmak adına yapılan ziyaretler doğrultusunda cezaevinde kadınların yaşadığı sorunlara dair raporumuzu yayınlıyoruz:
1-Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde uzun süredir pilot uygulama diyebileceğimiz bir sürecin yaşandığını görüyoruz. Şartlı tahliyeler tamamen keyfi gerekçelerle reddediliyor. Şartlı tahliyeden faydalanmak isteyen mahpuslara pişmanlık dayatmasında bulunuluyor. Bu şekilde beyanda bulunmayı reddeden mahpusların şartlı tahliyeden faydalanmaları engelleniyor. Tahliye olmayı bekleyen çok sayıda siyasi tutsağın da bu gerekçelerle tahliyeleri engelleniyor. Şartlı tahliye hakkı engellenen 15 politik tutsaktan beşi hak ederek tahliye tarihi geldiği için tahliye oldular. Şu an 10 tutsağın şartlı tahliye hakkı yerine getirilmiyor.
2-Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde çeşitli rahatsızlıkları olan çok sayıda tutsak ve ağır hasta tutsak bulunuyor. Ancak tutsakların sağlık hizmetlerine erişimi neredeyse yok denecek düzeyde. Revir ve hastanelere yapılması gereken sevkler ‘jandarma olmadığı’ gerekçesiyle ya geciktiriliyor ya da hiç yapılmıyor. MR, tomografi ya da doktor tarafından talep edilen herhangi bir test ya da işlem, hastaneye sevklerin yapılmaması nedeniyle engelleniyor. Akşam haber verilip sabah sevk yapılacağı söylenen hasta tutsak, sabah olduğunda sevk için beklerken götürülmeyeceğini öğreniyor. Bu nedenle mahpusların hastane randevuları da iptal oluyor ve sıfırdan bir sevk süreci başlıyor.
LUPUS hastalığı olan kadın tutsak, 22 saat hücrede tutulmasının hastalığını tetiklediğini söylemesine rağmen sevk talebi reddediliyor. Konuştuğumuz başka bir kadın tutsağın rahmindeki kist yıllardır büyüdüğü için muayene olması gerekirken, ‘acil’ olmadığı gerekçesiyle sevk talebi reddediliyor. Ameliyat olması gerektiğini söylediğinde de; ‘parasını veriyorsan olursun’ deniyor. Başka bir kadın tutsak burnunda yaşadığı sorundan dolayı neredeyse hiç nefes alamamasına rağmen kendisine durumunun acil olmadığı söylenerek sevki engelleniyor. Nefes alamadığı için aslında acil ameliyat olması gerekse de kabul görmüyor. Ayrıca ameliyat talebi olumlu karşılananlar da ameliyattan sonra hiç beklenmeden ve olası enfeksiyon riski için hiçbir tedbir alınmadan hapishaneye geri getiriliyorlar.
Hastane ve adliye sevkleri ise adeta hapishanedeki hücrenin devamı niteliğinde tek kabinli, sadece tek kişinin oturabildiği bir ring ile yapılıyor. Bu sağlıksız uygulamayı kabul etmeyen tutsakların tüm itirazlarına rağmen tekli ring dayatması sürüyor. Klostrofobi rahatsızlığı olan bir kadın tutsak rahatsızlığını söylemesine rağmen dayatmadan vazgeçilmiyor. Hatta itiraz edildiğinde sevklerin yapılması dahi engelleniyor.
Durumu ağır olan 4 tutsak ise başka boş odalar olmasına rağmen aynı oda içerisinde tutuluyor. Ağır hastalığı olan tutsakların bir arada olması fiziki anlamda birbirlerine yardımcı olabilmelerini imkansız hale getirirken aynı zamanda her biri için psikolojik şiddete de dönüşüyor.
3-Açık görüş süresi diğer hapishanelerde bir saat olarak uygulanırken, Sincan Kadın Hapishanesi’nde görüş süresi kırk beş dakika olarak uygulanıyor. Daha önce bir saat olarak uygulanan görüş süresi keyfi bir biçimde kırk beş dakikaya düşürülmüş, yapılan itiraz üzerine cezaevi yönetimi ‘yanlışlık olmuş düzelteceğiz’ diyerek süreyi bir saate çıkarmışsa da kısa bir süre sonra bu süre tekrar gerekçe gösterilmeden kırk beş dakikaya düşürüldü. Bununla birlikte hapishane içi ring araçlarındaki yetersizlik ailelerin görüş alanına geç ulaşmasına sebep olduğundan, görüş süresi daha da kısalıyor ve var olan sürenin de verimli kullanılmasına engel olunuyor.
4-Farklı koğuşlardan mahpusların birbirleri ile iletişim kurmaları mümkün olmuyor. Öyle ki koğuş dışından arkadaşları ile koridorda karşılaştığında selam veren mahpus hakkında soruşturma başlatılıyor. Ayrıca tutsakların sosyalleşme araçları kaldırılarak tecrit koşulları ağırlaştırılıyor. Pandemi öncesi var olan çeşitli kurslar ve atölyeler farklı koğuş ve odalardaki mahpusların birbirileri ile sosyal ilişki kurabilmelerini sağlarken; atölye, kurs, spor hocası ile etkinlik, kütüphanede vakit geçirebilme şeklindeki tüm imkanlar pandemi sonrası gardiyan eksikliği ve ekonomik kriz gerekçe gösterilerek ortadan kaldırıldı.
5-Mahpusların ihtiyaç duydukları ürünleri kısa sürede ya da ihtiyaç duydukları anda temin edebilmesi de mümkün değildir. Kantine çok az sayıda ve çeşitte ürün gelmekte olup bir kere gelen ürün bir daha gelmemektedir. Mahpuslar aynı ürünü tekrar temin etmek isteyip sipariş verseler dahi ya çok geç gelmekte ya da istedikleri ürün gelmemektedir.
6-Mahpusların talep ve şikayetlerini belirttikleri dilekçelere çoğu zaman cevap dahi verilmiyor, dilekçeler çoğunlukla kayboluyor.
7-Sıcak suya erişim tüm gün değil yalnızca belirli saatlerde mümkün olabiliyor. Sabah 09.00-12.00 ile akşam 17.00-20.00 saatleri arasında verilen sıcak su kimi zamanlarda arıza nedeniyle hiç verilmiyor.
8-Mahpusların bulundurabilecekleri kıyafet sayıları da büyük oranda kısıtlanmış durumda. Yeni bir genelge ile önceden dört kazak ve dört pantolon şeklinde kıyafet bulundurma sınırlaması iki kazak ve iki pantolona düşürüldü. Önceden sınırsız olan içlik bulundurma hakkı ise üç içlik ile sınırlandırıldı.
9-Koğuş ve hücre değişikliği talepleri kabul edilse dahi mahpusların talepleri doğrultusunda uygulanmıyor. Bir tutsak dilekçesinde gitmek istediği koğuşu belirtse de bu istek dikkate alınmıyor, talep edilenden tamamen farklı bir yere taşınıyor.
10-Mahpusların görüşçü olarak bildirdikleri isimler üzerinde güvenlik soruşturması yapılması zorunluluğu getirilmesinden bu yana görüşçü bildirmek zorlaştırılmıştır. Ayrıca bazen aylar sürebilen bu güvenlik soruşturmaları nedeniyle bazı görüşçülerin hapishane ziyaretine gelme olanakları ortadan kalkmaktadır. Görüşçülerinin güvenlik soruşturması devam eden kişilere, bu soruşturma süresince farklı bir isim bildirme hakkı da verilmemektedir.
Sonuç
Raporumuzda da ortaya koyduğumuz üzere, Sincan Kadın Hapishanesi’nde süren keyfi ve ayrımcı uygulamalar; reddedilen her talep, sınırlandırılan ya da ortadan kaldırılan her hak tecriti daha da ağırlaştırıyor. Kadınlar, şartlı tahliye koşulları oluşmasına rağmen tahliyelerin hukuksuz bir biçimde gerçekleştirilmemesine karşı ve başta sağlığa erişim olmak üzere beslenme ve iletişim kurma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması için sürekli mücadele veriyorlar. Ancak yazılı veya sözlü dile getirdikleri talepleri dikkate alınmadığı gibi yasak ve kısıtlamaların arttırılarak bir baskı aracı haline getirildiğini görüyoruz.
Toplum içerisinde yaşanan hiçbir ihlal ve hukuksuzluk hapishanelerde yaşananlardan bağımsız değil. Kadınlar, egemen siyaseti Sincan Kadın Hapishanesi’nde fazlasıyla hissediyorlar.
Bu nedenle tüm hak savunucularının hapishanelerde yaşanan ihlaller ve hukuksuzları da toplumsal mücadelenin bir parçası olarak görmeleri, buralarda neler olduğuna dair toplumsal takibini yapmaları gerekmektedir.








