
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 1070’inci kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Karanfiller ve kaybettikleri yakınlarının fotoğrafını taşıyan Cumartesi Anneleri’nin eylemine çok sayıda hak savunucusu katıldı. Bu haftaki eylemde, 32 yıl önce Ankara Elmadağ’da gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra Gölbaşı’nda cansız bedeni bulunan Abdülmecit Baskın için adalet talebinde bulunuldu. Açıklamayı kayıp yakını Maside Ocak okudu.
Ocak, bu haftaki eylemde Abdülmecit Baskın’ın faillerini cezalandırılması ve adalet talebiyle bir arya geldiklerini belirterek, “Abdülmecit Baskın, (41) 30 Eylül 1993 yılında özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Baskın’ın cansız bedeni, 3 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı şekilde Gölbaşı mevkiinde bir çiftçi tarafından bulundu. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi, dosya uzun süre sürüncemede bırakıldı. Ancak olaydan 18 yıl sonra, 26 Mart 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekât polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylı biçimde anlattı. Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarının ardından, Baskın dosyası ile birlikte Çarkın’ın beyanlarında adı geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı” diye konuştu.
2014 yılında Ankara 13’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında, “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldığını anımsatan Ocak, “Çarkın’ın emniyet, savcılık ve mahkeme huzurunda verdiği beyanların, olay yeri tarifleriyle örtüştüğü kayıt altına alındı. Kamuoyunda ‘Ankara JİTEM Davası’ olarak bilinen dava, 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatıyla sonuçlandı. Yerel mahkemenin kararına karşı aileler istinaf başvurusunda bulundu. 5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, beraat kararını bozarak dosyayı Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Ancak yeniden görülen davada, 26 Mayıs 2023 tarihindeki duruşmada, istinafın bozma kararına rağmen sanıklar bir kez daha beraat ettirildi. On yıllık yargılama sürecinde 41 hâkimin ve 8 savcının değiştiği dava, zamanaşımıyla sonuçlandırıldı. Tam 32 yıldır adli makamlar, Abdülmecit Baskın dosyasında adalet sağlama görevini yerine getirmedi. Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
‘Babamın katili Mehmet Ağar’dır’
Ardından konuşan Baskın’ın kızı Melek Babataş, “Babam Mecit Baskın, 30 Eylül 1993’te Ankara’da gözaltına alınarak katledildi. Babamın katledilme emrini veren Mehmet Ağar’ın düzgün bir şekilde yargılanması için adliyede Cumartesi Anneleri’yle beraber adalet aradık. Mehmet Ağar ve ekibi, bütün tanıklıklara ve delillere, bilinen her şeye rağmen beraat ettirildi. Her ne kadar adalet sistemi bu insanları koruyor olsa da bizler adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Sadece babam değil, babam gibi adalet aranan, bütün katledilen insanlar için adalet aramaya burada devam edeceğiz” dedi.
Son olarak konuşan kayıp yakını Hanife Yıldız, adaletin önünde bariyerler olduğunu vurgulayarak, “Adalet nerede. ‘Ben adalet bakanıyım’ diyen kişi nerede? Kayıpların faili Tansu Çiller, Meral Akşener ve Mehmet Ağar’dır. Bunları yargılayacak yargı nerede? Mehmet Ağar geçen gün ‘bize açılan davalar bizim şeref madalyamızdır’ diyor. Madalyanız kanlıdır. Oğlumu kendim teslim ettim. Oğlumu sorduğumda bana ‘sen oğlunu bize getirdin diye sana kızmıştır o bir gün sana gelir’ dediler. Ben otuz yıldır burada bekliyorum. 30 yıldır işkenceyle yaşıyorum. Benden alacakları bir can var ama önce benim canımı bana vermeleri gerekiyor” diye konuştu.








