Connect with us

Güncel

Cumartesi Anneleri’nin 866. hafta eylemi: Biz bitti demeden bitmez

Cumartesi Anneleri 866. eyleminde 30 yıl önce kaybedilen Hüseyin Toraman’ın akıbeti soruldu. Bu haftada açıklamayı yapan anne Toraman, “Ölene kadar ne olursa olsun mücadele edeceğim” dedi

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, 866 hafta eyleminde Hüseyin Toraman’ın akibetini sordu. Bu haftaki açıklamayı yapan Hatice Toraman 30 yıldır yaptıkları mücadeleyi ve karşılaştıkları zorlukları anlattı.

Toraman, istedikleri tek şeyin katillerinin bulunması ve yargı önünde hesap vermesi olduğunu söyleyip şöyle devam etti: “Yavrularımızı kim öldürdü, nereye attılar? Muhakkak cezalandırılsınlar. Ölmeden göreyim. Katiller bulunsun, hesap sorulsun. Bu acılarla mı gömüleceğim? Ölene kadar mücadele edeceğim” dedi.

‘Biz Bitti Demeden Bitmez’

Daha sonra söz alan Hüseyin Toraman’ın kardeşi Sakine Toraman 30 yıldır tüm aramalara rağmen kardeşini bulamadıklarını belirtip, gözaltında kayıp dosyalarının zaman aşımı gerekçesiyle, cezasızlık politikası sonucu kapatıldığını söylerek, “Bütün yıllar verilen mücadeleler sonuçsuz kalsa bile biz kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz bitti demeden bitmeyecek” diye konuştu. 

‘Etkin Bir Tartışma Yürütülmüyor’

Davanın avukatı Gülseren Yoleri, Hüseyin Toraman’ın dosyasının da diğer kayıp dosyalarıyla birebir aynı olduğunun altını çizdi. Muhalif siyasi kimliğiyle bilinen ve polis takibinde olan Toraman’ın kaçırılmasının ardından, akıbetini soran aileye tüm yetkili makamların kapıları kapattığını belirtti. 

Yoleri, Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na başvuru yapan ailenin olayın aydınlatılmasını istediğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bu komisyon bir heyet oluşturuyor. B heyette Ökkeş Şemdinler, Mehmet Özkan, İbrahim Çelik yer alıyor. Araştırmalar sonucu bir rapor hazırlıyorlar. Deniyor ki, Hüseyin’in gözaltına alındığını gösteren yeterli delil yok. Ama Ermeni meselesiyle bağlantısı olabilir. Gerekçe olarak da Hüseyin’in ev sahibinin Ermeni olması, yine olaya tanıklık eden esnafın içinde Ermenilerin bulunması gösteriliyor” diye konuştu. 

93 yılında dosyaya ihbar mektubu geldiğini aktaran Yoleri, Hüseyin Toraman’ın işkencede öldürüldüğünü ve gömüldüğünün yazıldığını söyledi. Etkin bir soruşturma yürütülmediğini, iddiaların araştırılmadığını 20 yılın sonunda da zaman aşımı gerekçesiyle dosyaya takipsizlik kararı verildiğini belirten Yoleri, yapılan itirazın kabul edildiğini dile getirdi. Daha sonra soruşturma dosyasının yeniden açıldığını ancak hala etkin bir soruşturma yürütülmediğinin altını çizdi. 

Cumartesi Anneleri 866 haftasının basın metnini ise Suruç gazisi Çağla Seven okudu. Seven, Türkiye’de devletin gözaltında kaybetmelerle ilgili politikasının yaşananlara ilişkin gerçeklerin inkarı ve suçu işleyenlerin  hukuki yaptırımlara tabi tutulmadan cezasızlıkla korunması şeklinde olduğunu söyledi. Türkiye’de kayıp aileleri için etkili bir hukuk yolu bulunmadığının altını çizen Seven, bu hafta 30 yıldır Toraman ailesinin yaşadığı işkenceyi kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. 

Seven, “Hüseyin Toraman’ın gözaltında kaybedilişinin 30. yılında bir kez daha talep ediyoruz, devlet hukuka uysun; Hüseyin Toraman’ın akıbetine dair derhal etkili soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirsin, suçtan sorumlu olanları tespit edip cezalandırılmalarını sağlasın” dedi. 

Ne Olmuştu?

24 yaşındaki Hüseyin Toraman 27 Ekim 1991 sabahı İstanbul/ Kocamustafapaşa’daki evinin önünden silahlı, telsizli, sivil giyimli, kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından 34 ATZ 56 plakalı Beyaz Toros’a zorla bindirilerek götürüldü. Olaya mahalleli ve Hüseyin’in eşi tanık oldu.

Mahallelinin ihbarı üzerine Çınar Polis Karakolu’ndan gelen polis ekibi işlem yapmadan olay yerinden ayrıldı. Baba Ali Rıza Toraman Çınar Karakolu amirine ulaşarak, ” Oğlumu kaçıranlara neden müdahale etmediniz?” diye sordu. Karakol amiri Hüseyin’in kaçırılmadığını, siyasi polisler tarafından gözaltına alındığını, bu nedenle müdahale edemediklerini söyledi. Baba Toraman karakol amiri ile yaptığı görüşmenin ses kaydını aldı.

Aile hemen İstanbul Emniyetine ve savcılığa başvurdu. Ses kaydına, tanıklara rağmen  Hüseyin’in gözaltına alındığı reddedildi. Ailenin ısrarlı arayışı olayı basının ve kamuoyunun gündemine taşıdı. Oluşan kamuoyu baskısı karşısında suskunluğunu bozan İstanbul Emniyet Müdürlüğü 5 Aralık 1991 tarihinde Hüseyin Toraman’ın polis tarafından  arandığı ama kesinlikle gözaltına alınmadığı açıklamasını yaptı.

Hüseyin’in gözaltında kaybedilmesi soru önergesi ile meclise taşındı. Aile dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, başbakan Demirel ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ile görüştü. 

İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, 13 Aralık 1991 tarihinde Hüseyin Toraman ile ilgili iddiaları içeren soru önergesine verdiği cevapta tüm iddialarını reddetti.

Toraman Ailesi’nin Hüseyin’in akıbetinin araştırılması talebiyle başvurduğu TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu da hazırladığı raporda; “kayıt dışı gözaltına alınan oğlumuz kaybedildi” diye feryad eden aileye “gözaltına alındığı ileri sürülen Hüseyin Toraman’ın gözaltına alındığına dair hiçbir kayıt bulunmadı.” dedi.

Ailenin ve İHD’nin tüm ilgili kurum ve kişilere yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı. Hüseyin Toraman’ın gözaltına alındığı inkar edildi. 1991 yılında Fatih Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturma bir sonuca ulaşmadı. 2011 yılında yapılan başvuru  sonucunda İstanbul Cumhuriyet Savcılığının başlattığı soruşturma ise “zaman aşımı süresi dolduğundan soruşturmaya yer olmadığı” kararı ile kapatıldı. Yapılan itiraz sonucunda dosya üzerindeki kapatma kararı kaldırıldı. Ancak dosyada bugüne kadar bir gelişme yaşanmadı. (Etha’dan derlenmiştir)



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Güncel