
Yadigar Aygün-Antakya
6 Şubat’ta gerçekleşen ve 11 ili etkileyen depremin üzerinden 2 ay geçmesine rağmen halkın hala en temel ihtiyaçları ve sorunları çözülebilmiş değil. Antakya’da içme suyu, barınma, banyo, tuvalet, gıda ihtiyacı giderilmiş değil. Depremin yaralarını sarmak ve halkın yanında olmak için depremin ilk gününden itibaren Sosyalist Meclisler Federasyonu, Dersim Belediyesi, Dersim Dernekleri Federasyonu, Ovacık Doğal Kooperatifleri, Antakya Defne’de ortak dayanışma çadırı kurdu. Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF) MYK üyesi Mahir Gürz ile Antakya’daki deprem sorunlarını, iktidarın politikasını ve çözüm önerilerini konuştuk.
İktidar halkı ölüme, açlığa terk etti

11 ili kapsayan depremde binlerce insanın yaşamını yitirdiğine dikkati çeken Gürz, iktidarın görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini vurguladı. Gürz, “Şehirlerde yıkım çok büyük. Depremde hiçbir siyasal rolünü oynamayan, hiçbir siyasal sorumluluk görevini yerine getirmeyen iktidar, halkı ölüme, açlığa, çaresizliğe terk etti. Bu süreç boyunca iktidarın, halkın hiçbir acil talebini yerine getirmediğini, halkı ölüme ve çaresizliğe terk ettiğini çok açık ve çıplak bir biçimde gördük. Deprem yarattığı ağır sonuçları bir nebze de olsa çözmek ve halkın acil sorunlarını, ihtiyaçlarını gidermek için depremin yaralarını sarmak için bizde diğer bütün, devrimci, demokratik, yurtsever, ilerici güçler gibi SMF olarak depremin ilk gününden itibaren başta Maraş ve Antakya olmak üzere deprem bölgelerinde koordinasyon merkezimizi kurduk. İlk başlarda acil ihtiyaçları gidermeye çalıştık. Gıda, barınma, su, hijyenik ürünler, ısınma, yemek, gibi halkın acil ihtiyaçlarını asgari düzeyde de olsa kendi koşullarımız ve olanaklarımızla karşılamaya çalıştık” dedi.
Halkın sağlığı tehdit altında

Antakya’da kontrolsüz bir şekilde yıkımların gerçekleştiğini söyleyen Gürz, halkın sağlığının tehdit altında olduğunu belirtti. Gürz, Antakya’ın rant ve talana açıldığına dikkati çekti. Gürz, “ İktidar, halkın hiçbir acil sorununu çözmediği gibi bina yıkımlarında da aynı sorumsuzluğu ve ciddiyetsizliği ile devam ediyor. Halkın sağlığını hiçbir şekilde dikkate almayan bir politikası var. Tamamen kontrolsüz bir şekilde şehrin, ekolojik yapısını dengesini dikkate almayan, çevre güvenliğini dikkate almayan bir politika ile yıkım gerçekleştiriyor. Bu yeni sorunları ortaya çıkarıyor. Bütün bilim insanları, ekoloji kurumları bu molozların yaratacağı kanser ve kalıcı hastalıklara neden olacağına dair önemli uyarılarda bulunuyor. Antakya halkı, sağlığından kaygı duyuyor. Halkın sağlığını tehdit eden bu yıkımlara karşı kampanyaların büyütülmesi ve desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.
Antakya’da insansızlaştırma politikası uygulanıyor
İktidarın Antakya’da insansızlaştırma politikası uyguladığını belirten Gürz, “İktidarın halkı düşünmediği çok açık. Yaptığı her şey halka, bu kentin ekolojik kültürel dokusuna düşman, onu tahrip eden ve talan eden yaklaşımı var. İktidarın tarihten beri Antakya’ya özel bir siyasal paradigması var. İktidar, Antakya’yı kendine düşman, muhalif olarak görüyor. İktidar, depremi fırsata çevirip Antakya’yı boşaltmaya çalışıyor. Buranın demografik, sosyolojik kültürel yapısını değiştirmeye dönük çalışıyor. Halk bunun farkında. Bizim çağrımız halkın burayı terk etmemesidir. Bunun olması için halkın asgari yaşam koşulların oluşturulması gerekiyor. Bütün devrimci demokratik güçlerin, demokratik kamuoyunun duyarlılığı ileri düzeye taşıması gerekiyor. Bundan sonraki asıl görevimiz iktidarın rant ve talan politikalarına karşı burayı insansızlaştırma politikalarına karşı çalışmalar yürütmek olacak. Antakya’da, mahallelerde çalışmalar yürüttük. Halk toplantıları yaptık. Bu çalışmalarımız kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Bu çalışmaların bir sonucu olarak yakın zamanda Defne Halk Meclisi Girişimini oluşturduk. Çalışmalarımız bunun üzerinden yürüyor” diye konuştu.
‘Dayanışmayı büyütmeliyiz’

Gürz, Antakya’da ve depremden etkilen kentlerde yeni bir inşa sürecinin örgütlenmesi ve dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini söyledi. Gürz, “Yıkım ve tahribat çok büyük. Depremin ve bu enkazların kaldırılması bu kentin yeniden inşa edilmesi gereken bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Devrimci güçler, demokratik kamuoyu ve buradaki halkın öznesi olduğu kısa, orta, uzun vadeli politikalar üretilmelidir. Halkın öznesi olduğu yaşamı adım adım inşa etmek gerekiyor. Yeni yaşamı, bu kenti, üretimi, emeği yeniden örgütlemeliyiz. Tüm devrimcileri, sosyalistleri, demokratik kamuoyunu, işçileri, emekçileri, başta Antakya, Maraş olmak üzere deprem bölgelerinde yıkımın ağır sonuçlarını yaşayan halk ile yaşamı yeniden inşa etmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Dayanışmayı hep birlikte büyütmeliyiz”









