
Devrimci Parti 10’uncu yıl etkinliği Makina Mühendisleri Odası Kültür Merkezi Binası’nda düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu etkinliğe, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Yeşil Sol Parti (YSP), Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Emek Partisi (EMEP), Alınteri, Kaldıraç ve çok sayıda siyasi kurum temsilcisi katıldı.
Daha güçlü bir enternasyonal dayanışma çağrısı
Söz alan Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, “Kapitalizm var oldukça sömürü devam edecektir. Devrimci Parti olarak daha adil bir düzen için mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi. Emperyalist saldırıların sürdüğünü belirten Öneren, buna karşı halkların direndiğini söyledi ve ekledi: “Emperyalist ve kapitalist sömürü düzeninin yıkılması için daha fazla örgütlü mücadeleye, daha güçlü bir enternasyonal dayanışmaya ihtiyaç var. Dünya halklarının özgürlük mücadelesi yükseliyor. Türkiye topraklarından biz de bu sesin bir parçasıyız.”
Ortadoğu’daki savaş politikalarına dikkat çeken Öneren, “Emperyalist sistem Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiştir. Gazze’de yaşanan katliam bu acımasızlığın en açık göstergesidir. Tarih boyunca son sözü direnen halklar söylemiştir. Rojava devrimi, Ortadoğu’da ortaya çıkmış tek halkçı yönetimdir. Rojava’da direnen halklar, dünya halkları açısından devrimin mümkün olduğunu ispatlamıştır. Bu devrime omuz omuza verilen enternasyonalist mücadele bizim için büyük bir deneyimdir.”
Türkiye’deki baskı politikalarına işaret eden Öneren, “Kuyu tipi hapishanelerde akıl almaz işkencelerle yoldaşlarımızı yıpratmaya çalışıyorlar” dedi. Öneren, “Halkların özgürlük talebi faşist iktidar tarafından bastırılmak isteniyor. Devrimci Parti faşizmin saldırıları karşısında büyük bedeller ödemiş fakat hiçbir zaman geri adım atmamıştır. Partimiz işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesinin yürütücüsüdür” şeklinde konuştu.
Öneren, konuşmasına şöyle devam etti: “Partimiz, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin her zaman yanında olmuştur. Kürt halkı yeni bir çözüm sürecine girmiştir ve elde edilen kazanımlar halkın kendi mücadelesi sayesinde ortaya çıkmıştır; iktidarın lütfu değildir. Sürecin ilerleyebilmesi için sayın Abdullah Öcalan’ın özgürleşmesi ve masada halkın taleplerini savunabilmesi kritik bir önem taşımaktadır. Kadın düşmanı politikalar derinleşiyor, kadın cinayetleri artıyor. Kadınların özgürlük mücadelesi ve erkek egemen sisteme karşı yürüttüğü direniş bizim için yol göstericidir. Gençlik özgürlük mücadelesinin en önünde yer almaktadır. Gençliğe faşizme karşı önemli tarihsel görevler düşüyor. Partimiz her zaman genç kadroların örgütlenmesini önüne koymuştur. Gençlik, partinin en enerjik ve öncü gücüdür. Necdet Adalı’dan Ulaş Bayraktaroğlu’na, Zekilerden Gözdelere uzanan bu tarih bizim tarihimizdir. Onların mücadelesiyle bugünlere geldik. Onlarla birlikte yazdığımız bu tarihi mücadeleyle bugüne taşıyoruz.”
‘Devrimciler tarihin akışını ezilenlerden yana değiştirmeye çalışıyor’
Ardından söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Devrimci mücadelenin her öznesinin kökleri çok derindedir. Bizler devrimci bir tarihin içinde yol alıyoruz. Devrimci Parti’nin 50 yıllık bir tarihsel birikimin yürütücüsü olduğunu biliyoruz. En zor dönemlerde bile parti ayakta kaldı. Ülkede yaprak kımıldamazken biz, yoldaşlarımızla birlikte işçinin, emekçinin, kadının ve gençliğin mücadelesi için sahalardaydık. Türkiye’nin eşitlik ve özgürlük mücadelesine Devrimci Parti’nin çok önemli bir katkısı olduğunu özellikle ifade etmek gerekir” dedi.
Koçyiğit, “Bugün önemli bir eşiğin içerisindeyiz. Büyük bir paylaşım savaşı yaşanıyor. Uluslararası güçler dünyayı yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Halkların direniş gücünü kırmaya ve kapitalizme tam teslimiyeti dayatan zihniyetlerin yaygınlaştığını görüyoruz. 27 Şubat çağrısıyla sayın Öcalan yeni bir dönemin değişim çağrısını yaptı. Bu çağrının muhatabı sadece PKK değildir; demokratik cumhuriyet çağrısı hepimizedir, sol ve sosyalist tüm güçleredir” ifadelerini kullandı.
Koçyiğit, şöyle devam etti: “Her zamankinden daha fazla birleşik mücadele ağlarını büyütmeye ihtiyacımız olan tarihsel bir eşikteyiz. Kavgayı büyütmek ve Kürt sorununun demokratik çözümü için açığa çıkmış koşulları en iyi şekilde değerlendirmek gibi önemli bir sorumluluğumuz var. Yanı başımızda kavga büyürken, Türkiye’de de siyaset zor politikalarla yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Biz devrimciler ise tarihin akışını ezilenlerden yana değiştirmeye çalışıyoruz.”
‘Sınıflar var oldukça sınıf mücadelesi ve sosyalizm mücadelesi de var olacaktır’
Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK Üyesi Ziya Cebeci de, dünyada ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’da sosyalizmin zayıflamasını bir fırsat bilen egemenlerin her yerde zulüm ve kan dökmeyi sürdürdüğünü vurguladı.
Katliamların, inkarların, işçi ve emekçi kıyımlarının hız kesmeden sürdüğünü belirten Cebeci, “Kadınlar, çocuklar ve uluslar başta olmak üzere yok saymalar devam ediyor. Durum bu halde iken, birileri diyor ki artık sınıf mücadelesi bitmiştir. Marksizmin bir gerçekliği kalmamıştır. 90’lı yıllardan sonra Sovyetler dağılmış, Çin’in Küba’nın durumu ortadır. ‘Yeni Dünya’da artık sosyalizm ütopiktir. Tasfiyecilik bayrağını ele alanlar, bu post modern sözler, şekere bulanmış zehirler ile bizi sınıf mücadelesi bitti diye kandırmaya çalışıyorlar. Bilmeliyiz ki sınıflar var oldukça sınıf mücadelesi ve sosyalizm mücadelesi de var olacaktır. Bu mücadelede siperdaşımız, sosyalizmde ısrarcı olan dostumuz, Devrimci Parti’nin 10. yılını gönülden kutluyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Hem bugüne hem geleceğe mesaj taşıyor’
ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni de, “Faşizme karşı mücadelenin 10. yılı bu. Dolayısıyla hem bugüne hem geleceğe bir mesaj taşıyor. Bu anlamıyla Ulaşlardan Azizlere, Aynurlara, Eylemlere; bu mücadele tarihini yaratan tüm ölümsüzlerimizi anıyorum” dedi.
Çepni, dünya genelinde yükselen saldırı politikalarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Dünya büyük bir karanlığa mahkum edilmeye çalışılıyor. Ezilenler açlıkla, yoksullukla, katliamlarla ve soykırımlarla susturulmak, köleleştirilmek isteniyor. Fakat bunun karşısında büyük insanlığın büyük direnişleriyle karşı karşıyayız. Ayaklanmaların ve devrimlerin tarihini yaşıyoruz.”
Çepni, ortak mücadelenin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti, “Devrimci Parti’yle mücadelenin her alanında birlikteyiz. Rojava’dan Türkiye Kürdistanı’na, faşizme ve sömürgeciliğe karşı omuz omuza ve yan yana yürüyoruz. Birleşik partimiz DEM Parti’de kurucu bileşenler olarak halkların özgürlük mücadelesinde yan yanayız. Şovenizme karşı enternasyonalist devrimin inşasında da yan yanayız” dedi. Çepni, son olarak şunları söyledi: “Sonuç olarak, biz bugün bir dostumuzu değil, faşizme karşı ezilenlerin cepheleştirilmesi siyasetinde bir yoldaş partimizin 10 yılını kutluyoruz.”
‘Direniş geleneğini hatırlamış oluyoruz’
HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, sosyalistlerin tarihsel rolüne vurgu yaparak konuşmasına başladı: “Sosyalistler toplumun vicdanıdır. Bu anlamıyla insanlık tarihindeki sömürü ilişkilerinden bu yana vicdan sahibi herkesin temsilcisidir. Devrimci Parti’nin 10. yılını kutlarken aynı zamanda insanlığın var oluşundan beri süren direniş geleneğini de hatırlamış oluyoruz.”
Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını anan Kenanoğlu, şöyle devam etti: “Her birimiz bulunduğumuz alanda mücadeleyi yükselteceğiz. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadık. Tarihimiz en tükenmişlik sendromuna kapıldığında dahi dünyanın her yerinde kıvılcımlar yeniden harlanmıştır. Yolumuz açık olsun.”
Etkinlik, konuşmaların ardından müzik dinletisiyle sona erdi.








