
Devrimci Parti MYK imzasıyla yapılan açıklamada ‘’24 Haziran seçimleri toplumsal hafızada ve ezilenlerin politik psikolojisinde derin hasarlar bırakarak sonuçlandı. Genel bir şaşkınlık ve moralsizlik hali kitleler içinde etkisini gösterirken geleceğe dair perspektifte bir bulanıklık hali hakim olmaya başladı. Seçim sürecine sıkışan, özellikle son haftasını gerçekleşen büyük mitinglerle doruk noktasına varan özgüven ve coşku yerini güvensizlik ve moralsizliğe terk etmeye başladı. Erdoğan’ın yenilmezliği kitleler nezdinde yeniden tescillenirken gerekli tepkinin gerekli düzeyde ortaya koyulmamış olması kişisel coşkuyla hareket haline geçmiş olan pek çok bireyler yılgınlık psikolojisinin oluşmasına da sebep verdi. Son tahlilde görünen gerçek Erdoğan’ın bu seçimden galip çıktığı ve faşizmin kurumsallaşmasının önündeki bütün engelleri ortadan kalktığı yönündedir’’ denilen açıklama şu şekilde devam etti.
‘’Seçim sürecini görece sakin geçmiş olması süreç boyunca AKP’nin doğru düzgün her hangi bir proje ve söylem geliştirememiş olması, sokakta HDP’nin artan oranda görünür hale gelerek kitlesel desteği yanına almış olması, son haftaya sıkışan devasa mitinglerle birleşince kitlelerin bilincinde kendi gerçekliğinden uzaklaşan ve sarayın sandıkta seçim yoluyla devrilebileceğine olan bir algının oluşmasına sebebiyet verdi. Çok uzunca bir süredir seçimin saray açısından bir varoluş meselesi haline geldiği bu nedenle de sarayın seçimden galip çıkmak için her yolu deneyeceği her çeşit provokasyon, manipülasyon ve seçim hilesine başvuracağı ön görüldüğü halde, yani OHAL koşullarında adil olmayan her çeşit hile ve müdahaleye açık bir seçime girildiği kabul edildiği halde, seçime ve sandığa güvenin ve inancın artmış olması seçim yenilgisinin ağır bir hayal kırıklığı yaratmasında etkili oldu. Son tahlilde saray istediğini alırken muhalif kitlelerde derin bir hayal kırıklığı ve şaşkınlık hali ortaya çıktı.
‘’Seçim süreci baştan aşağıya şaibeli ve gayrimeşrudur’’
Devrimci Parti’nin açıklaması seçimlerin hangi koşullarda gerçekleştiğine ilişkin şu vurgularla şöyle devam etti,
‘’Görüngülerin yüzeyinde kalmak tehlikelidir” (Lenin). Baştan söylemek gerekirse, hiç kimse bu seçimlerin eşit ve adil koşullarda gerçekleştiği ve doğal olarak halkların irade ve tercihlerinin sandığa yansıması olduğu iddiasında bulunamaz. Seçim kararı dahil olmak üzere bütün süreç baştan aşağıya şaibeli ve gayrimeşrudur. Seçimde sarayın önündeki en önemli engel olarak görülen HDP ve bileşenleri çok uzunca bir süredir ağır baskı altına alınmış, on binden fazla üyesi ve yöneticileri tutuklanmış, gazeteleri ve yayın organları kapatılmış, ağır polis takibi altında kriminalize edilerek çalışma imkânları daraltılmış, bir çeşit kıpırdayamaz hale getirilmeye çalışılmıştır. Cumhurbaşkanı adayı, Eş Başkanları, Belediye Başkanları rehin alınmış, bileşenleri sürekli polis operasyonları gözaltı ve tutuklama terörüyle yüz yüze bırakılmış, seçim sürecini bir çeşit elleri kolları kesik halde girmeye zorlanmıştır. Aynı şekilde bütün toplum OHAL ve uygulamalarının baskısı altına alınmış, işten atılma, sosyal tecrit ve devlet terörü tehdidi altında siyasal olarak bunaltılmıştır. Saray seçim bahçesine muhalif güllerin dikenlerini budayarak girmiştir. Böyle okunduğunda 7 Haziran-1Kasım, 16 Nisan deneyimleri ışığında yetkileri arttırılmış ve yetkinleştirilmiş sarayın 24 Haziranda da her çeşit yola yine başvuracağı öngörülmüştür. Bu öngörü bizzat HDP’nin propagandasında kendini yeniden üretmiş çalınan oyların dengelenmesi adına ülkenin batısından destek talep edilmiştir’’ denildi.
Devrimci Parti açıklaması sosyalist harekete dair yapılan değerlendirme ve şu çağrıyla sona erdi
‘’Bu analiz bundan sonrasının nasıl örüleceği konusunda da önemli işaretleri barındırmaktadır. Baştan söylemek gerekirse zorla dayatılan ve sarayı da aynı zor ekseninde razı olmaya getiren bu ittifak dağılmaya mahkûmdur. Erdoğan’ın uzun soluklu ülkeyi yönetme şansı yoktur. Seçimi kaybetmişte olsa halk kitleleri bu seçimin sonuçlarını kabul etmemektedir. Var olan hayal kırıklığı kısa sürede aşılacak ve öfkenin büyümesine yol açacaktır. Yaklaşmakta olan ekonomik krizin hızla siyasal bir krize dönüşme olanakları fazlasıyla mevcuttur. Sarayın kazanmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, rüzgârın soldan, işçi sınıfından ve ezilenlerden yana esmeye başladığı bizzat partimiz tarafından kamuoyuna daha önceden duyurulmuştur. Söz konusu açıklama sosyalistlerin gelmekte olan dalgayı arkalarına alabilecek bir performans göstermesinin de zorunlu olduğu vurgusuyla yapılmıştır. Gelmekte olan ve solu güçlendirecek olan bu dalga hiçbir sosyalist hareketin tek başına göğüsleyip yönlendirebileceği bir dalga değildir. Sosyalist hareket seçim sürecinde saraya karşı HDP ekseninde yakalanan birlikteliği derinleştirmek ve kendini aşan bir yerden organize etmek göreviyle yüz yüzedir.
Süreç sosyalist harekete, işçi sınıfı, yoksul halk kitleleriyle buluşma imkanlarını fazlasıyla sunmaktadır. CHP’ye geçmişte oy veren yoksul kitleler yüzlerini sosyalist harekete dönmüş bulunmaktadır. Bu durumun örgütlenmesinin yolu tekil sosyalist hareketleri aşan birleşik bir sinerjinin yaratılmasıyla mümkündür. Aynı durum partimize bu süreci derinleştirmek birlik ve birlikte yürüme imkânlarını arttırmak, işçi sınıfı ve sosyalizm mücadelesini güçlendirmek için yan yana geldiği çevrelerle işbirliğinin derinleştirme ve büyütme görevini vermektedir. Sarayın galibiyeti bu görevi güncelleştirmiş ve acil hale getirmiştir. Seçim sonrası şaşkınlığa düşen kitleler sosyalist hareketten kendilerini motive edecek öfkelerine isim koyacak ve politik faaliyetin sürekliliğini sağlayacak yeni bir sinerjinin yaratılmasını beklemektedir. Partimiz bütün sosyalist hareketleri bu tarihsel görevi omuzlamaya hızla birlikteliği ve yan yana gelişi derinleştirip örgütleyecek adımları atmaya çağırır.”








