
Kadıköy Belediyesi’nde 2020’nin temmuz ayından beri devam eden ve son görüşmelerde de anlaşma sağlanamayınca 3 gün önce greve giden 2 bin 300 taşeron işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme süreci, Genel-İş Genel Merkezi’nin Anadolu Yakası 1 No’lu Şube ve 2 bin 300 işçinin iradesini hiçe sayarak imzaladığı sözleşmeyle fiili grev biçiminde devam ediyor. Genel-İş Genel Merkezi’nin sözkonusu sözleşmeyi gece saatlerinde imzaladığı belirtiliyor. Söylendi biçiminde yayılan bu haber sabah saatlerinden itibaren Belediye önünde toplanan grevci işçilerde ciddi bir gerilim yaratmıştı, hepsi “ne olduysa açıklansın, bize bilgi verilsin!” diyerek sendikacıları hesap vermeye çağırıyordu. Öbek öbek toplanan işçiler kendi aralarında “Eğer bize sorulmadan imzalamışlarsa bunun hesabını versinler!”, “Madem bu sözleşmeyi imzalayacaklardı o zaman bizi neden greve götürdüler”, “Buraya gelip bize hesap vermeliler” diyerek öfkelerini yüksek sesle dile getiriyorlardı.
Öğlen saatlerinde ilk önce Genel-İş Anadolu Yakası 1 No’lu Şube sekreteri Cem Karasoy işçilere yönelik net bir açıklama yaptı. “İrademiz hiçe sayıldı” diye vurgulayan Karasoy, bundan sonra fiili grevle yola devam edeceklerini vurguladı. “Kadıköy’ün iç birimi-dış birimi her biri aslanlar gibi dik durdu. Ama gelin görün ki bu ülkede dik durmak, onurlu emek mücadele vermek, sendikacılık yapmak suç olmuş artık. Kabul etmiyoruz bunu, reddediyoruz bu anlayışı” diyerek Genel-İş Başkanı’yla yaptıkları görüşmeyi anlattı. “Bu iş daha fazla uzamasın, işçiye 500 lira daha fazla verilsin, bitsin dedik. Aldığımız yanıt, ‘bu iş bitti, sözleşme imzalandı’ oldu. Bunu kabul etmeyeceklerini belirten Karasoy, “Kartal işçisi, Ataşehir işçisi geliyor. Hep söyledik siz kabul etmiyorsanız, biz de etmeyeceğiz” dedi. “Kimse işçileri tehdit ederek bu iş bitti, sözleşme bağıtlandı, herkes işinin başına diyerek tehdit edemez!” diyerek fiili-meşru mücadele hattında ısrar edeceklerini vurguladı. İşçilerin burnunun kanamasına izin vermeyeceklerini söyledi. Taleplerin kabul edilmesi için CHP yönetimine çağrı yapan Karasoy, “Gelin bu işi çözün yoksa bu kavga büyüyecek” dedi.
İşçiler bu açıklamaları kararlılıklarını ifade eden sloganlarla karşıladı. Konuşmanın hemen ardından işçiler Belediye Başkanı Şerdil Dara’nın odasının bulunduğu yere doğru yürüdü. Burada konuşma yapan 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Arıkan da satış sürecini anlatarak, işçilerin onaylamadığı hiçbir şeyi kabul etmeyeceklerini vurguladı. Konuşmasına “Bugün grevimizin 3. günü diyerek” başlayan Arıkan, satışı tanımadıklarının altını çizmek için “Pardon düzeltiyorum, bugün grevimizin birinci günü” diye vurguladı.
7 ay önce sözleşme masasına oturduklarında işçilere “açık olacağız, şeffaf olacağız, kapalı kapılar ardında iş çevirmeyeceğiz. Biz Şube yönetimi olarak bu sözümüzü tuttuk. Bize rağmen o imzalar atıldı, ama söylüyoruz, biz o imzaları tanımayacağız!” dedi. Bu saatten itibaren grevin sona erdiğini, ama fiilen yürüyeceklerini vurguladı. “Belki birkaç arkadaşımız işten atılacak belki polisi üstümüze salacaklar. Ama biz geri dönmeyeceğiz, şube yönetimi olarak da işçilerin burnunun kanamasına izin vermeyeceğiz” diye belirtti. İşçilerin biz yokuz dedikleri noktaya kadar yanlarında olacaklarını belirten Arıkan, esasında yapılan sözleşmenin kötü bir sözleşme olmadığını, meselenin madem bu sözleşme imzalanacaktı neden greve gidildiği olduğunun altını çizdi. “Ama pazartesi günü gece saat 12’ye 10 kala biz bu hakları zaten almıştık. Şimdi imzalanan sözleşmeyle o zamanki teklif arasındaki tek fark ikramiyelerin 20 günden 30 güne çıkarılması. Biz zaten 20’ye getirmiştik. Bir de geçen yıl aldığımız 275 lira seyyanen zam vardı onu tavandan çıkarıp sosyal pakete eklediler. Yani sağ cebimizden alıp sol cebimize koydular. Yahu siz bizi çocuk mu sanıyorsunuz?” diye sordu. Haklarını alıncaya kadar fiili mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
Sendika yöneticilerinin konuşmasının ardından yeniden grev alanına geçen işçiler, öfkeyle “Genel Merkez yöneticileri buraya gelsin!”, “Bize açıklama yapmak zorundalar!” diyorlardı. Madem Genel-İş böyle yapıyor, o zaman biz de istifa ederiz”, “En kötü sendika hangisiyse ona gideriz, en azından kötü olduğunu biliriz” diyen işçilerin öfkeleri devam ediyor.
İşçiler, Genel Merkez’in kendilerine rağmen bir sözleşme imzalamayacağını söylediğini, grev kararının arkasında durduğunu, ama son anlarda nerelerden nasıl bir basınç altında kaldıysa kendilerinin iradesini hiçe sayarak bu satışa imza attığını ifade ediyorlar.
2018’de sözümona taşeronluk sisteminin kaldırılması adına çıkarılan KHK’yla 3 yıl boyunca sözleşme yapamadıklarını, asgari ücrete yapılan zamdan bile yararlanamayarak yüzde 4 zamla yetinmek zorunda kaldıklarını, asgari ücretin altında ücret alan arkadaşlarının olduğunu, şimdi isteklerinin açlık sınırında olan ücretlerin en azından yoksulluk sınırının yarısına kadar yükseltilmesi olduğunu, fakat bir kez daha kendilerinden kanaat etmelerinin istendiğini vurguluyorlar.
KHK çıktığında toplu sözleşme haklarının olmadığını ama bu süreçte yine de seyyanen anlaşmalar yaptıklarını belirten Genel-İş Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ekber Erarslan da KHK yasağının Temmuz 2020’de bittiğini, o tarihten itibaren toplu sözleşme taslağı hazırlamak için yaygın çalışmaları yürüttüklerini ve 81 maddelik sözleşme teklifini işçilerle tartışarak oluşturduklarını anlatarak, ’80 Anayasası’yla TİS imzalam yetkisinin sendika genel merkezilerine verildiğini hatırlattı. Genel merkezin son ana kadar yanlarında duracağını belirtmesine rağmen ne oldu da böyle bir sözleşme imzaladığını bilemediklerini vurguladı.
Kadıköy Belediyesi’nin temizlik işçilerinin greve katılmayacağı beklentisi içinde olduğunu, ama onun bu beklentisini yaptıkları çalışmalarla boşa çıkardıklarını, temizlik ve diğer tüm birimlerin greve katıldığını anlatan Erarslan, işyeri komite ve meclislerinin-konseylerinin örgütlenmesinin yaşamsal öneminin altını çizdi.
Erarslan ayrıca Kadıköy Belediyesi’nin istedikleri hakları kolayca karşılayabilecek bir belediye olduğunu, ancak CHP’li belediyelerin hepsinde tek örnek sözleşme imzalanması yaklaşımının bulunduğunu, Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası’nın (SODEMSEN) bu amaçla kurulduğunu vurguluyor.
Kadıköy Belediyesi’nin taşeron işçilerinin greviyle sokaklar çöp yığınına dönmüş durumda. İşçiler, Kadıköy’ün bazı sakinlerinin kendilerine “şımarıklar” demesine tepkilerini özellikle belirtiyorlar. O çöp dağlarının nasıl bir iş yaptıklarının ifadesi olduğunu belirterek, “madem öyle onlar gelsin bizim işimizi, verilen ücretlerle yapsın” diye ifade ediyorlar. (Alınteri)







