Connect with us

Dünya

Mizgin Xelil: Kobane kuşatma altında, Özerk Yönetim tasfiye edilmek isteniyor

Kuzey Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Başkan Yardımcısı Mizgin Xelil, Kobane’nin ağır saldırı ve abluka altında olduğunu belirterek, Rojava’daki sürecin “ikinci bir Lozan komplosu” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Xelil, Türk devletinin desteğiyle IŞİD benzeri yapıların yeniden aktif hâle getirildiğini vurguladı.

Kobane – Kuzey Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Başkan Yardımcısı Mizgin Xelil, Rojava’daki siyasal gelişmeleri ve özellikle Kobane’deki son durumu gazetemize değerlendirdi. Bölgedeki internet erişim sorunları nedeniyle planlanan röportaj istenilen formatta yapılamazken, Xelil’in videoda yaptığı konuşmanın Türkçe metni aşağıdadır:

“Bildiğiniz gibi Kuzey ve Doğu Suriye’deki siyasi ve resmî duruma bakıldığında, kirli bir politikanın, ihanetin ve ikiyüzlülüğün hâkim olduğu açıkça görülmektedir. Halkımızın şahsında hedef alınan aslında demokratik ulus projesidir. Halkların kardeşliği ve demokratik özerk yönetim projesi yok edilmek istenmektedir.

Özellikle ayın 6’sından bu yana Kuzey Suriye halkının yeniden karanlık günlere dönmesi için kirli bir politika yürütülmektedir. Rojava’nın kuzey bölgesinde bu politikaların resmî olarak uygulandığı ve hâlâ devam ettiği açıktır. Amaç, Kuzey ve Doğu Suriye’nin demokratik özerk yönetimini tasfiye etmek, halkların kardeşliğini yok etmek ve kadın iradesini ortadan kaldırmaktır.

Geçmişte halkımızın büyük acılar yaşamasına neden olan Sykes-Picot ve Lozan benzeri anlaşmalar nasıl Kürdistan’ı dört parçaya böldüyse, bugün de benzer bir plan devrededir. Paris’te önceden ayarlanmış toplantılarda Kürt halkı yeniden statüsüz, iradesiz ve kimliksiz bırakılmak istenmiştir. Bu plan, önceki planların devamıdır; ana hedef Kürt halkını ortadan kaldırmak ve yok etmektir.

Bu komplonun içinde yer alan güçler, hem planlayıcılar hem de bu planlara sessiz kalarak onay veren karanlık güçlerdir. Amaçları Kürtleri statüsüz bırakmak ve Kürdistan’ın tanınmasını engellemektir. Bu nedenle biz, Lozan’dan sonra gelişen bu süreci ikinci bir komplo olarak değerlendirdik. Paris’te düzenlenen toplantıya gizli şekilde katılan çevreler oldu; saldırılara onay veren uluslararası güçler gerekli kararları aldılar. Türkiye de bu sürecin içindedir ve istihbaratı üzerinden tüm bu planlamalar yürütülmüştür.

Bu bölgede saldırıları organize eden, yönlendiren güçler arasında çeşitli çete yapılanmaları da bulunmaktadır. IŞİD benzeri grupların da aralarında bulunduğu yaklaşık 45 bin kişilik bir güç, bu saldırılar için hazırlanmış ve donatılmıştır. Amaç, Kürt halkının iradesini kırmak, ilerleyişini durdurmak ve halkı tarihsiz, kültürsüz ve güçsüz bırakmaktır.

Tüm zorluklara rağmen halkımız son 14 yıldır birleşmiş, örgütlenmiş ve kendi sistemini kurmuştur. Bu örgütlenme zor şartlarda oluşmuş olsa da bölgede ortak bir sistem yaratılmıştır. Daha sonra Rojava’nın üçüncü hattında seferberlik ilan edilmiş, halk kendi ordusunu, taburlarını ve savunma cephelerini kurmuştur. Yaşlısından gencine, kadınından erkeğine herkes silahlanmış ve kendi bölgesini savunmuştur.

Kobane ve çevresindeki köyler ağır saldırı ve kuşatma altına alınmıştı. Yapılmak istenen, Enfal benzeri bir katliamı halkımıza yeniden yaşatmaktı. Amaç daha fazla katliam, yağma ve talandı. Aileler bölündü, toplu katliamlar yaşandı, her renkten insanımıza saldırıldı.

Halkımız tüm bu saldırılara karşı direnişi seçti. Kobanê’nin çevresi kuşatılmış olmasına rağmen halk kendi kurtuluşu için ayağa kalktı. Çetelerin ahlak dışı uygulamaları, kadınlara saldırıları ve katliam girişimleri insanları zorunlu olarak direnişe yöneltti. Afrin, Şehba, Şêxmeqsûd ve daha birçok bölgeden halk Kobane’ye akın etti.

200 binden fazla insan Kobane’ye göç etti. Okullar ve camiler halka açıldı. Elimizdeki sınırlı imkânlarla gelenlere su, mazot ve temel ihtiyaç malzemeleri sağlanmaya çalışıldı. Ancak şehir kuşatma altında olduğu için ihtiyaçlara tam olarak karşılık verilememektedir.

Bugün Kobane’de hayat çok zor şartlarda devam ediyor. Hastaneler hizmet veremiyor, ilaç dağıtamıyor, ameliyat için gerekli malzemeler yok durumda. Çocukların durumu ağır; hastanelerin işlevsiz kalması nedeniyle sadece son iki haftada iki çocuk yaşamını yitirdi. Giriş çıkışların güvencesi olmadığı için kimse dışarı çıkıp ilaç bile temin edemiyor. Ağır hastalara çare bulunamıyor. Kurumlar işlevsiz hâle gelmiştir.

Şu anda Kobane’de 600–700 bin civarında insan yaşamaktadır. Şehrin durumu oldukça riskli ve yoğun baskı altındadır. Suriye ordusuyla bazı entegrasyon adımları atılmış, birlikte devriye gezilmesi kararlaştırılmıştır. Ancak anlaşmalara rağmen Kobanê hâlâ abluka altındadır. Ayın 15’inde Celêbî ve Şehlêr bölgelerinde devriye atılması, Suriye ordusunun çeteleri bu köylerden çekmesi gerekiyordu; fakat çekilme sağlanmadı. Halkın huzur içinde köylerine dönmesi gerekirken bu şartlar oluşmamıştır.

Son olarak şunu söyleyebiliriz: Kobane insanlığı ve onurunu savunarak çetelere karşı direnmiştir. Bugün ise Türk devletinin desteğiyle IŞİD benzeri çeteler yeniden aktif hâle getirilmektedir. Rojava ve Kobane üzerinde ciddi bir tehdit söz konusudur. İnsan hakları savunucularının acilen harekete geçmesi, bölgede zor durumda kalmış halka destek olması gerekmektedir.

Suriye ordusunun, varılan anlaşmalar gereği, Celêbî ve Şehlêr köylerinden desteklediği çete gruplarını geri çekmesi gerekiyordu; ancak çekilme tam anlamiyla gerçekleşmemiştir. Halkın güven içinde kendi köylerine dönmesi ve yaşamın normale dönmesi için bu adımın atılması zorunluydu. Entegrasyon sürecinin gereği olan bu uygulamalar hâlâ yerine getirilmemiş durumdadır.

Anlaşmalarda açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu maddeler sahada uygulanmamıştır. Bu koşullar, Kobane çevresindeki kuşatmayı daha da ağırlaştırmış ve halkın günlük yaşamını doğrudan etkilemiştir.

Kobane, geçmişte insanlığı ve onurunu korumak için büyük bir bedel ödemiştir; çetelere karşı direnerek tüm dünyada sembolleşmiştir. Bugün ise Türk devletinin desteğiyle IŞİD benzeri çete yapıları yeniden aktif hâle getirilmektedir. Bu durum, Kobane ve genel olarak Rojava üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmakta, bölgedeki insani krizi derinleştirmektedir.

Bu nedenle ittifakların, demokratik kurumların ve uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi, kuşatma altındaki halkın yaşam hakkını savunması ve zor durumda kalan bölge halkına destek vermesi hayati önem taşımaktadır.”



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Dünya