
Gençlik örgütleri “Özgürlüğümüz İçin Faşizme Karşı Birlikte Yürüyoruz” şiarıyla Birleşik Gençlik Meclisleri’nin kuruluş etkinliğini gerçekleştirdi. Eylem öncesi ilçe binasının çevresi polis tarafından çok sayıda TOMA, zırhlı araç ve gözaltı araçlarıyla abluka altına alındı.
İstanbul’da HDP Bağcılar İlçe Binası’nda Sosyalist Öğrenci Hareketi (SÖH), Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), HDP Gençlik Meclisi, Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) ve Gençliğin Devrimci Güçleri (Dev-Güç)’nin çağrısıyla bir araya gelen gençlik, Birleşik Gençlik Meclisleri’nin kuruluş etkinliğinde buluştu. Etkinlik öncesi marşlar ve türküler eşliğinde halay çekildi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Genel Sözcüsü İdil Uğurlu, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut ve Araştırmacı-Yazar Temel Demirer’de katılım sağladı. Etkinliğin yapıldığı salona, Mahir Çayan, Mazlum Doğan, Deniz Gezmiş ve komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın fotoğraflarının yer aldığı Kürtçe ve Türkçe “Özgürlüğümüz için faşizme karşı birlikte yürüyoruz” yazılı pankart asıldı. Gençlik Meclisleri’nin izleyeceği mücadele hattı 9 temel ilke üzerinden şekillendi.
Etkinlik, devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı.

“Direnişimizse halkımızın umudu olarak duruyor”
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Volkan Atmaca, gençliğin her türlü hak arama mücadelesinin zor ile bastırılmaya çalışıldığını, ‘T.C’ devletinin son 5 yıldır yürüttüğü yoğun saldırılarla her türlü örgütlü mücadelenin boğulmaya, yalnızlaştırılmaya çalıştırıldığı bir dönemden geçildiğini ifade ederek şunları kaydetti;
“Çıkışı yaratacak, bu ablukayı dağıtacak olan irade ve gücü bizden önceki önderlerimizin, yoldaşlarımızın, dostlarımızın değerli pratiklerinden edindik. Direniş mirasımızla birlikte mücadeleye atılmak, bulutları birleştirmek, çakan şimşeğin ışıltısına gözünü dikmek, egemenlerin üzerine tufan olarak çökmek yarını gençliğin enerjisiyle buluşturmak geleceği emin adımlarla inşa etmek gerekiyor. Biz bugün bu söylediklerimizi yapma iddiasıyla burada bulunuyoruz. Devrimci, demokrat, yurtsever öznelerin son yıllarda sıkça tartıştığı birleşik mücadelenin geleceğini tartışmayı önemli bir görev olarak görüyoruz. Bu tartışma birçoğumuz tarafından çeşitli biçimlerde yürütüldü. Gençlik için bunun özgün bir yeri bulunduğu hepimiz açısından ayrıca biliniyor. Emeğiyle, dinamikliğiyle, direnci ve enerjisiyle ezilenlerin geleceği kazanma mücadelesinin dinamosu olan gençler tarihin her evresinde önemli bir güç olarak var oldu. Bu, bugün bizleri susturmak-durdurmak-diz çöktürmek isteyen egemenler açısından da biliniyor. Direnişimizse halkımızın umudu olarak duruyor”

“Gençler olarak birlikte yürüyoruz”
Volkan Atmaca, her koşulun içerisinde ileriye atılan halkların özgürlük mücadelesini ileriye taşımak için mücadele eden gençliğin bulunduğumuz coğrafyanın da direniş mirasının yaratıcıları arasında olduğunu, Kürt ulusunun haklı ve meşru isyanlarından, Çukurova’da pamuk işçilerinin direnişine, topraksız köylünün toprak işgallerinden, fabrika önlerindeki grev çadırlarına, kampüslerden, sokaklara, DAİŞ barbarlarının halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesini boğmak istediği direniş alanlarına kadar gençlik her alanda direnişin belirleyicilerinden biri olduğunu belirterek ekledi;
“İşte biz böyle bir direniş geleneğinin sahibi olarak bugün birlikte yürüyoruz. Gezi isyanında titrettiğimiz saraylıların; tüm zor aygıtlarıyla saldırdığı, bodrumlarda yaktığı, işinden ekmeğinden ettiği, asgari ücretle açlık sınırının altında yaşamayı dayattığı, işsizliğe mahkum ettiği, paralı-tekçi eğitimi dayattığı, dilini yasakladığı, sokakta-kampüste-evde cinsel saldırganlıkla baskı altına almaya çalıştığı, LGBTİ+fobiyle nefretle yok sayıp saldırganlığa açık hale getirdiği hapishaneleri-hücreleri reva gördüğü, sokaklarda işkence ettiği, sınır boylarında infaz ettiği, yan yana gelirseniz yanarsınız dediği gençler olarak birlikte yürüyoruz. Eşitlik için, özgürlük için, adalet için, mücadele için, dayanışma için egemenlerin bin yıllardır kanattığı yaralarımızı sarmak için bir araya geliyoruz. Patron tarafından çalınan emeğimizi çaldırmayacağız, demek için bir araya geliyoruz. Halkları halklara düşman etmek isteyenlere dur demek için bir araya geliyoruz. Her gün emperyalist tekellerce sömürülmek, talan edilmek istenen doğamız için bir araya geliyoruz. Kendi toprağımızda halklar için, insanlık için, doğa için üreteceğim demek için bir araya geliyoruz.”

“Bizler için çok anlamlı bir gün bugün”
HDK Eş Genel Sözcüsü İdil Uğurlu da devrimci önderleri anarak sözlerine başladı. Tüm faşist baskılara rağmen bir arada yürüme inadının heyecan ve umut verdiğini söyleyen Uğurlu, “Bizler için çok anlamlı bir gün bugün. Bugün Seyit Rıza’nın ve yol arkadaşlarının Elazığ Buğday Pazarı’nda katledildiği gün. İttiat ve Terakki Cemiyeti zihniyetinin Ermenileri, Süryanileri, Müslüman olmadığı kesimleri katlettikten sonra sıra bu toprakların kadim halkları Kürtlere gelmişti. Elinden gelen her türlü politikayı, aygıtları kullandı ve hala kullanmaya devam ediyor” diye konuştu.
Devletin yazdığı resmi tarih ve direnenlerin yazdığı tarih olmak üzere iki tarihin var olduğuna dikkat çeken Uğurlu, egemenlerin dayattığı tarihi kabul etmeyeceklerini, biat kültürüne direneceklerini vurguladı. HDK’nin 40’tan fazla bileşenle Yeni Yaşam’ı örmek için mücadele ettiklerini, kararlılıkla yürüyeceklerini söyledi. Uğurlu, Gezi ruhunun hala ayakta olduğunu söyledi ve ekledi: “Sizin kararlılığınız, direnişiniz bu düzeni yerle bir edecek.”
“Kurt yalnız olanı, tek olanı kapar” diyen Uğurlu, örgütlü mücadeleyi yükseltmek konusunda ısrarlı olduklarının altını çizdi.

“Acıyı Bal Eyledik”
Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Acıyı Bal Eyledik” dizelerini okuyan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, “Bize zulmü dayattılar, bize ölümü dayattılar. Kentlerimiz yağmalandı. Değer verdiklerimiz, önder bildiklerimiz katledildi. Özel timlerle, akreplerle, tomalarla önlerimizi kestiler. Okullarımızı kapattılar. Bize diz çökmeyi dayatılar. Diz çökmeyenler, ayakta kalanlar, direnenler merhaba” dedi.
Sefaleti, ötekileştirmeyi, teslim olmayı, çürümeyi, ses çıkarmamayı dayattıklarını, uysal bir gençlik yaratmak istendiğinin altını çizen Piroğlu, tüm saldırılara karşı direnenleri selamladı. “İktidar bütün gücünü, bizim dağınıklığımızdan, örgütsüzlüğümüzden alıyor” diyen Piroğlu, yerin altından gelen deprem sesleri gibi öfke seslerinin geldiğin vurguladı.
Devrimcilerin, sosyalistlerin, yurtseverlerin devletin tüm zulmüne, ajanlaştırma dayatmalarına karşı zindanlarda, dağlarda, kentlerde direnişi yükselttiğine dikkat çeken Piroğlu, şöyle devam etti: “Biz, bize teslimiyeti dayatanlara, biz bize cehennemi dayatanlara Rojava’da çok çıplak bir cevap verdik. Kobanê’nin düşmesini bekleyenler, Rojava’nın teslim olmasını bekleyenler orada birleşik mücadelenin neye mal olduğunu, onlara nasıl bir ders verdiğini acı deneyimlerle öğrendiler; diz çökmedik, teslim olmadık!”
Direniş geleneğini sürdüren gençliğin iradesini selamlayan Piroğlu, “Burada ortaya konulan iradenin bu ülkenin bütün ezilenleri tarafından tekrar ve tekrar ortaya konmasıdır. Birleşerek, omuz omuza gelerek bu iktidarı durdurabiliriz. Bizim teslim olduğumuzu teslim olduğumuzu, korktuğumuzu sananlar buraya baksınlar ve yükselen sese kulak versinler; vardık, varız, var olacağız” dedi.
Piroğlu’nun konuşması, “Vardık, varız varolacağız”, “Yaşasın birleşik mücadelemiz”, “Rojava’da düşene dövüşene bin selam” sloganlarıyla karşılandı.

“Karanlığı mutlaka yok edeceğiz”
HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut da tüm sözlerin pratiğinin bu salonda olduğunu işaret etti. Bulut, “Bunca zamandır yürütülen her mücadele, her deneyim HDP’nin yolları içerisinde buluştu. Birlikte mücadelenin sonunun nereye varacağını Rojava’da gördük. Birlikte mücadele edersek faşizmin nasıl yok olacağını bu topraklarda gördük” diye konuştu.
Devrim ve sosyalizm şehitlerini anan, tutsakları selamlayan Bulut, “Bu sorumluluğu hayata geçirmek zorunda olan nesiliz. Bizden sonraki neslin aynı zorlukları yaşamaması için mücadeleyi büyütmek ve yükseltmek zorundayız. Üzerimizdeki bu kara toprağı atacak olan da tam da bu dönemdir. Karanlık üzerimize çullanabilir ama her zaman direnen nesiller vardır. Bizler var olacağız. Her konuşmamızı ‘mutlaka kazanacağız’ diye bitiriyoruz” dedi.
Kadın hareketinin gençlik örgütlerinden feyz aldığını kaydeden Bulut, “Genç kadınların sayısının artması ve alanda yan yana olmak bize güç veriyor. Dışarıdaki o karanlık her zaman korkar. Bu tür iktidarlar değişimi asla istemez. Ama değişimin her zaman gerekli olduğunu ve mücadelenin her zaman kesintisiz yürüteceğini bilen bu yüzler, devrimci birleşik mücadeleyi hak ettiği yere getirerek, karanlığı mutlaka yok edeceğiz. Bu bizim son sözümüzdür, birlikte gençlerle bu düzeni değiştirecek olan da biziz. Sorunumuz sistem sorunudur. Sistemi değiştirecek olan da buradaki inançlı yapıdır” ifadelerini kullandı.

“Siz isyan sancağını yükseltenlerin kuşağındansınız”
Araştırmacı, yazar Temel Demirer, bugün doğum günü olan devrimci önder Sinan Cemgil’in ruhunun salonda yaşadığını söyledi. “Ben hep Dev-Lis’liyim ben hep Dev-Genç’liyim” diyen Temirer, “Sizler X kuşağı mı, Y kuşağımı o aptal tartışmaların muhatapları değilsiniz. Sizin bir kuşağınız var. Siz isyan sancağını yükseltenlerin kuşağındansınız. Şimdi bu coğrafyada bir şey daha yapacağız, yeniden yapacağız. Elelele tutuşacağız, karanlıkların üstüne doğru yürüyeceğiz” dedi.
Cervantes’in ünlü eseri Don Kişot’un kahramanı Hidalgo’nun Yel Değirmenleri’ne karşı mücadelesini hatırlatan Temirer, “Diz çökmeyeceğiz sözünü unutmayın, bizimkileri unutmayın, can verenleri unutmayın. Özgür olmak sorumluluk sahibi olmaktır. Siz özgür gençlersiniz bu coğrafyadan, Kürtlerden, Alevilerden, kadınlardan, ötekileştirilenlerden sorumlusunuz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından kısa bir sinevizyon gösteriminin yapıldı. Etkinlik daha sonra panel, serbest kürsü ve müzik dinletisi şeklinde devam etti.









