
Hayattayız Nihayet – İlhan Sami Çomak
İlhan Sami Çomak’ın yeni şiir kitabı Hayattayız Nihayet “Çünkü götür beni buradan, çok şey gördüm” dizesiyle başlıyor; “özgürlük” şiirinde bir yere taşınmanın ya da gitmenin adımlarını sorguluyor şair. Kitap “Çok susadım” şiiriyle ve “Hayat seni çok seviyorum!” dizesiyle bitiyor.
Sevdiği hayata ses gönderiyor duvarların ardından şair. Nicedir yazdıklarını içeriden bize ulaştıran İlhan Sami Çomak, şiirin olanaklarıyla hapishaneden sözcüklerle adeta firar ediyor. Yan yana gelmemiş sözcükleri duvarların gölgeli güneşinde büyüterek şiire dönüştüren bir duyarlığın yeni şiirleri bir araya geliyor Hayattayız Nihayet kitabında. Daha önceki şiirlerine akran, akraba, sırdaş ama bir o kadar da yeniliğe açık, denemekten korkmayan ve ısrarla yatağını değiştirmek için uğraşan bir ırmağın delişmenliği hakim şiirlere. Bir şairi hapiste tutmak güç elbette. Aşkın ve özlemin, zamanın ve çocukluğun coşkun seli hayata yeni sorular ve anlam katmak için yoruyor dizeleri.
Kitabın tanıtım bölümünden
Künye: Hayattayız Nihayet, Yazar: İlhan Sami Çomak
Manos Yayınları

Sanatçının Kendine Yolculuğu – Nilüfer Erdem Güngörmüş
“Psikanaliz tedavisi sağlıklı ve patolojik durumları birbirinden ayıran sınırların aslında zannedildiği gibi keskin olmadığı ve birinden diğerine geçişin mümkün olduğu fikri üzerine kuruludur. Analizdeki kişinin kendisinin de fark edeceği gibi tedavi olmakla kendini tanımak, kendi ruhsallığının derinliklerini kavramak ayrılmaz şekilde iç içe ilerler. Günümüzün en şanslı bireylerinin sanatçılar olduğu söylenebilir, çünkü onların kendi karanlıklarını emanet edebilecekleri emniyetli ve çok zengin potansiyellere sahip bir yer vardır: Sanat yaratısının gerçekleştirildiği alan.
“Zaten birçok sanatçı da bunun farkındadır: Eserlerini yaratırken kendi içlerinde de bir dönüşümün gerçekleştiğini biliyorlar ve sanatları aracılığıyla kendi karanlıklarına dalıp, içsel bir yolculuğu tamamlayıp kendi derinliklerinden hakikati nasıl bulup çıkardıklarını anlatıyorlar bize.
“Tıpkı psikanaliz tedavisinde olduğu gibi sanatsal yaratıcılıkta da esas olan bireysel süreçlerin tekilliği ve biricikliğidir. Farklı tarihlerde kaleme aldığım ve Hermann Melville’den Henry Bauchau’ya, Sevim Burak’tan Selma Gürbüz’e, Alvin Lucier’den Mehmed Siyah Kalem’e farklı ressam, yönetmen, besteci ve edebiyatçıların eserlerine odaklanan bu denemeler, sanatsal yaratıcılıkla psikanalitik düşüncenin kesiştiği noktalardan doğan bu tür tekil örnekler getirmeyi amaçlıyor.”
Nilüfer E. Güngörmüş
Kitabın tanıtım bölümünden
Künye: Sanatçının Kendine Yolculuğu, Yazar: Nilüfer Erdem Güngörmüş
Metis Yayınları, 144 Sayfa

Çitlerin Olmadığı…- Bir Ölüm Orucu Direnişinin Güncesi – Lale Çolak
Türkiye’de cezaevlerinin tarihi baskı ve zor kadar direnişlerin de tarihidir. 2000’de gerçekleşen 19 Aralık Katliamı ve Ölüm Orucu Direnişi bu iki dünyanın kıyasıya çarpıştığı, sonuçları ve etkileri bugüne dek uzanan belirleyici bir tarihsel kesit; Lale Çolak ise insanca bir yaşam için bedenini ölüm olasılığının üzerine kararlılıkla süren onlarca devrimciden biridir.
Kavgasının şehri İstanbul sokaklarını zihinsel yolculuklarla tabana kuvvet adımlayan, çiçeklerin kokusunu, gökkuşağının tüm renklerini sansürlenmiş sayfalara bezeyerek şehirden şehre ulaştıran, bilime, edebiyata, müziğe ama ille de şiire tutkun, yaşama ölesiye bağlı bu genç kadının mektupları, ceberrut zihniyetin neyden korktuğunun da cevabını veriyor. İdeallerinden kuşku duymayan, kararlı, inatçı ama bir o kadar da neşeli, mavracı, öğrenmeye ve öğretmeye olan sonsuz merakıyla Lale Çolak; fiziki koşullarının çok ötesinde, zamanları, duvarları, sınırları aşan, Çitlerin Olmadığı bir dünya düşünün bitimsiz ufkunu yansıttığı satırlarıyla en karanlık zihinlerde dahi güneş açtırıyor.
Ümraniye Cezaevi’nde yaşadığı operasyonun ardından önce Açlık Grevi sonrasında ise Ölüm Orucu Direnişi’nin sıra neferlerinden Lale Çolak’ın neredeyse yaşamını yitirdiği güne kadar kaleme aldıkları, gündelik yaşamlarının detaylarıyla, andığı isimlerle, yaşamını, bazen de belleğini yitirenlerle aynı zamanda direnişin ayrıntılı bir kroniği niteliği taşıyor. Hücrelere sokularak sesleri boğulmaya çalışılan “içeridekiler”, fiziki özgürlük yanılsamasıyla hücreleşmiş yaşamlarında boğulan “dışarıdakilere” yıllar sonra bile soluk aldırıyor.
Kitabın tanıtım bölümünden
Künye: Çitlerin Olmadığı…- Bir Ölüm Orucu Direnişinin Güncesi, Yazar: Lale Çolak
Sel Yayıncılık, 280 Sayfa










