
Yadigar Aygün / İstanbul
Sağlık emekçileri artan geçim pahalılığı ve ekonomik kriz nedeniyle geçimini sağlamakta zorlanıyor. Sağlık emekçileri, kötü çalışma koşullarında, ağır işlerde uzun saatlerce çalışmalarına rağmen kira, fatura ve gıda ihtiyaçlarını sağlamakta zorlanıyor. SES Şişli Şube Eş Başkanı Abuzer Aslan ile sağlık emekçilerinin yaşadığı ekonomik sorunları, iş yerlerindeki sorunları ve özlük hakları sorunlarını konuştuk.
Sağlık emekçileri açlığa sefalete mahkum ediliyor
Ekonomik krizin giderek derinleştiğine dikkati çeken Aslan, sağlık emekçilerinin geçim zorluğu ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Aslan, sağlıkçıların yaşadığı sorunları şu sözler ile açıkladı; “Sağlık emekçileri olarak hem ekonomik hem özlük haklarımız hem de yöneticilerimizden baskı ve mobbing konusunda sorun yaşıyoruz. İstanbul’da uygun kiralık ev bulamıyoruz. Şu an maaşlarımızın yarısını kiraya veriyoruz. Baltalimanı’nda çalışan bir arkadaşımız kiralık ev bulamıyor. İş yerine çok uzak ilçelerde yaşamak zorunda kalıyor. 2 ya da 3 araç değiştiriyor. İşe geç kaldığında yöneticilerin baskısı ve mobbingi ile karşılaşıyor. İstanbul, İzmir Çeşme, Muğla, Antalya gibi tatil beldelerinde sağlıkçılar çalışmak istemiyor. Oraların ismini dahi duymak istemiyor. Artık kiralar fahiş fiyatlarda. Çeşme’de 1000 dolar kira isteniyor. Sağlıkçıların maaşlarından fazla kiralar isteniyor. Sorunlarımız had safhada. ENAG, yüzde 108 enflasyon oranı açıklarken TÜİK enflasyonun 3’te birini açıkladı. Matematiğin bu kadar yanıldığını bu kadar ayaklar altına alındığını hiçbir zaman görmemiştik. TÜİK’in enflasyon oranına göre maaşlarımıza zam yapılıyor. TÜİK verileri gerçeği yansıtmıyor. Alım gücü düzeltilmelidir. Yüzde 17 zam yapmak kaşıkla verip kepçe ile almaktır” dedi.
Uzun saatlerce ağır çalışma koşullarında çalıştırılıyorlar
Sağlık emekçilerinin ağır, kötü çalışma koşullarında uzun saatlerce çalıştığını belirten Aslan, “İş yerimizde az personel ile çok iş yapıyoruz. Ataması yapılmayan yüz binlerce sağlıkçı varken biz az kişiyle çok işi yapıyoruz. Acillerde, yoğun bakımlarda, servislerde 3 kişinin yapması gereken işi bir kişi yapıyoruz. Bunu yaparken ayrıca yöneticilerin kaprisleri ile karşılaşıyoruz. Liyakatsiz yöneticiler başımızda olduğu sürece bu sorunları yaşayacağız. Hem yöneticilerin sağlıkta şiddetine maruz kalıyoruz hem de hasta ve hasta yakınların şiddetine maruz kalıyoruz. Yapılan bir araştırmada sağlıkçıların yüzde 15’i intihar etmeyi düşünüyor. Bu acı verici bir rakam. Bir ay olmadı bir doktor arkadaşımız evinde intihar etti. Sağlıkçıların yaşadığı sorunlar sadece sağlık çalışanlarının sorunu değil. Tüm toplumun sorunu. Kimse bu sorunların çözüm noktasını düşünmüyor. Bir adım atmıyor” diye konuştu.
Sağlık çalışanları sağlık sorunları ile karşı karşıya
Sağlık emekçilerinde kanser vakalarının arttığını ve sağlık sorunları ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Aslan, “Sağlık emekçilerinde kronik uykusuzluk sorunu hakim. Sağlıkçılar nöbetten çıkıyor nöbete gidiyor. Düzensiz bir çalışma hayatı var. Genç sağlık çalışanlarında sağlık sorunları çıkmaya başladı. En fazla sorun sağlık çalışanlarında çıkmaya başladı. Sağlık emekçilerinde kanser vakaları artmaya başladı. Antidepresan ilaçlarının kullanımında en fazla sağlık çalışanları oluşturuyor. Psikolojik olarak, ruhen çöküntü yaşıyoruz. Bedenen çöküntü yaşıyoruz. Bedenen ve ruhen biz sağlık sunmaya çalışırken biz sağlıkçılar bedenen ve ruhen sağlığımızı kaybediyoruz. Bu açıdan çok ciddi sorunlarımız var. Sağlıkçılar çok aşırı yorgun düşüyorlar. Bu nöbetlerimiz 24 saat sürüyor. Nöbetten çıkıp eve gitmek isterken uykusuzluktan trafik kazası ve motor kazaları yaşanıyor. Uykuda kalıp kaç durak sonra inen çalışanlar oluyor. Bir insana haddinden fazla iş verip 3 kişinin işini bir kişiye yaptırırsanız iş kazaları yaşanıyor” dedi.
Sağlıktaki sorunları nedeni AKP’dir
Aslan, sağlıkta yaşanan sorunlarının kaynağının nedeninin AKP’nin sağlık politikalarından kaynaklı olduğunu vurguladı. Aslan, “Biz yaşatmak isterken yaşamımıza son veriyoruz. Bu sorunlar nasıl oluştu? ‘Sağlık Dönüşüm Programı’ ile sağlıkta performans sağlıkçıya ölüm demektir. Sağlıkta performans olmaz. Bir doktorun bir hastaya bakma süresi en az 20 dakika olması gerekirken 5 dakikaya düşürdüğünüzde hem hekimi yıpratmış olursunuz hem de hastayı muayene etmeden hastane hastane dolaştırmış olursunuz. Hasta hastalığına çare bulmaz. Bu sağlık sistemin çöküşüdür. Aile hekimliği getirilerek asıl birinci sıradaki koruyucu sağlık hizmetini yok edip tamamen doktorun reçete yazıp eğitim araştırma hastanelerine göndermek oldu. Oradaki arkadaşlarımızda huzursuz. Yeterince teknik ekipman ve malzeme olmadığını biliyoruz. Gebe izlemelerini yeterince yapamadığını aşılama oranlarının çok düştüğünü biliyoruz. Aşılama oranı düşünce karşımıza kızamık hastalığı çıkıyor” diye belirtti.
Sağlık ticarethaneye dönüştü
Sağlık hizmetinin ticarethaneye dönüştürüldüğüne dikkat çeken Aslan, hastaların birer müşteri olarak görüldüğünün altını çizdi. Aslan, “Sağlık sisteminin tamamen özelleştirildiği kamu sağlık hizmetinin terk edildiği tedavi edici sağlık hizmetine gitme birilerine para kazandırmaya yönelik olduğu için bu sorunlar sıkıntılar sağlık politikalarından kaynaklıdır. İktidarın bize dayattığı sağlık politikaları bu sorunların nedenidir. Sağlık ticarethaneye dönüştü. Hastaneler hastane olmaktan çıktı bir ticarethaneye dönüştü. Sağlık çalışanları ücretli köle oldu. Hastalarda müşteri gözüyle bakılıyor” diye konuştu.
Çözüm üretilmelidir
Bir an önce sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğinin altını çizen Aslan, çözüm önlerini şu sözler ile sıraladı; “Aile hekimliği sistemini terk edip eski sağlık ocağı sisteminde şoförün psikoloğun olduğu ebe hemşire diş hekimi gibi birinci basamak hizmetleri güçlendirmek gerekiyor. 2 basamak hastanelere gitmek için set zinciri oluşturması gerekiyor. Elini kolunu sallayan her yere gitmemelidir. Bir an önce hasta tedavi sürelerinin uzatılması gerekiyor. Gelen hasta hekimle vakit geçirebilmelidir. Tüccar kafasıyla çalışılmamalıdır. Kamucu temel koruyucu sağlık hizmeti güçlendirilmelidir. Birinci, ikinci, üçüncü basamak hastanelerde sevklerin oluşturulması gerekiyor. Hastanelerin kesinlikle özel ortakları olmamalıdır. Performans ve teşvik sistemi hemen kaldırılmalıdır. Yoksulluk sınırının üzerinde hak ettiğimiz insanca yaşayabileceğimiz ücretler istiyoruz. Sağlık emekçilerini açlık ve sefalete mahkum edilmemelidir. Sağlıkta şiddete son verilmelidir. Kafamızda kırılan mermerler, vücudumuza sıkılan mermiler, bedenimizde ki bıçaklar, iktidarın yapmış olduğu politikalar nedenindendir. İktidarın dili sağlıkta şiddeti artırıyor” dedi.






