CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Haziran’da gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili seçimlerinin ardından değerlendirmelerde bulundu.
Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP’lileri tehdidi ve CHP’lilerin şehit cenazelerine alınmaması talimatına ilişkin olarak, “Süleyman Soylu bunu kendisi mi söyledi yoksa Soylu’ya birileri mi söyletti? Birileri Soylu’ya söylettiyse, bu bir kaos planının Türkiye’de bir iç çatışma planının ilk adımıdır” dedi.
Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:
Soylu’nun sözleri: Soylu’yu çok ciddiye almıyoruz, ciddiye alınacak bir Bakan değil zaten. Güvenliği sağlaması gereken bir Bakan’ın kışkırtıcılık yapması başlı başına bir felaket. Asıl üzerinde durulması gereken nokta o. İki; Süleyman Soylu bunu kendisi mi söyledi yoksa Soylu’ya birileri mi söyletti? Birileri Soylu’ya söylettiyse, bu bir kaos planının Türkiye’de bir iç çatışma planının ilk adımıdır. Bu hem FETÖ’ye hem PKK’ye yarar. Bu söylem PKK’ye hizmet söylemidir. 35 yıldır PKK’nin ayrıştıramadığı, bölemediği bir toplumu Soylu bölmek, ayrıştırmak istiyor. Açıkça Soylu PKK’ye hizmet ediyor. Soylu kullanılıyor. Geçmiş siyasal birikimine bakınca kullanılmaya müsait bir kişi. Çıkar peşinde koşan bir isim. Bu söylemle kendisine yeni bir alan açabilir mi arayışında olan bir isim. Dolayısıyla Soylu’nun değil ama Soylu’ya bu cümleleri kurdurtan kimdir, asıl onun üzerinde durmak gerekiyor.
Seçim gecesi silahlı şahıslar: Seçim gecesi, kadınların da olduğu bir grubun ellerinde silahlarla ateş etmesi, kendilerine göre bir zafer kutlamasını silah atışıyla gerçekleştirmek istemeleri vahim bir tablo. Bu tabloya yaşandığı andan itibaren güvenlik güçlerinin müdahale etmesi lazım. Dikkat ederseniz güvenlik güçleri bir gün sonra, olay medyaya düşünce harekete geçtiler. Bunun da üzerinde durmak gerekiyor. Bu konuda ayrıntılı bir bilgiye toplumun ihtiyacı var. Bu bilgiyi Soylu veremez. Çünkü o yönetim gücüne sahip değil. Onun arkasındaki zembereği kuran adamı bulmak lazım.
Meclis’te yeni tablo: Parlamentoda ikili bir yapı var zaten. Önce parlamentoda Ak Parti çoğunluğunu kaybetti. Dolayısıyla zorunlu bir işbirliği sonucu çıktı ortaya. Bu sonuçta Ak Parti, MHP ile yoluna devam edecek. Bizim gördüğümüz tablo o. Nitekim MHP cumhurbaşkanı adayı çıkarmadı, Meclis Başkanı adayı da çıkarmayacak. Böylece Ak Parti’nin beklentilerini bir anlamda yerine getirmiş olacak. Komisyonlarda çoğunluğunu kaybetti, dolayısıyla komisyonlardaki yapı da bir anlamda değişmiş olacak. Teknik komisyonlarda yasalar görüşülürken yine Ak Parti ile MHP’nin işbirliği büyük ihtimalle devam edecek. Diğer partiler de Türkiye’nin lehineyse zaten sorun yok, destek verirler, eğer Türkiye’nin aleyhine ise kendi dünyaya bakışları açısından muhalefet edeceklerdir. Dolayısıyla ben Ak Parti’nin geçmiş yasama dönemlerindeki rahatlığını bulamayacağını görüyorum. İkincisi Cumhurbaşkanlığı. Erdoğan, partisi yüzde 42 aldı, kendisi MHP’nin desteği ile yüzde 52’lik bir çizgiyi yakaladı. Yüzde 52 Erdoğan’ın çok da rahat hareket edebileceği bir süreci ortaya koymuyor, parlamento çoğunluğunu kaybetmesi nedeniyle. Orada da kararnameler düzeyinde yapacağı düzenlemeleri dikkate almak zorundadır. Parlamentodaki yapıyı dikkate alarak o kararnameleri şekillendirecek, sonuçlandıracak ve o çerçevede kamuoyu ile paylaşacaktır. Öncelikle bakılması gereken konu Erdoğan’ın nasıl bir Bakanlar Kurulu ve yardımcılar tayin edeceği, bu önemli. Parlameto içinden mi, dışından mı veya hem parlamento içinden hem parlamento dışından görevlendireceği bakan ve başkan yardımcıları Erdoğan’ın ne yapmak istediğini toplumun önüne koyacaktır.
Koalisyon: Erdoğan’ın bir koalisyon yapmaya ihtiyacı var. Bu MHP-AKP koalisyonu mu olacak yoksa daha geniş bir siyasal tabanı mı oluşturacak ona bakmak gerekiyor. O geniş bir siyasal tabanı oluşturma düşüncesi “Tamam seçildim ama sadece MHP ile değil daha geniş bir siyasal taban oluşturdum. Dolayısıyla toplumun her kesimini kucaklayacak bir düşünce ile yola çıkıyorum” mesajı da vermek isteyebilir Erdoğan. Erdoğan bu çalışmayı MHP’nin olurunu almadan sonuçlandıramaz. Erdoğan’ın bağımsız iradesi artık yoktur, çünkü hem başkan yardımcılarını hem kabineyi oluştururken MHP’nin yüzde 100 onayını olmak zorundadır.
Yerel seçimler: Bu sonuçlar yerel seçimlerde bize umut vaat ediyor. Benim ilk gördüğüm tablo yerel seçimlerde iyi sonuç alacağız. Daha önce söylediğim Ankara, İstanbul, Denizli, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana’yı alabiliriz. Burada bir tereddüdüm yok benim. Adayları anketler yaparak belirleyeceğiz. Milletvekilleri listeleri ile yerel yönetim adayları arasında fark var. Milletvekili adaylığında vatandaş daha çok partisine oy veriyor. Yerel yönetimlerde bu tablo değişiyor. Belediye başkanından memnunsa, gidip belediye başkanına veriyor. Veya adayın bir başarısını görmüşse, yaklaşımı sıcak mesaj vermişse, onu bire bir etkiliyorsa oyunu ona verebiliyor. Birinci yapacağımız şey, yerel yönetim adaylarını olabildiğince erken belirleyip kamuoyuna paylaşmak. YSK takvimini beklemeden “Belediye başkanı adayımız budur, git kardeşim çalış” diyeceğiz.





