Connect with us

Editörün Seçtikleri

Suratlar Farklı da Olsa Ayna Tek ve Aynıdır

Dün Meral Akşener, bugün Kılıçdaroğlu geniş kitlelerin talep ve heyecanını yıkarak Erdoğan’ın iktidara çıkmasına alet oldu, olacak. Aynadaki sima/suratlar değişiyor ama ayna tek ve aynıdır. Gölgeler nasıl dizayn ediyorsa, burjuva siyaset öyle biçimleniyor. Halkın sorun, istem ve talepleri halk güçlerine kalıyor. Halk düşmanlarının halkı umursaması beklenemez.

yazı

Siyasi gelişmeler bağlantılarından, stratejik plan ve arka yüzlerinden, sistematik işleyiş ve gelişim dizininden bağımsız açıklanamazlar. Her gelişme diğer sebeplerle bağıntılı olarak ve neden-sonuç ilişkisi içinde açıklanabilir. Hiçbir olay ve olgu tek başına ele alınıp açıklanamaz. Her gelişme başka gelişmelerle bağlantılı gerçekleşir. Gelişmeler arasında sıkı sıkıya ve koparılamaz bir bağ vardır. Özellikle küresel emperyalist sistem altında bu diyalektik çok daha keskin ve berrak biçimde cereyan eder. Emperyalist gericiliğe bakmadan onun yerel uzantı ve türevi iktidarlarda vuku eden gelişmeler anlaşılamaz, izah edilemezler…

Emperyalist dünya sistemi altında yaşanan bütün toplumsal gelişmeler evrensel ve özel (ulusal ve uluslararası) olmak üzere iki nitelik taşırlar. Lakin emperyalist gericiliğin damgasını vurarak tayin ettiği evrensel özellik, ulusal özelliğe göre çok daha baskın ve her bakımdan belirleyicidir. Zira emperyalist barbarlık dünya sistemi düzeyinde örgütlü olup sistemi elinde tutmakta, savaş-işgal-ilhak saldırganlığı maharetiyle kurduğu küresel hakimiyet ve nüfuz sayesinde bütün gerici iktidarı kontrol edip siyasi olarak dizayn etmektedir. Bu bağlamda, sistemi elinde tutan emperyalist güçler arasında yaşanan her gelişme doğrudan bağımlı iktidarlara aktarılmakta, buralarda yankı bulmaktadır.

Örneğin, ABD’nin savaştığı bir durumda ‘’TC’’nin savaşı gündemine almaması veya onun bir parçası olmaması düşünülemez. Ve elbette bu bir rastlantı değildir. Bilakis bu etkileşim, ‘’dünyanın küçük köye dönüştüğü’’ esprisiyle kastedilen gerçekte karşılık bulduğu kadar, esasta ‘’TC’’ devleti gibi ülkelerdeki iktidarların emperyalizme bağımlı komprador kliklerden teşekkül olması gerçeğidir. Daha açığı, ‘’TC’’ gibi bağımlı ülkelerde işbaşında olan iktidarlar belli boyutuyla ulusal özellik taşısa da esası itibarıyla ABD vb. gibi emperyalist haydutların iktidarı niteliğindedir. Dolayısıyla, emperyalist haydutlar arasında yaşanan gelişmeler nasıl ki yerel/yerli iktidarları doğrudan etkiliyor, aynı biçimde yerel iktidarlarda cereyan eden gelişmeler de emperyalist güçleri etkiliyor. Bunun için kendilerine bağımlı iktidarların iktidardan düşme tehlikesi gündeme geldiğinde, emperyalist müdahale farklı biçimlerde olmak kaydıyla derhal devreye girmektedir…

Somut olarak, Erdoğan sulta iktidarı alenen ABD emperyalizmim ve mevcutta Trump’tan destek alıp ayakta dururken, CHP ise Alman emperyalizmi başta olmak üzere AB’li emperyalistlerce desteklenmektedir. Buradan hareketle, ABD emperyalizmi ile AB’li emperyalistler arasındaki güç dengesi ‘’TC’’deki iktidar-muhalefet dengesini belirliyor. Ve yine iki emperyalist güç arasındaki çatışma, ‘’TC’’de iktidar-muhalefet çatışması biçiminde sahne bulmaktadır. Yani, iktidar-muhalefet arası her çatışma aynı zamanda bu komprador kliklerin efendisi olan emperyalist güçler arası çatışmadır. Tıpkı, emperyalist güçler arasında yaşanan çatışmanın yerel iktidarlara yansıması gibi…

Kısacası, Erdoğan sulta iktidarı ile CHP eksenli muhalefet arasında yaşanan iktidar merkezli çatışma adı geçen emperyalist güçlerden bağımsız değildir. Erdoğan-AKP/MHP iktidarı da CHP muhalefeti de daha iyi hizmet etme ve ‘’kime hizmet etme’’ yarışı içindedir, çatışmalarının ana kaynağı budur. İktidar pastasından nemalanma ise bundan sonra gelen ikincil sebeptir. Çünkü bağımlı iktidarlar katında emperyalist güçlerin menfaat ve çıkarları esastır…

Gölge Devlet Siyaseti Dizayn Etmektedir

CHP şahsında ya da içinde yaşanan gelişmeler aslen üstte işaret ettiğimiz gerçeklik ve zeminden bağımsız değildir. Emperyalist güçler iktidarı belirlerken, devletin görünmeyen yüzü karanlık gölgeler ise siyaseti dizayn ederek müdahalede bulunmakta, emperyalist güçlerin iktidar hesaplarına hizmet etmektedir… CHP’de yaşanan gelişmelerin bir tablosu budur…

İkinci tablo ise, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle başlayan, güçler ayrımının ortadan kaldırılarak Erdoğan’a verilmesiyle zıvanadan çıkan ve Anayasa Mahkemesi dahil, imza atılmış uluslararası anlaşma ve hukuku tanımama biçiminde keyfiyetçi yönetime zirve yaptıran süreçle başlar ki bu süreç, seçmen iradesinin hiçe sayılarak seçimlerin yenilenmesi ve seçilmişleri görevden alıp kayyumlar atarak Kürt ulusunun demokratik iradesinin çiğnenmesi ve dokunulmazlıkların kaldırılmasına tanık olurken, Erdoğan’ın yargı bağımsızlığını rafa kaldırıp kendi yargısı olarak siyasallaştırarak ‘’sessiz devrimini’’ derinleştirme yolunda ülkeyi açık hapishane çeviren dalgasal tutuklamalar ve Kürt ulusuna dönük kanlı katliamlar yapma pahasına açık faşizm uygulayarak adımlar attığı, Kemalist kliğin tasfiyesi ve devletin yeniden yapılandırılması göreviyle Genel Kurmay başkanını terör örgütü yöneticiliğinden tutuklayıp yargılayan ve bir dizi kuvvet komutanını hapsederek yargılayan cüretle radikal eylemlerde bulunduğu kapsamlı bir süreçtir… İşte bugün CHP ile yaşanan ve CHP içinde yaşatılan ya da yaşanan gelişmelerin arka planını oluşturan ikinci tablo budur…

Mutlak Butlan Kararı ve CHP İçindeki Kaos

Yukarıdaki iki tablonun ürünü veya tutarlı sonucu olarak ve bu tablolardaki gelişmelerle döşenip zemini hazırlanan hedefler, bugün CHP’nin İBB başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu ve onlarca belediye başkanının tutuklanması, belediyelerin iktidarın siyasallaştırdığı yargı silahıyla gasp edilmeleri, ‘’ya hapse ya AKP’ye geçme’’ biçimindeki iktidar baskısıyla istifaya zorlanmaları veya AKP’ye transfer edilmeleri biçimindeki gelişmelerle hayata geçirilirken, son halkalardan biri olan mutlak butlan kararı ile CHP büyük bir kriz ve kaosa atılmış, hedeflenen proje başarıyla yürütülmüştür…

Kuşkusuz ki CHP, AKP/MHP iktidarının baskı, operasyon ve oyunlarına karşı büyük bir direnç, kendisince başarılı bir direniş göstermiştir. Bu muhalefetiyle oylarını büyütmüş, erime sürecine giren Erdoğan kültü ve sulta iktidarı karşısında üstünlük elde ederek iktidar adayı haline gelmiştir. Bu durum Erdoğan ve sulta iktidarının CHP’ye dönük tasfiye hareketini komplolarla, şantajlarla, yargı silahıyla derinleştirmeye yol açmıştır. Her şeye rağmen oy potansiyelini büyüterek iktidara gelme tehdidine dönüşen CHP, tutuklanmalar, yargılamalar ve belediyelerin gasp edilmesi süreciyle hırpalanmış ama iktidar tehdidi olmaktan çıkarılamamıştır. Nitekim mutlak butlan kararıyla derin bir kaosa sürüklenmiş, buna paralel Özgür Özel dahil olmak üzere bir dizi CHP’li vekilin fezlekeleri gündemleştirilerek dokunulmazlıklarının kaldırılarak tutuklanıp hapsedilmelerinin adımları atılmıştır…

CHP tüzel kişiliği, temsiliyet hakkı ve parti başkanlığı butlan kararıyla tedbiri olarak Kılıçdaroğlu’na verilmiştir. Bu durum, Erdoğan sulta iktidarına karşı muhalefet yürüten Özgür Özel ve başkanlığındaki CHP’nin, bir de kendi içinde Kılıçdaroğlu ekibine karşı muhalefet etmekle yüz-yüze getirmiştir. Özgür Özel ve ekibi gerekli delege imzası toplayarak CHP tüzüğüne uygun olarak olağan üstü kurultay talebinde ve çağrısında bulunsa da, kaosu sürdürmekte kararlı olan Kılıçdaroğlu ve ekibi tüzüğe aykırı davranarak kurultayı gerçekleştirmeme kararlılığını sürdürmektedir… CHP tüzel kişiliği ve temsiliyet hakkını almak için Kılıçdaroğlu’na tüzük işleyişi ve CHP’nin tabanı üzerinden baskı uygulamaya çalışan Özel, gelinen aşamada CHP’den kopmanın kaçınılmaz olduğunu görmüş, yeni partinin işaretini vermiştir. Yeni parti bu sürecin bir biçimiyle sonuçlanacağı adım olacaktır. Özel ve ekibinin yeni partiyle birlikte ciddi gelişmeler göstermesi tamamen mümkündür. Geniş kitle ve parti tabanındaki destek giderek büyümekte, kurulacak yeni partinin gelişerek büyümesini olanaklı kılmaktadır. Kılıçdaroğlu CHP’sinin gelenekçi olarak kendisini sürdürmesi mümkün olsa da büyük destek kaybıyla dar marjinal bir partiye dönüşeceği öngörülebilir… Esas eğilim budur. Ancak Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı röportaj veya kendisiyle röportaj yapılması üzerinde düşünülmesi gereken gelişmedir.

Zira bu röportaj Kılıçdaroğlu lehine bir algının oluşmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla bu röportaj tesadüf olmayabilir… İlgili TV’nin en gözde ve yetkin elemanları Kılıçdaroğlu’nun sözde de olsa demokrasi savunusu karşısında adeta gericileşip çöküş yaşadılar. Kılıçdaroğlu’nu altılı masa ve eski seçim yenilgileri zemininde sorgulamaya çalışan sorular, Kılıçdaroğlu’nun yanıtlarıyla boşa düştü. Kılıçdaroğlu röportajdaki demokrasi savunusu anlamında puan topladı denilebilir. Lakin böyle de olsa Kılıçdaroğlu’nun AKP’nin değirmenine su taşıyan tavrı onun boynuna asılan değirmen taşı olmaya devam edecektir…

Kılıçdaroğlu Haklı mı Haksız mı?

Kılıçdaroğlu iddialarında burjuva siyaset alanında yaşanan kirli siyaseti çıkarlarının müsaade ettiği kadar doğru zeminde ifade etse de rüşvet-yiyicilik karşıtı tavrı bir yere otursa da Erdoğan’ın oyunlarına ortak olma ve ona hizmet eden mecraya girme açısından, Erdoğan’a karşı burjuva muhalefeti zayıflatan bir mecrada konumlanmıştır. Ve elbette CHP’nin bu duruma düşürülerek zayıflatılması, dolayısıyla iktidar adaylığıyla Erdoğan’a oluşturduğu tehdidi baltalaması, AKP-MHP iktidar sultasının elini güçlendirmiştir.

Prensip olarak ve burjuva sınıf gerçeği olarak, bütün düzen partilerinin yolsuzluk, yiyicilik, rüşvet ve rant devşirme gibi kirliliklere bulaştığından bir kuşkumuz olamaz. Hepsi yiyici, rüşvetçi, rantçıdır. Bu burjuvazinin özel mülkiyetçi, para/sermaye düşkünü, bencil ve aç gözlü niteliğinin ürünü, değişmez karakteridir. Bu anlamda CHP belediyelerinde benzer kirliliklerin olması son derece olanaklı, olasıdır. Dolayısıyla, dün Ergenekoncuların yargılanması nesnel gerçeğe yaslanırken, bugün bazı belediyeler şahsında yürütülen soruşturmalar da nesnel bir gerçeğe dayanmaktadır. Fakat bu durumun hangi amaçlarla kullanılıp neye manivela edildiği, bu rüşvet ve yiyiciliği bahane ederek tasfiye etme amacına bağlı siyasi operasyon gerçekleştirdiği işin özünü oluşturur. En önemlisi de kendisinin ve etraf-eşrafının da aynı nitelikte olduğu aşikarken, sadece CHP belediyelerine bu operasyonları yapması, iktidarın niyetini ve siyasi tasfiye operasyonunu kanıtlayarak Erdoğan’ın iktidar amacını ve iki yüzlülüğünü gösterir… İşte Kılıçdaroğlu’nun kullanışlı aptala dönüştüğü veya gölgelerden aldığı görev gereği mevcut CHP yönetimini baltalayarak Erdoğan sulta iktidarına su taşıdığı, kirli oyunun aparatı haline geldiği nokta tam da budur…

Evet Kılıçdaroğlu’nun, CHP belediyelerinde yiyicilik ve rüşvet çarkının döndüğüne dair aldığı tavrı, dolayısıyla bunların tasfiye edilmesi ve arınma sürecini dillendirmesi, burjuva siyaset alanına “dürüst adam” rolü olarak cilalanabilir. Fakat, bu gerçeklik Kılıçdaroğlu’na çok büyük bir itibar sağlamaz. Kılıçdaroğlu, girdiği tavırla, bir; CHP’nin iktidara gelme olasılığını isteyerek ve bilinçli olarak Erdoğan lehine sabote eden rolü oynamakta, CHP’yi muhalefette tutma görevi ve pozisyonunu üstlenmiştir. İki, düşmek üzere olan Erdoğan sulta iktidarına fiilen destek sunup yeniden iktidarda kalmasını sağlamış, sağlamaktadır. Kılıçdaroğlu bu tavrıyla geniş kitlelerde Erdoğan iktidarının düşeceğine dair gelişen istem ve heyecanı yıkmakta, iyimserlik ve morallerini bozmaktadır. Gerçek manada düşecek olan AKP iktidarına kan taşımaktadır. Erdoğan’ın amaç, oyun ve hedeflerine manivela olmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun yaşanan butlan ve akabinde ki gelişmelerin Erdoğan iktidarına yarayacağını bilmemesi, görmemesi olası değildir.

CHP’nin zayıflayarak gerilemesinin Erdoğan-AKP’nin yeniden iktidara geleceği anlamına geldiğini bilmiyor, hesaplamıyor olamaz. Bütün bunlardan hareketle, Kılıçdaroğlu’nun gölgeler (gölge devlet) ve hatta üst akıllar tarafından görevlendirildiği söylenebilir. Bir proje olarak devreye sokulduğu, dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun bunu bile-göre yaptığı söylenebilir. Zira, yaşanan bu durum salt CHP başkanlığı hırsıyla açıklanamaz. Dün Meral Akşener, bugün Kılıçdaroğlu geniş kitlelerin talep ve heyecanını yıkarak Erdoğan’ın iktidara çıkmasına alet oldu, olacak. Aynadaki sima/suratlar değişiyor ama ayna tek ve aynıdır. Gölgeler nasıl dizayn ediyorsa, burjuva siyaset öyle biçimleniyor. Halkın sorun, istem ve talepleri halk güçlerine kalıyor. Halk düşmanlarının halkı umursaması beklenemez.

Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Temmuz-2026 tarihli 62. sayısında yayımlanmıştır.



Temmuz 2026
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 

More in Editörün Seçtikleri