Connect with us

Analiz

Zeynep Hayır yazdı | Cin Yeniden Şişeden Çıkartıldı

Son günlerde Suriye coğrafyasında yaşanan gelişmeler, daha önce geriletilmiş bir karanlığın bilinçli biçimde yeniden sahaya sürüldüğünü göstermektedir. Daha önce yetiştirilen, kullanılan, ihtiyaç kalmadığında kenara çekilen ve Kürt halkının direnişi sayesinde durdurulan aynı araç yani IŞİD bugün yeniden barbarlığın, vahşetin ve karanlığın taşıyıcısı olarak devreye sokulmaktadır.

Yazar/Zeynep Hayır

Kadınlar
ellerini toprağa onurla basar,
yeniden ve yeniden hayatı doğururlar.

Çünkü onlar
insanlığın bütün yaralarını da
yaşamını da taşır
ve dünya
en çok onların sırtında ayakta durur.

Zulüm
en çok onlardan korkar.

Çünkü onlar
hafızanın ta kendisidir.
Direncin, umudun, ışığın
ta kendisidir.

Ve onlar
her daim ışığı
yeniden ve yeniden yaratır,
karanlığın zulmüne
yeniden ve yeniden karşı dururlar.

(Bugün Suriye’de IŞİD zulmüne direnen tüm Kürt kadınlarına ithafen)

Son günlerde Suriye coğrafyasında yaşanan gelişmeler, daha önce geriletilmiş bir karanlığın bilinçli biçimde yeniden sahaya sürüldüğünü göstermektedir. Suriye Demokratik Güçleri üzerinden geliştirilmeye çalışılan yeni istikrarsızlık hattı, Kürt halkına yönelen baskı ve zulmün yeniden örgütlenmesi anlamına gelmektedir. Bu süreç, kendiliğinden ortaya çıkan bir şiddet dalgası değildir.

Daha önce yetiştirilen, kullanılan, ihtiyaç kalmadığında kenara çekilen ve Kürt halkının direnişi sayesinde durdurulan aynı araç yani IŞİD bugün yeniden barbarlığın, vahşetin ve karanlığın taşıyıcısı olarak devreye sokulmaktadır.

Tam da bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada Grönland’ı istediğini açıkça dile getirmiş; dünyayı ve ülkeleri bir şirket gibi yönetme fikrini hiçbir örtüye ihtiyaç duymadan bir kez daha ortaya koymuştur. Emperyalist, talancı ve pervasız bir dil, küresel salonlarda yeniden normalleştirilmiştir. Halklar, topraklar ve yaşamlar çıkar dengeleri üzerinden tarif edilmiştir. Bu dil yeni değildir; emperyalizmin en çıplak ve en saldırgan hâlidir.

Aynı günlerde Suriye’den gelen görüntüler sosyal medyada hızla yayılmaya başlamıştır. Mezarların yıkıldığı, sivillerin hedef alındığı, kadınlara yönelik sistematik şiddetin yeniden görünür hâle geldiği bu görüntüler, barbarlığın geçmişte kalmadığını açıkça ortaya koymuştur. Bu eşzamanlılık tesadüf değildir. Bir yanda dünya şirket mantığıyla yeniden dizayn edilirken, diğer yanda bu düzenin sahadaki en işlevsel araçlarından biri olan IŞİD, vahşetin ve zulmün silahı olarak yeniden sahaya sürülmektedir.

Bu, karanlık ve vahşi bir toplum tahayyülünün yeniden devreye sokulmasıdır. IŞİD, bölgede kendiliğinden ortaya çıkan bir yapı değildir. Emperyalist güçler tarafından yetiştirilmiş, kullanılmış, ihtiyaç kalmadığında kenara çekilmiş ve Kürt halkının direnişi sayesinde büyük ölçüde geriletilmiş bir örgüttür. Bugün yaşananlar, bu yapının yeniden ve bilinçli biçimde sahaya sürülmesidir. Amaç yalnızca askerî dengeleri bozmak değildir; Rojava’da ve Kobani’de inşa edilen toplumsal ve siyasal kazanımları hedef almak, Kürt halkının direncini kırmak ve bölgeyi yeniden yönetilebilir bir kaos alanına çevirmektir.

IŞİD’in varoluş biçimi değişmemiştir. Bu yapının konuştuğu dilin adı zulümdür. Kelimelerle ikna etmeye çalışmaz; anlatmaz, tartışmaz. Yakarak konuşur, yıkarak anlatır, yok ederek kendini var eder. Mezarların hedef alınması, hafıza mekânlarının yok edilmesi, geçmişle bağın koparılmak istenmesi bu zulüm pratiğinin temel unsurlarıdır. Bu bir kontrolsüzlük değil, bilinçli ve sistematik bir yok etme anlayışıdır.

Bu zulmün en yoğun biçimde yöneldiği alan ise kadınlardır. IŞİD ideolojisinde kadın, özne olarak değil, tahakküm altına alınması gereken bir nesne olarak görülür. Kadınlara yönelik kaçırma, alıkoyma, cinsel şiddet ve aşağılamalar münferit değildir; bu şiddet, örgütün ideolojik hattının merkezindedir. Kadın bedeni, korkunun yazıldığı bir alana dönüştürülür. Kadınlara yönelen saldırılar, yalnızca bireylere değil; topluma, hafızaya ve geleceğe yöneliktir.

Bu karanlık yapı, savaşın uzadığı, hukukun askıya alındığı ve cezasızlığın normalleştirildiği koşullarda güç kazanır. Bu nedenle yaşananları kontrolden çıkmış bir şiddet olarak tanımlamak gerçeği gizler. Asıl sorun, bu zulüm pratiğinin uzun süre görmezden gelinmesi ve gerektiğinde yeniden kullanılabilir bir araç olarak elde tutulmasıdır.

IŞİD’in yöneldiği coğrafyanın Kürt halkının yaşadığı bölgeler olması tesadüf değildir. Kürt halkı, tarihsel olarak baskıya rağmen hafızasını koruyan, kimliğini ve yaşam iradesini sürdüren bir toplumsal yapıdır. Bu nedenle hedef alınan yalnızca insanlar değil; bu hafızanın kendisidir. Mezarların yıkılması, kadınların hedef alınması ve korkunun bu coğrafyada yoğunlaştırılması bu stratejinin parçasıdır.

Ancak bu zulüm pratiği her seferinde bir dirençle karşılaşmıştır. Kürt halkının direnişi yalnızca silahlı bir karşı koyuş değildir; hafızayı korumak, yaşamı yeniden kurmak ve korkunun normalleşmesine izin vermemek bu direnişin temel unsurlarıdır. Direngenlik, yıkıma rağmen ayakta kalma iradesidir. Direniş ise zulmün dayattığı anlamı reddetme tutumudur.

Bugün yeniden sahaya sürülen karanlık mutlak bir güç değildir. Daha önce de aynı araç kullanılmış, aynı yöntem denenmiştir. Ve her seferinde bu karanlık, Kürt halkının direnişiyle sınırlandırılmıştır. IŞİD’in ilerleyişi durdurulmuş, yıkımın önü kesilmiş, zulmün etkisi kırılmıştır.

Bu nedenle mesele yalnızca cinin yeniden şişeden çıkartılması değildir. Asıl mesele, onu oraya geri koyacak mücadelenin nasıl verildiğidir. Bu mücadele; hafızayı savunarak, yaşamı koruyarak ve korkuya teslim olmayarak yürütülür. Zulme karşı yükselen her itiraz, bu karanlığı sınırlar. Karanlık mutlak değildir. En küçük bir ışık bile onu deler. En zayıf görünen direnç bile karanlığın yayılmasını durdurur. Rojava’da ve Kobani’de bu defalarca görülmüştür. Bugün de durum farklı değildir.

Cin yeniden şişeden çıkartılmış olabilir. Ancak bu karanlık tanınmaktadır; yöntemleri bilinmektedir. Ve ona karşı nasıl mücadele edileceği de bilinmektedir. Bu nedenle bu karanlık, ne ilk ne de son söz olacaktır. Hayat, her seferinde zulmün karşısına yeniden çıkmayı başaracaktır.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Analiz