
Sınıf mücadelesinde yükselen stratejik güç aracı olarak bilginin önemi anlaşılamadan makalemizin başlığına söz konusu olan sorunun cevabı bulunamayacaktır.
Bilginin sermayeye bağımlılığının nispeten azaldığı ve tabiatıyla ekonomik süreçlerde bağımsız olarak bir kurucu öğeye doğru sürüklendiği bir çağın derinliklerine doğru ilerliyoruz. Tarihsel süreç, sanayi toplumunun başlangıcındaki mekaniğin sorunlarını çözen informatik bilgi toplama sürecinden, bilginin işlenerek bilgiden bilgi edinme yöntemiyle teknik bilgiye dönüştürülerek ekonominin bir girdisi haline getirilmesi sürecine doğru evrilmektedir. Bu durum sermayenin eski yüzyıldaki anlamında değiştirmektedir.
Kapitalist dünya ekonomisinin bilim ve teknoloji merkezli bir muhtevaya bürünmesi, insan toplumlarının yaşamını küresel ölçekte etkilediği gibi işçi sınıfının siyaset biliminde değişime itimlemektedir. Çünkü bilgi ekonominin geleneksel sac ayakları olan toprak ve sermayeye göre daha az sınırlandırılmış kaynaklara sahip olduğu için, bilgiden kullanım değeri olan bilgi üretiminin insan çoğunluğu tarafından paylaşılmasının önünde sınırlayıcı bir engel bulunmamaktadır. Rekabet mücadelesini belirleyen geleneksel üstünlük aracı olan sermaye faktörünün artık bu alanı bilgiye dayalı işlerlik alanı ile paylaştığı günümüz dünyası, sosyalist devrim ve demokrasi aygıtlarının içinde hareketlendiği siyaset biliminde teorik ve pratik formasyonel düzeyde değişikliğe zorlamaktadır. Eğer burjuvazi açısından yeni zenginliklerin kaynağı yeni fikirler ve bunların maddi ürünleri oluyorsa, anti kapitalist olmanın da yeni bilgilere dayalı politik tasarımlarla etkili bir gerçeğe dönüşeceği bir dünyaya doğru sürükleniyor olmamız gerekir. Değişen bilgiye dayalı yeni bir siyasi kavramlaştırma ve uygulanabilir metodolojinin olmadığı bir ortama gençlik kuşakları başta olmak üzere işçi sınıfının ileri kesimlerinin yığınsal katılımı mümkün görünmemektedir.
Araştırmacı bilgi faaliyetini profesyonel bir düzeyde merkezine almış büyük şirketlerin hüküm sürdüğü bir dünyada işçi sınıfı hareketlerinin bu çalışmayı bünyesinde kurumlaştıramaması, sınıf mücadelesinin geleceği açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Eğer bilgi emperyalizmin elinde sömürü ilişkilerinin devamlılığı ve tahakkümü için bir zincire dönüşüyorsa, proletaryanın elinde de bu sömürü ilişkilerinden kurtulmanın ve dolayısıyla zincirlerini kırmanın yol, yöntem ve teorisine dönüşecektir. Proletarya sınıfı burjuvazinin aksine kendisiyle beraber geriye kalan boyunduruk altına alınmış insan çoğunluğunu özgürleştirmek için yeni bilgileri talep etmektedir.
Bir bilgiden yeni bir ürün elde edildiği zaman o ürünü ortaya çıkaran bilginin değeri rakip ürünlerin içindeki bilgiden daha değerli bir hale gelmektedir. İşte kapitalizmin insan yönetimi üzerindeki asıl stratejik güç odağı burasıdır. Aynı zamanda yeni şeylere olan insan ilgisi, kapitalizm lehine milyonlar özgülünde gönüllü bir hegemonya kazandırmaktadır. Gençlik kuşakları nezdinde burjuva değerlerin yükselen eğilim olması ve devrimci kurumlara esasta mesafeli olmalarının en önemli nedeni, kapitalist modernitenin yenilik faktörünü elinde tutması, devrimci çevrelerinde kendilerini yeniliğe kapatarak tutuculaşmasıdır. Evet kullanım değeri olmayan bir metanın satılması sorunludur belki ama unutmamak gerekiyor ki sanat, düşünce ve maddi araçlara kadar üretilmiş mamuller arasında insan toplumlarının ilgisini genelde yeni şeyler çeker.
Bir devrimci politik projeye yeni bilgiler entegre edildiğinde gençlik kitlelerinin ilgisini gözlemleyebiliriz. Daha uygulanmamış bilgilerin bile değer gördüğü kapitalist modernite gerçekliğinde, buna alternatif olan sosyalist mücadele kurumlarında bilgiye dayalı yeni teorilerin yeterli ilgiyi görmemesi anlaşılır bir durum değildir.
Ekonominin esas olarak vasıfsız iş gücüne bağımlılıktan büyük oranda kurtulduğu, gelişen teknolojinin üretim süreçlerindeki tarihsel rol kapımı sebebiyle işçi sınıfının bilgiye dayalı kalifiye olmaya doğru zorunlu koşullandığı günümüz dünyasında işçi sınıfına eski dünyanın köhnemiş bilgileriyle öncülük yapmak mümkün görünmemektedir. Eğer günümüzde birçok şirketin sahip olduğu en değerli varlıklar telif hakları ve patentler ise, bu durum bilgiye dayalı sınıfsal projelerin hazır sermaye ve toprak gibi kapitalist ekonomi politiğin geleneksel kurucu stratejik güçlerinden daha çekici bir hale doğru sürüklendiğini gösteriyor.









