
HABER MERKEZİ – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), İstanbul Çekmeköy’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencisinin kesici aletle katlettiği öğretmen Fatma Nur Çelik için Antep’te Balıklı Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Artık Yeter! Öğretmenlere Yönelik Şiddete Öğretmenlerin Katledilmesine ve İtibarsızlaştırılmasına Hayır” pankartı açıldı. Basın açıklamasını Eğitim-Sen Antep Şubesi adına Ömer Parlakçı okudu
‘Okullarda güvenlik mekanizmaları yetersiz’
Parlakçı, okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Parlakçı, “Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir” dedi.
Öğretmenler hedef haline getiriliyor
Şiddetin zemininin yalnızca bireysel bir öfke olmadığını vurgulayan Parlakçı, medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dilin eğitim emekçilerini hedef gösterdiğini belirtti. Parlakçı, “Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir” diye konuştu.
‘Yoksulluk ve geleceksizlik şiddeti arttırıyor’
Derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörler olduğunun altını çizen Parlakçı, “Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır” diye konuştu.
‘Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez’
Parlakçı, okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Parlakçı, “Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.”
Parlakçı, okullarda şiddetin önlenmesi için yapılması gerekenleri ve talepleri şu şekilde sıraladı;
*Okul güvenliği konusunda bütünlüklü ve bilimsel politikalar uygulanmalı,
*Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli,
*Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmeli,
*Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale programları hayata geçirilmeli,
*Okullarda şiddeti önlemeye yönelik bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalı,
*Eğitim emekçilerinin hedef gösterilmesine son verilmeli,
*Saldırının tüm yönleriyle araştırılarak sorumlular hesap vermeli.






