Connect with us

Kadın

‘Hayatlarımızı sokaklarda savunduk ve bu sokaklarda kazandık, 8 Mart’a sokaklarda olalım’

Sine-Sen YK Üyesi Yeliz Vurgun, erkek-devlet şiddetine karşı 8 Mart’ta alanlarda olacaklarını vurgulayarak, kadınlara çağrıda bulundu: “Haklarımızı ve hayatlarımızı sokaklarda savunduk, bu hakları yine sokaklarda kazanalım; bu 8 Mart’ta da yan yana, dayanışmamızı büyütmek için sokaklarda olalım.”

Yadigar Aygün/ İstanbul

Kadın işçi ve emekçiler, iş yerlerinde erkek şiddetine, ayrımcılığa ve cinsiyetçi söylemlere maruz kalıyor. Derinleşen ekonomik kriz ise bu eşitsizlikleri daha da ağırlaştırıyor. Geçim kaygısı büyüdükçe, pek çok kadın işçi uğradığı şiddet ve baskıya karşı ses çıkarmakta zorlanıyor; işini kaybetme korkusu, sömürü ve mobbing karşısında onları daha kırılgan hale getiriyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da kadınlar; erkek-devlet şiddetine, iş cinayetlerine, emek sömürüsüne, baskı ve mobbinge, ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı sokaklarda olacak. Evde ve işte görünmeyen emeğin tanınması, eşit işe eşit ücret talebi ve insanca çalışma koşulları için alanlarda ses yükseltecek. Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) Yönetim Kurulu Üyesi Yeliz Vurgun ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giderken kadın işçilerin yaşadığı sorunları ve bu sorunlara karşı atılması gereken adımları konuştuk.

Kadın işçiler iş yerlerinde hangi sorunlarla karşılaşıyor? Ekonomik kriz kadın işçileri nasıl etkiliyor? Artan kadın yoksulluğu hakkında neler söylemek istersiniz?

Kadın işçiler çalışma yaşamında hâlâ çok katmanlı sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Aynı işi yapmalarına rağmen kadınların erkek çalışanlardan daha düşük ücret aldığı durumlar sürmektedir. Güvencesiz çalışma sektörün tamamına hâkimken, buna terfi engellemeleri de eklenmektedir. Birimlerde çalışan kadınlar, birim sorumluları tarafından çoğu zaman mobbinge maruz kalmaktadır. Ekonomik kriz bu sorunları daha da derinleştirmektedir. Kriz dönemlerinde işten ilk çıkarılanların çoğu kadınlar olmakta, artan hayat pahalılığı kadınların yoksulluk riskini büyütmektedir. Kadın yoksulluğu yalnızca ekonomik bir sorun değildir; barınmayı, sağlığı ve güvenliği etkileyen çok boyutlu bir eşitsizlik halidir.

İş yerlerinde cinsiyet ayrımcılığına karşı neler yapılmalıdır? Toplumsal cinsiyet eşitliği neden önemlidir?

Cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak için iş yerlerinde bütünlüklü bir politika hayata geçirilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması; cinsel taciz, mobbing ve ayrımcılığa karşı net ve bağlayıcı prosedürlerin oluşturulması; şiddetin her türüne karşı etkin denetim mekanizmalarının kurulması; çalışma ekiplerinde kadın sayısının artırılması ve tüm çalışanlara toplumsal cinsiyet eğitimleri verilmesi gerekmektedir. Bu talepler bir tercih değil, insana yakışır çalışmanın ön koşuludur. Eşitliğin olmadığı bir iş yerinde gerçek anlamda üretim ve yaratıcılık gelişemez.

Dilovası’nda kadın işçiler ve çocuklar katledildi. İş cinayetlerine karşı neler yapılmalıdır? İş cinayetlerinin, kadın yoksulluluğunun, kadın emeğinin sömürüsünün asıl nedeni kapitalist sistemdir. Bizi kurtaracak olan sosyalizmdir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dilovası’ndaki kadın ve çocukların katledilmesi önlenebilir bir olaydı. İş cinayetleri kader değildir. Bunun için iş yerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği göz önünde bulundurularak etkin denetimler yapılmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, eğitim, ekipman ve güvenlik yatırımlarının yapılması, en önemlisi MESEM’in kaldırılması zorunludur. Kapitalist patriyarkal sistem işçiye, emeğe ve cinsiyetler arası eşitliğe önem vermez; uzun süre ne şekilde sömürebileceğine odaklanır. Doğal olarak bu üretim ilişkisi, emek sömürüsünü ve kadın yoksulluğunu yaratır ve bundan beslenir. İşçinin can güvenliğini, emeğin değerini ve kadınların eşitliğini güvence altına almayan hiçbir yapı sürdürülebilir değildir. Bu yüzden örgütlenmek ve örgütlü mücadele vermek önemlidir.

Sendikalı olmak neden önemlidir? Kadınlara bu konuda bir çağrınız var mıdır?

Sendikal örgütlenme, işçilerin güvencesidir. Kadın işçilerin özelinde ise yaşadıkları sorunlara ve sistemin dayattığı kalıplara karşı örgütlü olmanın en önemli aracıdır. Sendikalı olmak, cinsiyete dayalı ayrımcı ücret politikalarına, şiddete ve kötü çalışma koşullarına karşı eşit işe eşit ücret, sosyal hakların korunması ve insanca çalışma koşullarının sağlanmasının temel adımlarındandır. Kadın arkadaşlarımıza çağrımız şudur: Yalnız değilsiniz. Haklarınızı korumanın, güvenli ve eşit bir çalışma yaşamı oluşturmanın yolu, bizlerin örgütlü ve yan yana durmasından geçmektedir.

8 Mart’ta her yıl olduğu gibi kadınlar alanlarda, sokaklarda olacak. 8 Mart’ın önemi nedir? Kadınlara bir çağrınız var mı?

8 Mart bir kutlama değil; kadınların dayanışmasını ve mücadelesini gösterdiği, eşit ve özgür bir hayat için sesini yükselttiği evrensel bir gündür. Bugün hâlâ kadın emeğinin görünmez kılındığı ve şiddetin her türlüsüne karşı boyun eğdirilmeye çalışıldığı dönemlerden geçiyoruz. Kadınlara çağrımız: Haklarımızı ve hayatlarımızı sokaklarda savunduk, bu hakları sokaklarda kazandık. Bu 8 Mart’ta da yine yan yana olarak, dayanışmamızı büyütmek için sokaklarda olalım.



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Kadın