Connect with us

Analiz

CHP’nin Devlete Sadık Bürokratı ve “Truva Atı” Kılıçdaroğlu!…

Yaşanan gelişmeler iki klik ve parti içi iki klik arası çatışma da olsa, toplumsal kitleler bu sürece dahil olmakta, mevcut iktidara karşı tüm tepki ve öfkeleriyle eylemde bulunmaktadırlar. Biz kitlelere, kitlelerin eylemine CHP ekseninde olduğu için kayıtsız mı kalacağız? Hayır kalmamalıyız. Kitleler neredeyse biz de orada olmalıyız. Bu, CHP’yi destekleme, onun ekseninde ve kortejinde vb. hareket etme, onu destekleme anlamına gelmez, böyle de yorumlanamaz. CHP’li değiliz, onu desteklemiyoruz, destekleyemeyiz, onunla birlikte yürümez, hareket etmeyiz. Fakat kitleleri onlara emanet ve terk edemeyiz.

yazı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybederek Özgür Özel’in kazandığı CHP kurultayının mahkemelik olmasından uzun süre sonra ‘’Mutlak Butlan’’ kararı verilerek, kurultay geçersiz/yok hükmünde sayıldı, Özel’in kazandığı genel başkanlık yetkisi elinden alınarak genel başkanlık görevi kurultayda kaybetmiş olan Kılıçdaroğlu’na verildi… CHP temsiliyeti, tüzel kişiliği, CHP adına kullanılacak yetki ve karar, genel merkez ve mal varlığı, kasası ve tüm kurumsal hakları Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’ye devredildi. Özgür Özel ve ekibinin temsil ettiği CHP adeta baypas oldu mahkeme kararıyla…

Bu karar sonrası günlerdir televizyon ekranlarında seyredilen tüm olay ve gelişmeler, protesto ve itirazlar, açıklama ve restleşmeler, uzlaşma yolları ve uzlaşmazlıklar, diplomatik görüşmeler ve irade beyanları, genel merkezin polis zoruyla gaspı ve adeta savaş alanına çevrilen CHP binasının görüntüleri bahis konusu karar sonrası şu ana kadar yaşanan gelişmelerdi…

Tarafların ana mesele üzerinde uzlaşması mümkün görülmemektedir. Yaşananlardan sonra hiç görülmemektedir ki polis zoruyla gerçekleştirilen gasp veya yetki gaspı ve bağlı gelişmelerden sonra anlaşma/uzlaşma zemini ortadan kalkmıştır denilebilir…

CHP içinde cereyan eden Özel ve Kılıçdaroğlu arası sorun, yeni kurultayın gerçekleştirilmesiyle noktalanabilir. Lakin yasa ve hukuk gerektiğinde işletilmediği için, Özel ve ekibinin tasavvur ettiği kurultayın toplanması veya toplanmasının zorlanması sonuçsuz kalabilir. Ya da kurultayın toplanması Kılıçdaroğlu (ve dayandığı güç) tarafından uzun vadeye yayılarak fiilen sorun çözümsüzlüğe itilebilir. Bu durumda Özel ve ekibinin daha doğrusu, Kılıçdaroğlu’nun dar gurubu dışında kalan CHP’nin yeni bir parti kurması gündeme gelebilir; bu zorunlu hale gelebilir. Zira, CHP tüzel kişiliğini mahkeme kararı temelinde Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP temsil etmekte, etme hakkını elinde tutmaktadır… Genel gelişme ve gidişata göre, Özel ve temsil ettiği CHP geniş bileşeninin yeni parti kurması kaçınılmaz olacaktır…

Özel ve ekibinin temsil ettiği CHP’nin ezici çoğunluğu yeni parti kurup ayrıldıktan sonra, Kemal Kılıçdaroğlu ve dar ekibi mevcut CHP’nin beşte birini oluşturmayacak bir azınlık tarafından temsil edebilir. Bu, CHP’nin giderek daralıp siyasi arenadan çekilme yoluna girmesini de orta vadede gündeme getirecektir…

CHP şahsında mahkeme kararıyla yaşanan mevcut gelişmelerin arkasında, Erdoğan sultası ve kontrol ettiği mahkemelerin olduğu aşikardır. Dolayısıyla, CHP şahsında yaşanan gelişmenin Erdoğan iktidarı ve hatta mevcut iktidardan bağımsız olmayan devletin bir projesi, bir oyunu olduğu gizli değildir…

Kılıçdaroğlu bu oyuna nasıl dahil oldu/olabildi? Hem de CHP hakkında topluma verilen algıya, CHP’nin zayıflatılması ve Erdoğan sultasının amaçlarına ulaşması gerçekliğine rağmen nasıl bu oyunun parçası oldu Kılıçdaroğlu?

Mevcut CHP eğilimi ve tüm refleksleri, hatta toplumsal değerlendirme göz önüne alındığında, Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi toparlayıp temsil edemeyeceği, bu güce ve desteğe sahip olmadığı gün gibi ortadadır. Dolayısıyla yaşanan süreç veya gelişmeler Kılıçdaroğlu’nun basit bir siyasi hırsı, CHP başkanlığı saplantısı veya siyasi iddiası/siyasette iddialı olmasına bağlanamaz, yorumlanamaz…

O halde Kılıçdaroğlu bu gerçekliklere rağmen yaşanan veya planlanan bu oyuna nasıl alet oldu, bunca rezaleti neden/nasıl göze alabildi?

Kılıçdaroğlu, siyasete girene kadar, kararlı ve sadık bir devlet bürokratı olarak yaşamını sürdürdü. Devlet bürokrasisi içinde yoğrulup devlete bağlı, devlet kültürüyle pişti. Kılıçdaroğlu bu devlet bürokratlığına bağlı gelişen sadık devletçilik ve devlet kültürü normlarını özümseyerek içselleştirdi. Tam bir devlet bürokratı kültürü ve devletçi kültürle, devlete bağlı nitelikle yoğrulup yetişti. Yani, iyi bir devletçi, devlete bağlı bir siyasetçi karakteri belirleyici nitel özelliğidir. Ve bu özellik, CHP’nin devletin kurucu partisi olması, katı devletçiliği, bu devletin tekçi, ırkçı paradigmalarından bağımsız da ele alınamaz. CHP’li kimliğiyle siyasete girdi ve siyaset içindeki şekillenişi de devletçi ve mevcut devletin tekçi paradigmalarına uygun biçimlendi…

Bu Kılıçdaroğlu’nun normal koşullarda hiçbir siyasetçinin göze alamayacağı bu siyasi ölüm ve rezaleti nasıl göze aldığı, nasıl bu çamura saplandığı, tam da yukarıdaki devletçi karakteriyle bağlantılıdır. Rasyonel akılla açıklanamayacak bu rezil tabloya/siyasi yaşamını da kişiliğini de tüketen bu komplo ve oyuna dahil olması, ancak ve ancak devletten aldığı görevle açıklanabilir. Bu bilgi değil, yorumdur. Fakat mantığı zorlayan mevcut gelişmeleri başka türlü açıklamak olanaksız gibi. Devletin Kılıçdaroğlu’na görev verdiği yorum bağlamında büyük olasılıktır…

Neden, hangi sebeplerle Kılıçdaroğlu’na bu görevi verdi veya vermiş olabilir? Bilindiği gibi, devlet projesi olarak bir süreç işletilmektedir. Kürt hareketiyle yürütülen bu süreç, aynı zamanda yeni anayasanın yapılmasını da içermektedir. Yeni anayasa yapılması da aktüel tartışmadır. Bu anayasa temelinde devletin yeni emperyalist ihtiyaçlara göre dizayn edilmesi ve aynı zamanda bunun mevcut iktidar eliyle yapılması uygun görülmektedir. Zira bu iktidar ABD emperyalizmin çıkarlarını en iyi temsil eden ve onun dayattığı politika ve stratejileri uygulama konusunda mahir olduğu kadar, ABD emperyalizmi tarafından avuca alınmış bir iktidardır. Bu iktidar devlet dediğimiz makineden ve temsiliyetten de bağımsız değildir… Özcesi, her bakımıyla yürütülen ve yürütülecek olan sürecin selameti için, CHP muhalefetinin cılızlaştırılması ve mümkünse ortadan kaldırılması gerekmekte, öngörülmektedir. Tam da bunun için, yani CHP’nin zayıflatılıp etkisizleştirilmesi, toplumdaki algısının yönetilerek kitle desteğinin zayıflatılması vb. kapsamında devlet Kılıçdaroğlu’na bu görevi vermiştir…

***

Burjuva klikler siyasi iktidar pastası uğruna keskin dalaş içindedir. Erdoğan sulta iktidarının yargı eliyle yönettiği gerçeğine bağlı olarak CHP içi gelişmeler de klik dalaşından bağımsız değildir. Evet her biçimiyle burjuva klikler veya siyasi parti ve iktidar partileri şahsında burjuva cephede keskinleşen bir dalaş yaşanmaktadır. Özellikle CHP’nin hırpalanması zemininde gelişen süreç açısından geniş toplumsal kitleler de sürece dahil olmakta, söz söylemekte ve hatta CHP önderliğinde de olsa eylemde bulunmaktadırlar. Bu denli canlı ve eylemsel bir siyasi süreç yaşanırken, sosyalist ve devrimci partiler veya devrimci hareket, ‘’bu klikler arası çatışmadır, bizi ilgilendirmez’’ vb. vs. diyerek yaşanan toplumsal sorun ve dalgalanmaya kayıtsız mı kalacak? Kalmalı mı?

Ne yazık ki toplumsal kitlelerin büyük kesimleri, nispeten dinamik olan bölümleri CHP gibi bir burjuva düzen partisinin peşinden sürüklenmektedir. Bu, devrimci hareketin yetersizliğinin de bir sonucudur… Yani kitleler CHP ekseninde ve onun gündemine ya da ihtiyaçlarına denk düşen biçimde hareket etmekte, gösterilerde bulunmakta vb. vs.

Açık ki yaşanan gelişmeler iki klik ve parti içi iki klik arası çatışma da olsa, toplumsal kitleler bu sürece dahil olmakta, mevcut iktidara karşı tüm tepki ve öfkeleriyle eylemde bulunmaktadırlar. Biz kitlelere, kitlelerin eylemine CHP ekseninde olduğu için kayıtsız mı kalacağız? Hayır kalmamalıyız. Kitleler neredeyse biz de orada olmalıyız. Bu, CHP’yi destekleme, onun ekseninde ve kortejinde vb. hareket etme, onu destekleme anlamına gelmez, böyle de yorumlanamaz. CHP’li değiliz, onu desteklemiyoruz, destekleyemeyiz, onunla birlikte yürümez, hareket etmeyiz. Fakat kitleleri onlara emanet ve terk edemeyiz. Dolayısıyla geniş devrimci ve demokratik güçler bir araya gelerek kendi kortejini oluşturmalı, bağımsız eylemde bulunmalı ve burjuva düzen ve partileri teşhir ederek kitleleri devrimci saflara davet etmelidir… Mevcutta baş düşman veya mücadelenin asıl hedefi iktidar kliğidir. Ona dönük eylemlerde bulunmak doğru siyasettir. Bu CHP ile birleşme anlamına gelmez. Hatta CHP de teşhir edilebilir. Fakat asıl hedef iktidardır. Dolayısıyla yaşanan bu süreçte iktidar karşıtı eylem ve etkinliklerde bulunma, geniş kitlelerle bu temelde birleşme doğru siyasettir. CHP’yi öne çıkarıp iktidar kliğiyle aynı düzeyde eylemin hedefine koymak siyaseten doğru değildir. CHP dost değil ama mevcut durumda iktidar kliği esas düşmandır. İktidarın yaptığı hukuksuzlukları, komploları, yargıyı siyasallaştırması, denetimine alıp silahına dönüştürmesi gibi bir dizi sorunda iktidar teşhir hedefine koyulmalıdır.

Klikler arası çatışmadan devrim adına yararlanma siyaseti güdeceksek, iktidar kliğine dönük tepki, öfke ve eylemi büyüten, iktidarı zora sokan mücadeleler geliştirmek durumundayız. CHP’nin iktidarla keskin dalaş-çatışmaya girmesi objektif olarak devrimci cephenin yararınadır. Bu CHP’nin ilerici olduğu manasına gelmez. Objektif durum böyledir, budur. CHP’nin çeşitli biçimlerde teşvik edilerek iktidarla daha keskin çatışmalara girmesi devrimin yararınadır…



Mayıs 2026
PSÇPCCP
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

More in Analiz