Zeynep Hayır/Almanya
HABER YORUM – Almanya’da son dönemde savunma politikaları etrafında dikkat çekici bir yön değişimi yaşanıyor. Orduya yakın çevreler ve savunma alanında etkili kurumlar, Rusya kaynaklı tehditlerin büyüdüğünü ileri sürerek ülkenin hızla hazırlanması gerektiğini dile getiriyor. Bu çerçevede savunma sanayinde üretimin artırılması, fabrikalarda vardiya sistemine geçilmesi ve ekonomik kapasitenin daha fazla askeri üretime yönlendirilmesi gibi öneriler açıkça tartışılıyor. Almanya’nın son yıllarda ilan ettiği tarihsel dönüm noktası politikasıyla birlikte savunma bütçesi ciddi biçimde artırıldı, mühimmat ve silah üretimi genişletildi, devlet ile savunma sanayi arasındaki bağlar güçlendirildi. Resmi olarak ilan edilmiş bir savaş ekonomisi bulunmuyor ancak ekonominin ve sanayinin giderek askerileştiği yönünde güçlü bir eğilim ortaya çıkmış durumda.
Bu noktadan sonra mesele yalnızca güvenlik değildir. Devletler tarih boyunca kriz dönemlerinde güvenlik söylemini kullanarak ekonomik yönelimlerini değiştirmiştir. Bugün Almanya’da da benzer bir süreç işlemektedir. Kaynaklar sınırsız değildir ve savunma harcamaları arttıkça başka alanların geri plana itilmesi kaçınılmaz hale gelir. Eğitim, sağlık, barınma ve sosyal destek mekanizmaları bu baskıyı doğrudan hisseder. Bu nedenle asıl sorulması gereken soru şudur. Güvenlik kimin için ve neyin pahasına sağlanmaktadır.
Küresel ölçekte bakıldığında da benzer bir tablo görülmektedir. Jeopolitik gerilimler artarken devletler hızla silahlanmaya yönelmekte, askeri harcamalar yükselmektedir. Aynı anda yaşam maliyetleri artmakta ve geniş halk kesimleri daha güvencesiz hale gelmektedir. Üretim kapasitesi artmasına rağmen bu artış insanların gündelik yaşamına refah olarak yansımamaktadır çünkü üretimin yönü değişmiştir. İnsan ihtiyaçlarına değil askeri rekabete odaklanan bir ekonomi büyüse bile toplumu yoksullaştırır.
Antikapitalist bir perspektiften bakıldığında bu durum tesadüf değildir. Kapitalist sistem kriz anlarında kendini yeniden üretmek için çoğu zaman militarizme yaslanır. Savunma sanayi devlet destekli büyür, ekonomi geçici olarak canlanır ancak bu büyüme toplumsal refahı değil silahlanmayı besler. Bu süreç aynı zamanda toplumun zihinsel olarak da dönüştürülmesini içerir. Savaş söylemi yaygınlaştıkça militarizasyon normalleşir ve bir süre sonra kaçınılmaz gibi sunulur.
Bugün Almanya’da tartışılan şey yalnızca savunma politikası değildir. Ekonominin yönü değişmektedir. Bu değişim, kaynakların insan yaşamını iyileştirmek yerine askeri üretime aktarılması anlamına gelir. Ve tarih bize açıkça göstermektedir. Ekonomi savaşa göre kurulduğunda savaş da o ekonominin doğal sonucu haline gelir.
