Hakan Aksu/Gazete Patika
Kayıp aileleri adına ilk olarak, 1995 yılında İstanbul’da gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun, Birleşmiş Milletlerin gözaltında kayıplara dikkat çekmek amacıyla ilan ettiği 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü’nü hatırlatarak, “insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak ısrarla talep etmemize rağmen Türkiye bütün kişilerin zorla kaybedilmeden korunmasına dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni imzalamama konusundaki tavrını değiştirmiyor” dedi. Devletin kendi himayesinde gerçekleşen suçlarla yüzleşmek istemediğini dile getiren Tosun, “bizzat kaybettirme eyleminde yer alan failleri kaybetme eyleminin emrini veren bunu destekleyen veya açığa çıkmaması için her türlü hukuksuzluğa göz yuman devletin her kademesindeki kişileri aklamak ve cezasızlıkla korumak istiyor” diyerek kaydetti.
‘Devletin kayıplar konusundaki kaypak politikası değişsin’
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin devletin yürüttüğü politikanın aksini öngördüğünü, sözleşmenin kaybetme eylemini insanlık suçu olarak tanımladığını ve zaman aşımı süresinin fiilin ağırlığıyla orantılı olması gerektiğini aktaran Tosun sözlerine şunları ekledi;” Yine Devletin kayıplar konusundaki kaypak politikasının değişmesi, Birleşmiş Milletler ‘Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmesine Dair Sözleşme’nin imzalanması ve sözleşmenin hükümlerinin uygulanması için, kayıpların bulunması ve kaybetme eyleminin sorumlularının yargı önüne çıkarılması için mücadele edeceğiz”
“Devlet kayıplarımızın akıbetini açıklasın”
İstanbul’da 1995 yılında gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü vesilesiyle kamuoyuna seslenen Karakoç, şunları ifade etti; “gözaltında kaybedilen sevdiklerimizde anne, baba, eş, evlat, nene ve dedeydiler. Evlerinden, otomobillerinden, işyerlerinden, sokaktan, otobüslerden güvenlik güçleri tarafından zorla alınıp götürüldüler ve işkence edilerek, yok edildiler. Çoğunun hala bir mezarı bile yok. Biz kayıp yakınlarını ise sevdiklerimizin başına ne geldiğini, nerde olduklarını bilememenin ve adalete ulaşamamanın acısına mahkûm ettiler. Bizim talebimiz açık ve net devlet kayıplarımızın akıbetini açıklasın, sevdiklerimizi kaybedenleri yargı önüne çıkarsın, adil bir biçimde cezalandırsın, kısacası devlet kendi anayasasından doğan görevleri yerine getirsin”
“Barışçıl direnişimizden vazgeçmeyeceğiz”
Haftanın açıklamasını ise Ankara’da 1995 yılında gözaltında kaybedilen Ayşenur Şimşek’in ablası Fatma Şimşek okudu.
Birleşmiş Milletler kayıplar sorununa, gözaltında kaybedilenlere ve kaybedilenlerin yakınlarının acılarına dikkat çekmek amacıyla 2011 yılında 30 Ağustos’u Dünya Kayıplar Günü olarak ilan ettiğini ifade eden Şimşek, “gözaltında kaybetme kavramı, hukuki bir terim olarak “karmaşık” gibi görünebilir, ancak gözaltında kaybedilen insanların hikayeleri son derece basittir. Onlar; evlerinden, işyerlerinden,otomobillerinden, otobüslerden,kafelerden, sokaklardan çok sayıda tanığın önünde devletin güvenlik güçleri tarafından zorla alınıp götürüldüler ve bir daha geri dönemediler. Elbette ki, sadece gözaltında kaybedilenlerin değil, arkalarında bıraktıkları insanların da acı, ızdırap ve bekleyiş yüklü birer hikayesi bulunuyor. Gerçeği öğrenememenin getirdiği belirsizlik, belirsizliğin getirdiği bekleyiş, adalete ulaşamamanın yarattığı derin boşluk kayıp ailelerinin hayatını adeta cehenneme çeviriyor” dedi.
Gözaltında kaybedilenlerin ve ailelerinin hikayeleri dünyanın her yanında benzerlik taşıdığını söyleyen Şimşek, “bu hikayeler bir yanıyla ağır bir vahşet, sonsuz bir yas ve işkence taşısa da aynı zamanda en ağır koşullarda bile hakikat ve adalet için yürütülen onurlu bir mücadeleyi de içerir. Biz de bu mücadelenin bir parçası olarak sürdürdüğümüz barışçıl direnişimizden vazgeçmeyeceğiz” diye kaydetti.
“Son kayıp bulunana, son fail yargılanana kadar”
Dünya Kayıplar Günü vesilesiyle yetkililere seslenen Şimşek şunları belirtti;
“Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere devleti yönetenlere, kayıp yakınlarına yaşatılan hukuksuzluk ve işkenceye son verme çağrısında bulunuyoruz.
“Yargı makamlarına, mevcut cezasızlığa son vererek, gözaltında kaybetmelere ilişkin soruşturma ve kovuşturmaları tarafsızlık ve cesaretle yürütmeleri çağrısında bulunuyoruz.
“Ulusal insan hakları koruma mekanizmalarına, kayıp yakınlarının maruz kaldığı ağır ihlaller karşısında kuruluş amaçlarının gereği olarak harekete geçme çağrısında bulunuyoruz.
“İktidara, Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme’yi derhal imzalama ve uygulama çağrısında bulunuyoruz.”
Kaybetmenin insanlığın utancı olduğunu söyleşen Şimşek, şöyle devam etti: “Bu utancı yeryüzünden silmek için verilen çabanın bir parçası olarak verdiğimiz mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. 25 yıldır tüm baskılara rağmen yürüttüğümüz barışçıl direnişimizi son kayıbımız bulunana son fail yargılanana kadar sürdüreceğiz.”
