Connect with us

Editörün Seçtikleri

En Zayıf Göründüğün An En Güçlü Olduğun Ana Dönüşebilir

Devrimci savaşa karşı kullanılan İHA/SİHA gibi hava araçları, elektronik “beyinlerine” manyetik dalga veya siber saldırı müdahaleleriyle etkisiz hâle getirilebilir. Yazılım ve algoritmalar üzerinde uzmanlaşan tek bir kişi, teknolojiye dayalı taktik üstünlüğü tersine çevirerek mücadelenin kaderini değiştirebilir…

Uluslararası Komünist Hareket ve onun Türkiye-Kuzey Kürdistan parçası da dahil, hemen tüm parçaları içinde uzun zamandır “Sosyalizmin sorunları” kapsamında yoğun tartışmaların yürütüldüğünü/yürüdüğünü bilmekteyiz. Bu tartışma süreci, teorik kafa karışıklıklarına ve hatta belli ölçülerde komünist hareket içinde örgütsel kaos, kriz ve ideolojik savrulmalara kadar derin yaraların açılmasına yol açtı/tanık oldu. Dünya komünist hareketi, bu süreçte ciddi sarsıntılar geçirdi, gerilemeler yaşadı. Girdiği dağınıklıkla birlikte, kimi güçleri şahsında ağır darbeler ve hatta yenilgiler de aldı…

Halk Savaşlarının Gelişimi ve Başarısızlık Nedenleri

“Sosyalizmin yenilgisi” heyula olup, dünya devrimci hareketini bir bütün olarak örseleyip, kara-kara düşünmeye itip, yaydığı moralsizlikle ideolojik sarsıntıya sokarken, bu eğilimin tam tersi yönde Halk Savaşları büyük gelişmelerle ilerlemeler kaydetti/ediyordu. Ne var ki, bu Halk Savaşları da esasta siyasi ve örgütsel olarak yaşanan çizgi sapmaları nedeniyle başarısızlık yaşadı. Kuşkusuz, bu ideolojik kırılmaların ekseriyeti, reel sosyalizmin çöküşüne dayanıyor; onun yaydığı ideolojik atmosferden etkilendiler. 1990’ların başında Gonzalo’nun başında bulunduğu Halk Savaşı, onun tutsak düşmesiyle Peru devrimi şahsında darbe alsa da Nepal Komünist Partisi (Maoist) iktidarı alma gücünde olmasına rağmen, Hindistan müdahalesi tehdidi gerekçesiyle iktidarı almaktan çekinmesi içsel bir kırılma yarattı. Bu kırılma, revizyonist çizgide billurlaşıp, Nepal devriminin ideolojik çizgi sapmalarıyla yenilgi yoluna girmesine ve yenilmesine yol açmıştır. İdeolojik-siyasi çizginin tayin edici olduğu gerçeği, bu pratik gelişmelerle bir kez daha kanıtlanıyordu. Çizginin tayin edici öneminin unutulmasıyla, bu çizginin bulanıklaştırılması ve ideolojik-siyasi kırılma durumunun açacağı yolun siyasi ölüm olduğu belleklerden çıkarılmamalıdır.

Sorunlarına karşın, uluslararası komünist devrimci hareket, bir taraftan bu tartışmaları tüketirken, diğer taraftan enternasyonalist örgütlenmeleri geliştirme ve örgütsel zeminde bir irade ortaya koymaya devam etmektedir. Cılız ya da yetersiz de olsa, örgütlenmelere girişip toparlanma sürecini pozitif tutumla işletmektedir. Sorun çözülmediği için bitmemiştir ve bitmemiş sorun tartışma konusu olmaya devam ediyor. Benzer çaba ve yönelimler, tek tek parça devrimci hareketlerinde de dinamiktir… Bu tasfiyeci sürecin içinden, devrimci arayışa dönük tartışmalar devam ediyor. Kemirgen tasfiyecilikle karakterize olan sürecin ağır sonuçlarını omuzlayan komünist-devrimci hareket, en ağır biçimde işleyen; örgütsel daralma, marjinalleşme, askeri tıkanma ve ideolojik aşınma ile siyasi kısırlaşmayla anlam kazanan devrimci krizi aşmaya, aldığı yaraları sarmaya çalışıyor…

Türkiye-Kuzey Kürdistan komünist devrimci hareketi, bu ağır süreçten en çok etkilenen hareket olarak, örgütsel manada tam anlamıyla hırpalanıp daraldı; ideolojik-siyasi kırılmalar yaşayarak adeta tasfiyeci sürece yenik düştü. Buna karşın, iddiasını korumaya, görev ve sorumluluklarını unutmadan devrimci ısrarını sürdürdü, sürdürüyor. Süreci okumaya, sorunlarını irdelemeye ve çözümler üretmeye çalışıyor. Bu kapsamda, olumlu rotaya girerek kısmen pozitif adımlar da atıyor. Duruşu, yönelimi ve perspektifi her şeye rağmen devrimcidir; saygıya değerdir…

Teknolojik Gelişmelerin Devrimci Hareket Üzerindeki Etkisi

Ne var ki, savaş araç-gereçleri alanına hükmeden teknolojik gelişmeler, devrimci hareketin önüne yeni sorunlar çıkarmaktan geri durmamıştır. Nitekim, devrimci hareket, bilhassa silahlı mücadele ve gerilla güçleri, savaş-şiddet makinesi olan ‘’TC’’ devletinin teknolojik savaş donanımıyla sağladığı taktik üstünlük karşısında darbeler alarak savaş pratiğinde tutunamadı. Bu durum, özellikle ilgili harekette bilinç derinliklerine sirayet eden sonuçlara yol açtı. Silahlı mücadele ve gerilla savaşını esas alan ve bu mücadele ve örgütlenme esasına göre mücadelelerini yürüten komünist devrimci hareketler, çok çarpıcı biçimde bu durumdan etkilendiler. Teknolojideki bu yeni boyut ve gelişmeler, kaba yorumlamalar temelinde ve bu yüzeysel yaklaşımlar nedeniyle yeni bunalımlar yaratmaya aday olmakta, olmaya devam etmektedir… Birçok şeyi sorgulamakla birlikte, devrim mücadelesinde yeni duruma uygun pozisyon almakta ciddi problemler yaşadılar, yaşıyorlar da. Bunu bilince çıkarıp bir muhasebe yapmasalar da, bilinçaltlarında bu durumdan kaynaklanan kırılmalar yaşanmakta, bocalamalara düşülmektedir. Bu, negatif olduğu kadar nesnel bir durumdur da.

Güncel tartışmalar bağlamında, süreç okunurken genel algı ve değerlendirme adeta şu mekaniğe bağlanmış durumdadır: Yapay zeka icadı her şeyi ters yüz etmiş; bu muazzam gelişme, toplumsal hareket ve sınıf mücadelelerine doğrudan etki yaparak birçok şeyi anlamsızlaştırmıştır. Akıllı cihaz ve yapay zeka ile gerçek manada çığır açıp ‘’dudak uçurtan’’ teknik-teknolojik gelişmeler ve özellikle bu teknolojinin silah sanayinde kullanılmasıyla ortaya çıkan ürpertici tablo, sınıf mücadelesi zemininde yürütülen silahlı mücadele ya da silahlı savaşı soğuk sulara gömmüş, silahlı mücadele dönemini kapatmış ya da ona dair ezberleri kökten bozmuştur vb. Evet, aktüel mesele ve tartışmalardaki algı ve değerlendirmeler bire bir olmasa da esasta böyledir; bu eksende şekillenmektedir. Bu, ideolojik-siyasi kırılmaya zemin hazırlayıp kapı açmaya ve mevcut tasfiyeci kırılmayla birlikte devrimci krizi pekiştiren bir tehlikedir.

İdeolojik-siyasi kırılmaya kucak açmış olan bu değerlendirmeler, somut gerçekten hareket etse de gerçeğin sadece bir kısmıyla ilgilenmektedir; veya reel gerçeği kısmen ifade etse de esasta sübjektif ve yüzeysel değerlendirmelerden maluldür. Devrimci perspektif bakımından olduğu gibi, stratejik açıdan da büyük bir yanılgı barındırandır. Çünkü bu yaklaşım ya da değerlendirme, bilinçten ya da bilinçli kasıttan bağımsız ve objektif olarak açmazı, çaresizliği ve karamsarlığı geliştirip örgütlemeye hizmet etmektedir.

Filistin, Rojava ve Hacker Örnekleriyle Teknolojiyi Aşmak

Teknolojik gelişmelerin abartılması genel bir eğilime dönüşmekle birlikte, bu kabul hâli kendiliğinden tasfiyeci sürece çanak tutan bir rol oynamaktadır. Ki tam da burada unutulmaması gereken şudur: bahis konusu teknolojik harika, insanın, insan aklının eseridir; bu bir. İkincisi, her şeyin karşıtıyla birlikte var olduğu, her silaha karşı onu etkisizleştirip boşa çıkaran karşıt bir silahın olduğu, her zehrin bir panzehirinin de bulunduğu prensibi unutulmamalıdır… Muhtelif bir teknolojinin karşıtı bazen başka bir teknolojiyken, bazen de ilkel/basit metotlardır. Dronların ipten bir ağla engellenmesi ya da başka bir silahla düşürülmesi gibi… Gece görüş ve termal kameranın ıslatılarak soğutulmuş elbiselerle veya ısı izolasyonu yapan alüminyum folyo ile boşa çıkarılması gibi… Filistin’de, Rojava’da uçak ve hava araçlarının savaştaki etkisini tamamen olmasa da yarıdan yarıya düşüren tünellerin kullanılması gibi; Filistinli genç bir hacker’ın, Siyonist İsrail’e kalkan olan “Demir Kubbe”nin zaafını bularak bu sistemin aşılması gibi…

Kuşkusuz ki teknik ve teknolojik gelişmeler küçümsenemez; bunların siyasal mücadelede ve sınıf savaşında olduğu gibi, toplumsal yaşamın her bir bireyi üzerindeki etkileri inkâr edilemez bir gerçektir. Bunun gibi, sınıf mücadelesi, bu mücadelenin öznesi olan devrimci parti/örgüt ve bunların örgütsel çalışmaları üzerindeki etkileri de reddedilemez. Mücadele koşulları, araçları ve yöntemleri gibi, güç dengelerine de teknolojinin doğrudan yansımaları vardır. Özellikle teknolojik savaş boyutu, devrimci mücadele ve savaşı doğrudan etkilemekte; devrimciler aleyhine büyük bir avantaj ve taktik üstünlük sağlamaktadır. Bu durum, çok somut olarak yürütülen silahlı mücadele ve onun özgün biçimi olan gerilla savaşı özgülünde yarattığı negatif sonuçlar bağlamında, doğrudan tecrübe edilen gerçek bir olgudur. Açık ki teknolojik gelişmenin silah ve savaş alanındaki yansımaları dikkate alınmadan ve oluşan şartlara uygun yol ve yöntemler geliştirilmeden, mücadelenin önündeki önemli sorunlar aşılıp mücadele ilerletilemez. Dolayısıyla teknolojik gelişmelerin tartışma konusu yapılması, incelenmesi ve önemsenmesi, anlaşılır olmanın ötesinde bir zorunluluktur. Ancak teknolojinin yansımalarının olduğundan fazla abartılması, bilhassa aşılmaz bir engel olarak mütalaa edilmesi ve devrimci mücadelenin önüne bir handikap olarak dikilmesi, tek yanlı ve yanılgılı bir yaklaşımdır; asla doğru görülemez, kabul edilemez…

O hâlde yapay zekâ, robotlar ve akıllı silahlar gibi ekstrem unsurlarla devasa gelişmeler gösteren teknik/teknolojik patlama ve bunun mücadeleye etkileri nasıl ele alınmalıdır? Ya da teknolojiyi ve gelişmelerini elinde tutarak kontrol eden büyük burjuvazinin:
a- bu teknolojiyi toplumsal algı yönetiminde kullanması; toplumsal psikoloji, sosyoloji, değer yargıları vb. üzerinden tek tek bireylerin düşünüş tarzı, siyasal eğilimi, inancı, ilgi alanları ve ihtiyaçlarını tespit ederek gerekli siyasetlerin ve önlemlerin geliştirilmesi; hedef kitleye rahat ulaşma imtiyazıyla sunduğu ürün vitriniyle onları vahşi sömürü ağına alması; cinsel kimlik ve eğilimleri ile tüm özel yaşam ve mahremiyet alanlarını da gözetleyerek tüm etiği yok etmesi,
b- en geniş toplumsal bileşene ulaşan teknolojik imkân ve araçlar maharetiyle yalan, manipülasyon ve demagojik safsatalarla halk kitlelerini yanılsamalara itip bir nevi kontrol etmesi/kontrolde tutması; yönetip yönlendirmesi; istediği insan tipi/kişiliğini yaratmak üzere toplumsal şekillenişi etkilemesi ya da belirlemesi,
c- bu teknolojik imkân ve araçlar bütünüyle geniş toplumsal kitlelerin ideolojik-kültürel değerlerini aşındırarak, yerine her türlü yabancılaşma, bencillik ve bireyciliği dayatıp geliştirmesi,
d- görsel ve işitsel araçlar yoluyla yaptığı yoğun propagandayla topluma şırınga ettiği burjuva kültür ve değerleri geliştirip yayması; dolayısıyla sisteme uygun toplumsal şekillenişin yaratılması,
e- burjuva kültür ve sistemin yoz, çürümüş ve kokuşmuş tüm çirkeflik ve sahteliklerini nimet olarak toplumsal kitlelere pazarlayıp, köhnemiş burjuva sistemin ayakta kalması için tüm nüfuzunu kullanması,
f- aynı teknolojiyi istihbarat, denetim, kontrol ve tespit ettiği güçlere ulaşmada; suikast, cinayet, komplo ve provokasyon gerçekleştirmede etkin biçimde kullanması; yine aynı teknolojiyi silah ve savaş unsurlarında kullanarak donattığı askerî gücü/ordusu ve tüm militarist kuvvetlerini toplumsal hareket ve dalgalanmaları, sınıf mücadelesi ve devrimci savaşları bastırmada, katliamlar gerçekleştirmede, işgal-ilhak saldırganlıklarında en barbar biçimde kullanması,
g- bu ve bunun gibi daha bir dizi alanda teknolojik gelişmeleri ya da teknolojiyi toplumsal yaşamı geliştirmek, refahı yükseltmek vb. için değil; tam tersine köhne amaç ve yıkıcı emellere bağlı, ters orantılı biçimde kullanması suretiyle devrimci mücadelenin ve mücadele güçlerinin önüne konulması karşısında komünist devrimciler gerçekten de çaresiz midir? Önümüze konulan bu teknolojik bent gerçekten aşılmaz mıdır, bizler için bir handikap mıdır?

Biz hayır diyoruz! Zira insanın yaratıcılığı hiçbir engel tanımaz. Önüne çıkan engelleri aşma yeteneğine hiçbir bent vurulamaz! Son tahlilde belirleyici olan teknik-teknoloji değil, insandır. Atom bombaları maharetiyle muhtelif herhangi bir ülkeyi yerle bir edebilir emperyalizm. Lakin son tahlilde o muhtelif ülkeyi işgal-ilhak etmek için bizzat askeriyle/insan gücüyle o topraklara girmesi, ayak basması gerekir. Silahlar, araçlar, teknik-teknoloji avantajlar ve imkânlar sağlar; andaki somut çatışmada dengeleri ve şartları etkileyerek belirleyici rol oynayabilir. Ancak bütün bunlara karşın, son tahlilde ve stratejik açıdan belirleyici olan insandır. Çünkü silahı da teknolojiyi de yapan ve kullanan insandır. Silahlar kendiliğinden hareket etmez, ateş etmezler; onlar sınıflar karşısında kayıtsızdır ve kim eline geçirir, kullanırsa ona hizmet ederler.

Teknolojinin Çift Yönlü Karakteri

Silah ve savaş araçları alanında kullanılan İHA/SİHA, dronlar, kamera sistemleriyle devrimci mücadeleyi sınırlama yetisi gösteren karşı-devrimin bir taktik üstünlüğü olarak kabul edilebilir. Öyledir de ama adı üzerinde “taktik üstünlük”tür! Ve meselenin bir yanıdır. İkinci yanı da bu teknolojik “üstünlüğün” boşa çıkarılması için yine teknolojinin devrimci güçler tarafından kullanılmasıdır… Misal; yapay zekâ ya da elektronik/teknolojik araçların “beyinleri”, teknolojik müdahalelerle dumura uğratılabilir. Bu alanlarda kullanılan çipler, manyetik dalga ve siber sabotajlarla felç edilebilir. Devrimci savaşa karşı kullanılan İHA/SİHA gibi hava araçları, elektronik “beyinlerine” manyetik dalga veya siber saldırı müdahaleleriyle etkisiz hâle getirilebilir. Yazılım ve algoritmalar üzerinde uzmanlaşan tek bir kişi, teknolojiye dayalı taktik üstünlüğü tersine çevirerek mücadelenin kaderini değiştirebilir… Bu iş, gerekli yetkinliğe sahip hackerların yetiştirilmesine bakar; bu kadar basit. Yani teknolojik gelişmeler düşman tarafından kullanıldığı oranda bizlere dezavantajlar yaratırken, aynı teknolojinin kullanılarak bu kaderin değiştirilmesi de tamamen mümkündür.

Özetle; teknolojik avantajı esasta düşman kullanmakla birlikte, bu avantaj bizlere de sunulmuştur. Onu kullanmamız veya ondan faydalanmamız önünde aşılmaz engeller yoktur. Teknoloji, sadece düşmana hizmet eden değil, yasaları anlaşıldığında devrime de hizmet edecek ciddi bir olanaktır. Mesele, bizlerin bu teknolojiden yararlanmak için kafa yorup yormayacağımız ve gerekli teknik kadroyu yetiştirip yetiştirmeyeceğimizdir. Örneğin; bir çip üretmekle, bir yazılım programıyla, bir sinyal bozucu cihazla o İHA/SİHA ve diğer savaş araçlarının sistemini bozabilir, yenilmez o gücü alt edebiliriz. Yani, düşmana taktik üstünlük sağlayan teknoloji aynı biçimde bizlere de o olanağı sunmaktadır. Teknik-teknoloji alanında uzmanlaşmak ve gerekli yeteneği edinen kadrolar yetiştirmekle, düşman lehine olanı aleyhlerine çevirmemiz tamamen mümkündür. Anonymous ve Red Hacker gruplarının düşman(lar)a dönük başarılı eylemleri, önümüzde duran somut ve ilham verici örneklerdir. Dolayısıyla benzer hacker gruplarını geliştirmek, teknik uzmanlar eğitip yetiştirmek ve doğrudan düşmanın teknolojiye dayalı üstünlüğünü boşa düşürmeye dönük çalışmalara odaklanmak gerekir ki, bu kaçınılmaz olarak girilmesi gereken ve gecikmiş olan yoldur… O hâlde teknolojik gelişmelerden ve hatta silahlardan korkmaya, onları mücadeleyi olanaksızlaştıran unsurlar olarak abartmaya ve karamsarlığa düşerek kırılmalar yaşamaya gerek yoktur…

Bu yeteneğe ve yeterliliğe ulaşana kadar, düşmanın teknik-teknolojik avantaj ve taktiksel üstünlüğü karşısında yapılması gereken şey ise, düşmanın teknik takip, denetim ve kontrolünden sakınarak teknolojik alan dışında hareket etmemiz ve teknolojik cihazları mümkün oldukça kullanmamaktır. Teknoloji dışındaki eski metotları kullanmak, güvenlik problemini ve düşmandan gelen tehdidi asgariye düşürebilir…

Kısacası, karşısında güçsüz kaldığımız düşmanın “teknolojik üstünlük süreci”, aynı zamanda en güçlü olacağımız süreç de olabilir. Geçici olarak, teknolojik silahlar nedeniyle düşman karşısında zayıf olduğumuz bu süreç, tam tersi olarak en güçlü olduğumuz sürece dönüşebilir; yazı başlığımızın anlattığı durum budur. Bunun yolu, teknoloji alanında yoğunlaşarak ona ait yetenekleri mücadeleye aktarma ya da mücadelenin hizmetine sunma konusunda somut adımlar atarak sonuçlar elde etmektir. Evet, yapılması gerekenin hepsi bu…

Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Şubat-2026 tarihli 57. sayısında yayımlanmıştır.



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Editörün Seçtikleri