Connect with us

Makale

İ. Hakkı Adalı Yazdı: Fırsat Bu Fırsat; Yeniden “Kıdem Tazminatı”

“Fırsat” üzerinden kapsamlı ve işçi sınıfı, emekçileri teslim alacak bir oyun oynanmaktadır. Oyunun galibi belli değildir, fakat “fırsat”ın nimetlerinden faydalanmak isteyen sermaye hamlesini yapmış ve işçi sınıfı ve emekçilerin nabzını yoklamaktadır. Sendikal örgütlenmenin bölünerek kuşatılmasıyla iyice zayıflatılan sendikal mücadelenin diri-ilerici dinamikleri de etkilediği, sermayenin bu kapsamlı saldırı karşısında misyonunu yeterli düzeyde ortaya koyamadığı ve Pandemi süreciyle gündeme getirilen uygulamalarla işçi sınıfı ve emekçilere esnek çalışmayı dayatan ve bunu olağanlaştırmaya çalışan sermaye karşısında kararlı bir duruş sergileyememesi, “fırsat bu fırsat” diyen sermayenin bu yeni saldırı öncesi nabız yoklama hamlesine de cesaret veren bir yerde durduğu görülmelidir

Kazanılan sosyal hakların birbiri ardı sıra gasp edilişi karşısında yeterli bir direnç oluşturulamaması, kararlı bir mücadelenin örgütlenememesi, yeni gasp girişimlerinin önünü açan bir teşfik oluyor gibi. Belki, bu “teşfik”i koşullayan diğer sebeplerde var, sendikal örgütlenmelerin, demokratik-ilerici kurum ve kuruluşların “eski” kitlesel ve politik etki gücünden uzaklaşması gibi.

İşçi sınıfı ve İş hukukunda tanımlanmış biçimiyle daha geniş bir kesimi içine alan “çalışan” kesim büyük bir saldırıyla karşı karşıya. Uzun zamandır hazırlığı yapılan, fakat uygun fırsatının yakalanamamasından kaynaklı olsa gerek sürekli ötelenmek zorunda kalan kıdem tazminatı üzerine düzenleme yeniden gündeme getirildi.

1936’da kabul edilen ve Çalışma yaşamına(yürürlüğe) 1937’de giren ilk iş kanunda yer alan Kıdem Tazminatı, o yıllardan bu yana sürekli değişimlere uğramış. İlk zamanlar, 5 yıllık çalışma şartı Kıdem Tazminatı için gerekli görülürken, 5 yıllık çalışmadan sonra hesaplanmak üzere bir yıllık Tazminatın karşılığı da 15 günlük ücret karşılığı olmuş. Daha sonraki yıllarda ise, Kıdem Tazminatı bir çok değişikliğe uğradığı gibi, aynı zamanda Kıdem Tazminatının fona dönüştürülmesi de gündeme gelmiş fakat her seferinde işçi sınıfının aktif mücadelesi nedeniyle geri çekilmiştir.
Kıdem Tazminatı, işçi sınıfı ve çalışan kesimin sermaye karşısındaki önemli güvencelerinden biridir ve işçi sınıfı elinde kazanılmış bir hak olarak çalışma yaşamını güvenceye alan önemli bir etki gücüne de sahiptir. İşverenin işçiyi işten atması halinde ödemesi gereken tazminattır. Bu anlamıyla işverenin işçiyi keyfi olarak işten çıkarmasını da zorlaştıran bir güvencedir.Ve işçi sınıfı-çalışanın elindeki bu güvence, işveren açısından ise hem bir yük hemde işverenin keyfi davranmasını, esnek çalışmanın dahada esnekleştirilmesini, daha doğrusu sömürünün dahada derinleştirmesine zorluk çıkaran bir engeldir.

Erdoğan’ın geçen ay ortalarında , “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir” diyerek bu engelin ortadan kaldırılmasının zamanının geldiğinin işaretini verdi. Taslak olarak ortaya birşey sunulmasa da hem Erdoğan’nın hemde ilgililerin yaptığı açıklamalardan hareketle söylenebilir ki, pandemi sürecinin yarattığı fırsat üzerinden esnek çalışmanın dahada esnekleştirilerek çalışanın dahada güvencesiz hale getirilerek sermayenin sömürüsünün daha da derinleştirilmesi hedeflenmektedir. Zaten Erdoağan aynı konuşmada, ayaklarına gelen fırsatı değerlendirmek mecburiyetinde olduklarını belirtmiş, “fırsat bu fırsat” diyerek kıdem tazminatını bir daha gündeme getirilmeyecek şekilde ortadan kaldıracaklarının sermayeye müjdesini vermiştir.

Pandemi sürecini bir “fırsat “olarak değerlendiren Erdoğan ve şurekası, pandemi süresince sermayeye sunduğu olanakların sermaye için yeterli olmadığını bilmekte ve görmektedir. Pandemi’nin yarattığı riskleri gündem yaparak çalışan kesime dayatılan kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin, telafi çalışma gibi esnek çalışmayı daha da esnek hale getiren uygulamaların sermayenin çıkarları doğrultusunda genişletilerek kalıcı- sistemli hale getirilmesi arzu edilmektedir. Fakat öncesinde çalışan kesime gelir ve iş güvencesi sağlayan, esnek çalışmaya zorluk çıkaran kıdem tazminatı yeni bir sistem oluşturularak engel olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Telafuz edilen sistemin adı da “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi”dir.
“Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi”yle, kıdem tazminatının oluşturulacak fona devredilmesi öngörülmektedir. İşveren(sermaye)in çalışan karşısındaki muhataplığı ve yükümlülüğü bu vesileyle Fona devredilerek çalışanla fon ilişkilendirilirken işveren aradan çıkmaktadır.Bu durum en başta çalışanın işveren karşısındaki güvencesinin elinden alınarak, çalışanın işverenin insafına terk edilmesi anlamına gelmektedir. İşveren istediğinde çalışanı kapıya koyabilecek, istediği zaman çalıştırabilecektir. Bu durum işgücü piyasalarında esnekliğin önündeki en büyük engelinde kalkması anlamına gelmektedir. Pandemi nedeniyle çalışmaya zorunlu itilerek çalışan kesime dayatılan esnek çalışma dahada derinleştirilerek sistemli-yasal olacaktır. Esneklik işveren açısından daha fazla keyfiyet, çalışan açısından ise işten atılma korkusunun sürekli canlı kılınması, sömürünün yoğunlaşması, hak aramama-sendikasızlaşma demek olacaktır. 25 yaş altı ile 50 yaş üstü kesimin belirli süreli iş sözleşmesinin de tartışmaya açıldığı düşünülürse esas olarak sermayenin arzuladığı esnek çalışma modelinin çerçeveside anlaşılmış olacaktır. Yasalarda tarif edilen bu sözleşmenin “objektif” denen koşulları kaldırılarak esnek çalışmanın sermaye tarafından keyfiyetle esnekleştirilmesinin önü açılmak istenmektedir

Diğer yandan, işverenin kıdem tazminatı için her yıl için ödediği 30 günlük ücret, fona geçişle birlikte azalmakta ve işveren üzerindeki yükte böylece daha da hafifletilmek istenmektedir. Bu vesileyle işveren hem işçi karşısında daha rahat hareket etmesine zorluk çıkaran bir yükümlülükten kurtulmuş olmaktadır, hemde kıdem tazminatının fona devredilmesiyle birlikte fonda biriken milyarlar daha öncekiler gibi (Fakir-Fukara Fonu, Tasarruf Teşfik Fonu, Konut Edindirme Fonu, İşsizlik Fonu) yağmalanmak üzere sermayeye kayna olarak sunulacaktır.

“Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.” diyen Tayyip, yine yalan söylemekte, halkları kandırmaya çalışmaktadır. İşçi sınıfının kazanılmış haklarının en önemlilerinden olan Kıdem tazminatı, işçi sınıfı ve emekçileri işveren karşısında edilgen değil etkin kılan bir yeri vardır. Bu hakkın çalışanın elinden alınması veya zayıflatılması durumunda işveren daha da pervasız olacak, çalışan kesim hakkını aramada daha edilgen bir duruma düşecek, güçsüzleşecek, elindeki en büyük ve etkin silahından yoksun kalacaktır. “TES” ile çalışan üzerindeki kölelik zincirinin daha da ağırlaştırılarak pandemi sürecinin hırpaladığı işçi sınıfı ve emekçiler değil, sermayenin korunmak istendiği ortadadır.

Bu oyun bozulmalı, “fırsat”a izin verilmemelidir

“Fırsat” üzerinden kapsamlı ve işçi sınıfı, emekçileri teslim alacak bir oyun oynanmaktadır. Oyunun galibi belli değildir, fakat “fırsat”ın nimetlerinden faydalanmak isteyen sermaye hamlesini yapmış ve işçi sınıfı ve emekçilerin nabzını yoklamaktadır. Sendikal örgütlenmenin bölünerek kuşatılmasıyla iyice zayıflatılan sendikal mücadelenin diri-ilerici dinamikleri de etkilediği, sermayenin bu kapsamlı saldırı karşısında misyonunu yeterli düzeyde ortaya koyamadığı ve Pandemi süreciyle gündeme getirilen uygulamalarla işçi sınıfı ve emekçilere esnek çalışmayı dayatan ve bunu olağanlaştırmaya çalışan sermaye karşısında kararlı bir duruş sergileyememesi, “fırsat bu fırsat” diyen sermayenin bu yeni saldırı öncesi nabız yoklama hamlesine de cesaret veren bir yerde durduğu görülmelidir.

Çoklu Baro Tasarısı gündeme geldiğinde baroların gösterdiği refleksin değeri ayrı bir konu olmakla birlikte çıkan sonuçları ortadadır. Sergilenen refleks egemen sınıfların oyununu bozmaya yetmemiştir. Aynı durumun temcit pilavı gibi gündeme getirilen işçi sınıfı ve tüm emekçilerin yarınını ilgilendiren Kıdem Tazminatı için de yaşlanmaması için o süreçten öğrenilmelidir. Kıdem Tazminatı “kırmızı çizgimizdir” tavrı değerlidir ama bu beyan “oyunu” bozmaya yeterli değildir. Oyunu bozmak için daha ötesi gereklidir.

Daha ötesi mi, yanı başımızdaki kadınların ve gençliğin örgütlü birleşik mücadele ruhunda, kararlılığında ve refleksinde saklıdır.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Makale