
Emperyalist-kapitalist sistem ve bilumum gericiliğin insan ve tüm canlılar doğasına bir tehdit olduğu aşikarken, bu tehdidin “doğa felaketleri” biçiminde büyük yıkımlara yol açarak bizzat kendisinin gerçek bir felaket olduğu, yaşanan olaylarla çok daha çıplak biçimde somutlanarak kanıtlanmıştır…
Sel, yangın, deprem, iş kazaları değil, sadece ve sadece bütün bunlara tahripkarlığıyla yol açan emperyalist-kapitalist sistem ve her türden gerici iktidarlar öldürür! İnsan düşmanı, işçi ve halk düşmanı, kadın ve çocuk düşmanı, kültür ve kimlik düşmanı tekçi-ırkçı faşist gerici sınıf düzeni öldürür! Ve erkek değil, kadın düşmanı erkek egemen kapitalist sistem ve her türden gerici sınıf eril iktidarlar öldürür! Bu ölümler ne kaderdir ne fıtrat… Bilakis, tekelci sermayenin, para babası patronların, iktidar ve egemenlik düşkünü gerici bey, sermayedar ve sultanların, tiran ve zorbaların, emek gaspıyla palazlanan haramilerin, insanı köleleştiren barbarların eseridir!…
Doğa afetleri ve felaketleriyle yaşanan acılar, bu özel mülkiyetçi bezirganların, kan emici amiplerin, bencil burjuva gericiliğinin, sömürü iştahıyla tahrip ederek iflasın eşiğine getirdikleri, nefes alamaz hale getirip eko sistemini yok etme noktasına getirdikleri yorgun dünyanın ürünüdürler. Kapitalist talan ve kar uğruna tahrip edilerek tüketilen ve rant alanları açmak için yakılan orman-doğada ne insan ne de diğer canlıların nefes alma olanakları adeta kalmamıştır. Ne dünyanın ne doğanın ve ne de insanlığın geleceği bu barbarlara emanet edilemez…
İşte bu hale getirdikleri dünyanın bir parçası olan Türkiye-Kuzey Kürdistan’da, sel afetleri bir taraftan yaşamları felç edip insani dramlara yol açarken, yaşanan büyük yangın felaketi ormanları ve orman sakini yaban canlılarını yakıp yok ediyor. Yerleşim birimlerine sıçrayan yangınlar insan ölümleriyle iç acıtıcı manzarayı daha da vahim hale getiriyor. Yaşamından olan insanlar başta olmak üzere, yanıp kül olan tüm canlı ve hayvanların maruz kaldıkları bu tablo karşısında üzüntümüzü belirterek, yaşanan acıları paylaşıyoruz…
Dünyayı diğer canlılarla ortak yaşam alanı olarak kullanan ve düşünce ve eylem yeteneğiyle diğer canlılardan ayrılan insanın ve bu insanlığın bir parçası olan coğrafyamız halklarının; kıyımcı, katliamcı ve sömürgeci siyasi niteliğiyle dünya gericiliğini temsil eden emperyalist-kapitalist sistemin vahşi sömürü, talan ve tahribatına, bencil kar hırsı ve rant uğruna doğayı-canlıyı-insanı feda ederek yok eden köhne barbarlığına karşı, somutta Türk hakim sınıfları ve bu sınıflardan bir klik iktidarı olan Erdoğan-AKP/MHP ve çeteler iktidarına karşı, bir an bile gecikmeden ayağa kalkıp başta yaşam hakkı olmak üzere, tüm canlı doğa ve dünyaya sahip çıkması elzemdir…
Ne emperyalist-kapitalist sisteme ve ne de onun türevi gerici iktidarlara daha fazla tahammül edilemez. Emek bizimdir, gasp eden onlar. Üreten biziz, tüketen onlar. Aç kalan biz, semiren açgözlü doyumsuz toklar onlardır. Bu dünya bizimdir, yok eden onlardır. Yangın, sel ve tüm doğa felaketleri ve sonuçlarından sorumlu olan onlardır. Bu rantiyeci, çapulcu, sömürgeci, kıyımcı ve katliamcı egemen sınıflar, özel mülkiyet dünyasının imtiyazlarına dayanan vahşi sistemleriyle birlikte silinip tarih mezarlığına gömülmeden ne doğa ne de insanlık kurtulamaz…
Uzay projeleriyle caka satan, çılgın projelerle rant çevresini besleyen ve bu projelerden siyasi rant devşiren, gelişmiş ekonomiler arasında olma propagandalarıyla fiyaka yapan, uçuyoruz diyerek ekonomik büyüme safsatalarıyla övünen, Kanal İstanbul’da ısrar eden, faşist karakterine uygun savaş ekonomisiyle İHA-SİHA, ‘‘milli‘‘ helikopter ve uçak üretimi teknolojisiyle göğsünü geren, saraylar yapıp saltanat sürerek itibar cellatlığı yapan, kendine özel güvenlik ve ordu kurup besleyen, ve fakat yangın söndürmek için uçak bulamayan ama şahsına münhasır onlarca uçak ve helikopter bulunduran, yangını ve yangına maruz kalan doğa ve insanları kaderiyle baş başa bırakmaktan utanmayıp devletin itibarından ve komplo teorilerinden bahseden, ve mağdurların başlarına çay paketleri atarak halkı aşağılayan, dolayısıyla insanların, canlıların ve hayvanların ölümlerden sorumlu olan bu sahtekar, bu iki yüzlü, bu doğa ve halk düşmanı koyu gerici faşist Erdoğan-AKP/MHP iktidarını alaşağı etmek, artık ertelenemez bir görev ve zorunluluk olmuştur…
İnsanların kendileri, evleri, hayvanları, ormanı, doğası, canlısı devasa alevler içinde yanıp giderken, iktidarlarından başka bir şey düşünmeyen ve iktidar kaygısıyla hareket eden Erdoğan ve iktidar güruhu, kendisini aklayıp belediyeleri sorumlu göstererek siyasi rant elde etmenin peşine düşmüş, insanların acılarını kullanma düşkünlüğüne tevessül etmiştir. Bu utanç verici durum Erdoğan AKP/MHP güruhunun çıplak yüzü, çürümüşlüğünün tablosudur…
İster kaos senaryosu olsun ister sabotaj olsun ve isterse iktidarın gündem çarpıtma ya da iktidarını kurtarmaya dönük canice stratejisi ve vahşi planı olsun, acil ve öncelikli olan, yanan ormanların-doğanın, canlıların ve insanların yaşamlarını korumak, bunun için yangına müdahale ederek söndürmek olmalıdır. Ki, bu ancak insani değerlere sahip olanlara aittir; tüm değeri para ve iktidar egemenliği olan Erdoğan ve güruhuna değil…
Yangına araç-gereçleri göndermeyerek veya bunları kullanmayarak ya da yardımları reddederek adeta müdahaleyi engelleyip zayıflatan, dolayısıyla da yangının devam ederek felaketin büyümesini istercesine seyirci kalan ve bunu muhalefet için anti-propaganda olarak kullanmaya tenezzül eden bir zihniyet, ancak ve ancak iktidar saplantısıyla hasta olan ve insan-doğa-canlı sevgisi taşımayan koyu faşist insanlık dışı çöküntünün belirtisidir…
Bu iktidarın acımasızca ve ahlaksızca sürdürdüğü despotik aymazlığa, katliam ve yıkıma, saldırganlık ve talana, zulüm ve zalimliğe, sömürü ve saltanata, keyfiyetçi hoyratlık ve faşist pervasızlığa daha fazla tahammül edilemez. Kirlilik, çürüme, yolsuzluk, yiyicilik, hırsızlık, çetecilik, gasp, rant, rüşvet, cinayet, tecavüz ve suç örgütlenmesinden ibaret olan ve pislikler batağına saplanmış olan bu iktidar güruhu defedilmek durumundadır. Kadınlara, çocuklara, öğrencilere, her ulus ve azınlıktan işçilere ve halklara acı, açlık ve sefaleti, baskı, işkence ve katliamı, intihar ve ölümü reva gören; emperyalist tekeller ve onların işbirlikçisi yerel sermaye sınıf kliklerinin bencil çıkarları için doğayı talan edip zenginlikleri peşkeş çekerek yoksulluğu büyüten bu koyu gerici siyasal İslamcı güruh tasfiye edilip, hak ettiği çöplüğe gönderilmek zorundadır…








