Connect with us

Kadın

‘Kaybedilen ve katledilen her kadın için 25 Kasım’da isyanımız ve mücadelemizle alanlarda olalım’

SKM Genel Sözcüsü Tanya Kara, 25 Kasım’da erkek-devlet şiddetine karşı sokaklarda, alanlarda olacaklarını vurgulayarak, “Baştan aşağıya programlanmış bir erkek-devlet şiddeti ile karşı karşıyayız. Kadın cinayetlerine karşı, ‘kadınlar olarak grevdeyiz’ diyerek yaşamı durdurmalıyız. Kaybedilen, katledilen her kadın için bu 25 Kasım’da isyanımız ve mücadelemizle alanlarda olalım” dedi.

Yadigar Aygün/ İstanbul

İktidarın politikaları ve yargıdaki cezasızlık nedeniyle Türkiye’de her gün en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun kadın cinayetleri raporuna göre, 1–31 Ekim tarihleri arasında 27 kadın katledildi, 5 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti. Bu yılın ilk 10 ayında ise toplam 317 kadın hayatını kaybetti. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne sayılı günler kaldı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da kadın örgütleri ve LGBTİ+’lar sokaklarda, alanlarda olacak. Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Sözcüsü Tanya Kara ile erkek-devlet şiddeti, iktidarın politikaları ve bu şiddete karşı yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Sözcüsü Tanya Kara

AKP iktidara geldiği günden beri kadın politikalarını ‘aile’ kavramıyla paralel ilerletiyor. Bu politikaların bir sonucu olarak 2025 ‘Aile Yılı’ olarak ilan edildi. Ancak “Aile Yılı”nda yüzlerce kadın katledildi. İktidarın kadın politikalarını nasıl görüyorsunuz? Bu saldırılar karşısında örgütlü ve birlikte mücadele neden önemlidir?

Tanya Kara: AKP-MHP iktidarı kadın düşmanı politikaların geliştirilmesi ve derinleştirilmesi noktasında önemli adımlar attı. İktidara geldiği günden beri cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren, aile odaklı politikalar üretti. Bugün geldiğimiz aşamada ise 10 yıllık aile yılı stratejik saldırısı ile kadın düşmanı politikalarında yeni bir aşamaya geçmiş oldu. Aile Yılı programının içerisinde kadın emeğinin azgın sömürüsü, nüfus politikaları ile bağı içerisinde kadının doğurganlığına yani doğrudan bedenine dönük müdahalelerin geliştirilmesi hedeflenmiş durumda. Kadın emeğinin ucuz, esnek ve güvencesiz şekilde sömürülmesi oldukça önemli bir noktayı oluşturuyor, önümüzdeki dönem ataerki ve sermaye çelişkisi daha fazla derinleşecek, aile yılı programı ile bu başlı başına programlamış durumda. Dilovası’nda yaşananlar aslında ne ile karşı karşıya olduğumuzu en çıplak hali ile gösterdi bize. Kayıt dışı, güvencesiz, ucuz ve esnek çalıştırılan kadınlar ve kız çocukları. İşte aile yılının hedeflediği de tam olarak budur.

‘Yaşamı durdurmalıyız’

Aile 10 yılı programı ile birlikte sistematik bir saldırı dalgası devreye konulmuş, program aşamalara ayrılmış, uzun vadeli iktisadi ve toplumsal değişimleri hedeflediği açık biçimde ortaya koyulmuştur. Aile 10 yılı kadınlara, LGBTİ+’lara dönük bir kuşatma planıdır. Kadınları birey olarak görmeyen, yalnızca “annelik’’ ve “eşlik’’ rollerine hapseden, LGBTİ+’ları hedef göstererek yaşam hakkına saldıran, kadınları ve LGBTİ+’ları kimliksizleştirmeye çalışan bir kuşatma. Aile kutsanıyor ve kadınların, LGBTİ+’ların varlığı yok sayılıyor. Kadın düşmanı fetvalar ile rejim kadın düşmanlığında toplumu saflaştırmaya çalışıyor, kazanılmış haklara dönük saldırıları gündemleştiriyor, medeni haklar tartışmaya açılıyor, erkeklere eşlerine, kızlarına şiddet uygulama çağrıları yapılıyor ve en nihayetinde erkek yargı erkekleri koruyor. Baştan aşağıya programlanmış bir erkek- devlet şiddeti ile karşı karşıyayız, işin özeti. Bu politikalar karşısında etkin bir karşı koyuş geliştirmek durumundayız. Aile 10 yılı kapsamında 38 uluslararası şirket ve yerli firma ile anlaşma yaptılar, bu firmaları boykot etmeliyiz. Kadın cinayetleri, şüpheli ölümler karşısında etkin adalet mücadelesi veren kadın adaleti mekanizmaları- biçimleri yaratmalıyız. “Kadın cinayetlerine karşı, kadınlar olarak grevdeyiz” diyerek yaşamı durdurmalıyız. Bu saldırı ancak kadınların seferberliğiyle durdurulabilir. Kadınlar, kadın hareketinin gücüne ve birikimlerine güvenmeli ve cesur adımlar atmalıdır. Kadın dayanışmasını ve birlikte mücadele olanaklarını daha da güçlendirmeliyiz.

11. Yargı Paketi’nin açıklanmasından sonra kadın ve LGBTİ+’lar birçok ilde sokağa çıktı. Meclise getirilmesi düşünülen 11. Yargı Paketi’nde kadın ve LGBTİ+’lara yönelik ne gibi hak gaspları mevcut. Paketin Meclis’ten geçmesi durumunda kadın ve LGBTİ+’ları ne bekliyor?

Tanya Kara: Esasında kadınların kazanılmış haklarına dönük sistematik saldırılarla karşı karşıyayız. Her yargı paketinde, kadın düşmanı yasaları parça parça geçirmeye çalışıyorlar. 11. yargı paketinde ise LGBTİ+’ların varlık hakkının tanınmayacağı, doğrudan varoluşun cezalandırılacağı bir kapsam önümüze çıkmış oldu. Taslak, çocukların yetişkinlerle aynı şekilde yargılanmasını, “hayasızca hareketler” suçunun “biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka uygun olmayan davranışlar” şeklinde genişletilmesini ve cinsiyet uyum süreçlerinin zorlaştırılmasını öngörüyor. Çocuklar yetişkinlerle aynı şekilde yargılanabilirken, 18 yaşını geçmiş LGBTİ+’lar kendi bedenlerine dair karar alamaz hâle getiriliyor; cinsiyet uyum sürecinin yaş sınırının yükseltilmesi gerektiği sürekli olarak propaganda ediliyor. Bu yasa taslağına hem kadınlardan hem de LGBTİ+’lardan ciddi tepkiler geldi. Onlarca şehirde kadınlar ve lubunyalar sokaklara döküldü ve en nihayetinde bu maddeler geri çekildi. Fakat dikkat etmemiz gereken nokta, bu saldırılardan vazgeçmeyecekleri. Heteroseksizme karşı sistematik biçimde mücadele etmeli ve gökkuşağının onurlu mücadelesini her yere taşımalıyız. LGBTİ+’ların varlığını tanımayanlara karşı her yerde var olmaya devam edeceğiz haykırışını büyütmek zorundayız. Bu konuda kadın örgütlerinin ve emekçi sol hareketin önünde önemli sorumluluklar bulunuyor; toplumsal tepki oldukça kritik. Heteroseksizme karşı mücadelede, herkesin saf tutması gereken bir zaman dilimindeyiz.

Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve birçok kadın şüpheli şekilde katledildi. Rojin Kabaiş ve tüm şüpheli kadın ölümlerin aydınlatılması ve adaletin sağlanması neden önemlidir?

Tanya Kara: Kadın cinayetleri her geçen gün artıyor ve 2025 yılının başından bu yana şüpheli kadın ölümleri, kadın cinayetlerinin sayısını geçmiş durumda. Burada çok açık ifade etmemiz gerekir ki, “şüpheli kadın ölümü” diye sunulan durum, fail erkeklerin korunması, aklanması ve yargılanmaması içindir. Gülistan Doku 6 yıldır kayıp; dört bir yanı kameralarla çevrili bir yerde izine ulaşılamıyor. Buna inanmıyoruz. Gülistan’ın faillerinin bulunmasını istemiyorlar; failleri koruyorlar. Her şüpheli kadın ölümünün ardından kamuoyu, kadının intihar ettiği veya yanlışlıkla camdan düştüğü inandırılmaya çalışılıyor. Cezasızlık politikalarının bir parçası olarak, fail erkekleri saklamak ve kadın cinayetlerini etkin bir soruşturma yürütmeden dosyayı kapatarak korumak istiyorlar. Rojin Kabaiş dosyasında da benzer bir durum söz konusu: İntihar dediler, ancak Adli Tıp Kurumu raporunda iki erkek DNA’sına rastlandı ve bu açıklama tam bir yıl sonra geldi. Bu açıklamaların, kadınların, adalet komisyonlarının ve ailenin mücadelesinin bir sonucu olarak geldiğini de asla unutmamak gerekiyor. Şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması, fail erkeklerin korunmasını engellemek anlamına gelir. Cezasızlık politikalarına ve erkek adalete karşı gerçek adalet mücadelesi vermek demektir. Erkek-devlet, kadınları katleden fail erkekleri korumak için “şüpheli kadın ölümü” diye bir gerçek yaratmaya çalışıyor; buna asla izin vermemeli ve etkin soruşturmaların yürütülmesini sağlamalıyız. Erkek-devlet şiddeti karşısında bir barikat örmek, kadın dayanışmasını güçlendirmek anlamını taşıyacaktır.

İktidar, sosyalist, komünist kadınlara karşı saldırılarını bu dönemde artırdı. Bu yıl çok sayıda sosyalist kadın tutuklandı. Son süreçte ESP’li Deniz Aktaş, ETHA muhabiri Ebru Yiğit tutuklandı. İktidar, özellikle kadın mücadelesinde, sokakta ve alanlarda mücadele eden kadınları gözaltına alıp, tutukluyor? Tutsak kadınlar için kadın örgütleri neler yapmalıdır? İktidarın baskılarına karşı neler yapılmalıdır?

Tanya Kara: Kadınları katillerinin, çocuk istismarcılarının, uyuşturucu satıcılarının, çetelerin korunduğu, aklandığı bu düzende elbette erkek yargı kadınların, işçi ve emekçilerin özgürlüğü, eşitliği için mücadele edenleri cezalandıracak. O yüzden bu cezalar sadece sosyalistlere değil bu değerleri savunan inanan sosyalistlere, kadınlara emekçilere verilmiş bir gözdağıdır. Eş Genel Başkanımız Hatice Deniz Aktaş ve Genel Meclis Üyemiz Ebru Yiğit Bakırköy hapishanesinde tutulmaktadır. Tutsaklarla dayanışmayı yükseltmek için; mektup göndermek, kitap yollamak, görüşçüleri olmak, para yollamak yani her türlü ihtiyaçlarını gidermek hepimizin görevi ve sorumluluğudur. Bu saldırılar karşısında dayanışmayı yükselterek, tutsakların sesini, üretimini, direnişlerini dışarıya taşıyarak durabiliriz. Verilen cezaların, kadınların siyasete katılımını engellemek olduğunu, kadın hareketine de verilen bir mesaj olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bu saldırı karşısında kadın dayanışmasını yükseltme, siyasi tutsak kadınların özgürlüğü için mücadele etmeyi hep birlikte sürdürmeliyiz.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için çalışmalarınız var mıdır? 25 Kasım için kadınlara bir çağrınız var mıdır?

Tanya Kara: Kadın cinayetlerine karşı “harekete geç” çağrısı ile birlikte 25 Kasım’da sokaklarda, meydanlarda olma çağrısı yapıyoruz. Kadın cinayetlerinin her geçen gün artığı, “şüpheli kadın ölümleri” diyerek faillerin saklandığı bir gerçek içerisinde fail erkeklerin devlet tarafından nasıl saklandığını, korunduğunu teşhir etmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınların dosyalarını tekrar gündemleştirmek, yaşanan adaletsizlikler karşısında harekete geçilmesini sağlamayı da hedefliyoruz. Özellikle “Rojin Kabaiş’e ne oldu?” sorusunu yükseltmenin, bu 25 Kasım’da oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Kaybedilen, katledilen her kadın için, bu 25 Kasım’da isyanımız ve mücadelemizle alanlarda olalım. Rojin’in ve Gülistan’ın resimleriyle, erkek devlete ve erkek yargıya karşı sokaklara akalım.



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Kadın