
10 Temmuz’da kanser nedeniyle yaşamını yitiren Yener Tuna, bugün İstanbul Esenyurt’ta anıldı.
10 Temmuz’da uzun süredir mücadele ettiği kanser nedeniyle yaşamını yitiren Yener Tuna, bugün İstanbul Esenyurt’ta anıldı. Sosyalist Meclisler Federasyonu, Ardahan 78’liler Derneği ve Yaşam Ağacı Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği anma Esenyurt Belediyesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde yapıldı.
Sosyalist Meclisler Federasyonu adına yapılan konuşmada, “Bu topraklardan Suphiler geçti. Adımları bu topraklara, teri bu coğrafyaya yayıldı. Bu topraklardan Dursun Akçamlar, Ümit Kaftancıoğulları ve daha onlarca devrimci, aydın geçti. Bu topraklara devrim, demokrasi, eşitlik tohumları ekmenin yanı sıra faşizme, emperyalizme karşı ve gericiliğe karşı koyma mücadelesini, geleneğini var ettiler. 1968 yıllarında başlayan ve 70’li yıllarda tüm Türkiye’yi saran devrimci dalga, en çok da Kars’ı sarıp sarmalamıştı. 1970’in ortalarına gelindiğinde Kars’ın merkezinden en uzak köylerine kadar devrimci dalga bölük bölük her alanı etkisi altına almıştı. 1977’nin sonlarında Hanak’ta yapılan ve yaklaşık 7 binin üstünde katılımın olduğu miting iki olguyu ortaya çıkarmıştı: Bir, Kars’ta devrimci mücadele artık kitleselleşmişti iki artık bu mücadeleyi doğru bir zeminde örgütleyip doğru hedeflere yönlendirme zorunluluğu kendini dayatmıştır. İşte böyle bir dönemde Kaypakkaya geleneğini Kars’a taşıyan ve onu daha ileri boyutlara taşıyacak yoldaşlar, beyinlerinde Kaypakkaya’nın düşünceleri ve yüreklerinde ki korkusuzlukla ön saflara atıldılar. İşte bu yoldaşlardan biri de Yener Tuna yoldaştı” denildi.
SMF adına yapılan açıklamanın devamında şunlara yer verildi;
İşte bu devrim ateşinin alaza döndüğü bu mücadelenin en önemli insanlarından biriydi Yener Tuna yoldaş. Duruşu ve yüreğiyle yanındaki yoldaşlara güven veren, soğukkanlı tavrıyla olaylara mantıklı yaklaşan, haksızlığa karşı ve tutumuyla tüm yoldaşların sevdiği, özel saygı gösterdiği biriydi. Yener Yoldaş Kars’ta profesyonel çalışan yoldaşlardan farklı olarak evli ve iki çocuk babasıydı. Buna rağmen onun için Kaypakkaya düşüncesi; devrimin, mutlaka zafere gitmenin tek ve vazgeçilmez yoluydu.
12 Eylül’ün gerekçelerinden biri olarak da “Kars kalesine asılan kızıl bayrak”ı saymıştı diktatör Kenan Evren. Dolayısıyla bu açıklama, faşizmin, Kars’ta devrimci mücadelenin üzerine kara bulut gibi çökecek ve zulüm ölçülemez bir boyutta olacağının göstergesiydi. 9. Kolordu Komutanlığı tüm gücüyle Kars’a giriyor, işkenceden geçirilmedik köy bırakmıyordu. Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden bu işkence yıllarca sürdürüldü. On binlerce insan tutuklandı, aylarca işkenceden geçirildi.
Yener yoldaş da, dava arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. Yoldaşların Kars özgülünde yaptıkları eylemler, işkencede bir bir Yener yoldaşın karşısına çıktı, çıkartıldı. Günlerce süren ağır işkencelere rağmen önderi Kaypakkaya’ya yakışır bir direniş sergiledi. Ardından tutuklanarak Erzurum Hapishanesi’ne konuldu.
Burada Yener yoldaşa polisteki işkenceden daha yoğun ve daha sistematik işkence uyguladılar. Ama Yener yoldaş, devrimcilere dayatılan askere “komutanım” deme, esas duruşa geçme, yemek duası etme gibi baskılara asla baş eğmedi. Bu ideolojik ve fiziksel işkenceye karşı Yener yoldaş yoldaşları ile birlikte direnişi örmüş, burada önemli bir misyon üstlenmiştir. Erzurum’un -40-50 derecelere varan soğuğuna karşın atlet ve donla dolaşmış, ancak tek tip elbise giymeye direnmiştir. Mahkemelere giderken “Kemer çıkar! Pantolon indir!” komutlarına uymamış, bu talimatlarla mahkemeye gitmektense hücrede gönderilmeyi tercih etmiştir.
Yener yoldaş hapishaneden çıktıktan sonra da çalışkanlığı, dürüstlüğü ve fedakarlığıyla her zaman örnek bir militana, değerli bir devrimciye yakışır bir yaşam sürdürmüştür. 1 Mayıslar onsuz olmamıştır. Somalar, Erganiler, maden direnişleri onun katılımı olmadan gerçekleşmemiştir. 18 Mayıslar onsuz anılmamıştır. 6 Mayıslar, 31 Martlar, 15-16 Haziranlar, devrim, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin tüm günleri onsuz olmamış, Gezi İsyanı dahil toplumsal direnişlerde yerini almıştır. Değerli Yener yoldaş Kaypakkaya düşünceleriyle yüz yüze geldiğinden son nefesini verinceye dek Kaypakkaya düşüncesine olan bağlılığını, Devrime olan inancını ve yoldaşlarına olan güvenini bir dakika olsun kaybetmeden aramızdan ayrıldı. Yoldaşımızı, altınçağa varıncaya bu mücadele içerisinde yaşatacağız, unutmayacağız! Her zaman mücadelemizde yaşayacak!
Anmaya şair, yazar, ressam Muzaffer Oruçoğlu’da mesaj yolladı.






