
T.C.’nin kurulmasıyla emperyalist güçlerin desteğini alan Türk devleti, tekçi zihniyetini zorla farklı inançlara kabul ettirme çabasını devam ettirmektedir.
Türk devleti, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaşayan Türk olmayan ve Sünni İslam dinine mensup olmayanlara üç seçenek tanıttı. Birinci seçenek; Türkçü ve İslami ideoloji kabullenilecek, ikinci seçenek; birinci seçenek kabul edilmez ise, yerleştikleri topraklarını terk edeceklerdir, üçüncü seçenek; soykırım veya katliamla öleceklerdir. Bu üç seçenek, 100 yıllık T.C. tarihinde 100‘lerce kez gerçekleşmiştir. Bu seçenekleri kendi tarihinde yaşayan halklardan bir tanesi de Alevi inancına mensup kesimdir.
100 senelik T.C.’nin tarihinde onlarca hükümet kurulmuştur, farklı partiler iktidara gelmiştir. Fakat Alevilere ve farklı inançlara dayatılan soykırım politikası değişmemiştir. İktidara gelen hâkim sınıfların farklı kesimleri tarafından katmerli biçimde asimilasyon devam ettirilmiştir.
Seçimler yaklaştıkça burjuva partiler Alevilerin oylarını almak için değişik vaatlerde bulunuyorlar. Uzun süreden beri AKP iktidarının temsilcileri, Cemevleri’ni ziyaret ediyor, Alevi kanat önderleriyle görüşmeler yapıyor.
AKP’nin amacı, Alevilerin kültürünü, yaşantısını, yaşam biçimini Sünni İslam’ın hegemonyası altına almaktır. Bir daha alevi inancın bu topraklarda yeşermemesi için AKP/MHP iktidarı torba yasayla stratejik planları dahilindeki çalışmalarını devam ettiriyorlar. ‘‘Cemevleri’ni Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Cemevleri başkan ve yardımcılarını da Cumhurbaşkanı atamasına bağlayan yasa bu stratejinin açık ifadesidir.
AKP iktidarı dönemimde toplumda çokça tartışılan, kitleler tarafında protesto edilen kayyum atanması, Cemevleri’nin özgülünde de gerçekleşmiş oldu: Cemevleri de Türk devleti hegemonyasının ideolojik araçlarından biri olan Sünni İslam dininin denetimine sokuldu. Böylece Alevilerin, neye göre ve nasıl yaşayacakları Sivas’ta Alevileri yakan zihniyetin denetimine verildi.
Devletin tekçiliği, Kemalistlerin Alevilere ihaneti!
T.C.’nin kuruluşundan bugüne kadar tek bayrak, tek dil, tek ırk, tek din gibi, ırkçı faşist söylemler eşliğinde sürdürülen asimilasyon, genel olarak iki metot şeklinde gerçekleşiyor. Bazen, soykırımlar, katliamlar yoluyla, bazen yasal yollarla azınlıkların kültürünü, inançlarını ilhak ederek, yaşadıkları topraklarda bitirmek biçimcide oldu ve oluyor. AKP’nin yapmak istediği de budur. Çıkardığı torba yasayla Alevilerin ibadet yerlerini, Sünni İslam kurumlarına dönüştürmektir
Geçmişte de Kemalistlerde aynı uygulamalara başvurdular. Kemalistlerin kendi çıkarları için Alevileri savaşa sürüklemek, kendi emellerini gerçekleştirmek için Hacı Bektaş Dergahını ziyaret etmiş, T.C.’nin kurulmasıyla Alevi haklarına yer vereceklerinin sözünü vermişlerdir. Bu ziyaretin esas amacının, Alevilerin desteğini almak ve onları savaşa katmak olduğu, Hacı Bektaş Dergâhı’nı ziyaretinden 6 ay önce yapılan yazışmalarda ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal, Alevilerin savaşta desteğini alması için 26 Haziran 1919 tarihinde Konya II. Ordu Müfettişliğine yolladığı yazı şöyledir:
“Tokat ve çevresinin İslam nüfusunun % 80’i, Amasya çevresinin de önemli bir bölümü Alevi mezhepli ve Kırşehir’de Baba Efendi hazretlerine çok bağlıdırlar. Baba Efendi, ülkenin ve ulusal bağımsızlığın bugünkü güçlüklerini görmekte ve yargılamakta gerçekten yeteneklidir. Bu nedenle, güvenli kimseleri görüştürerek kendilerinin uygun gördüğü “Ulusal hakları koruma” ve “Başka ülkeye bağlanmama” derneklerini destekleyecek birkaç mektup yazdırılarak buralardaki etkili Alevilerin Sivas’a gönderilmesini pek yararlı görüyorum. Bu konuda içten yardımlarınızı dilerim. / 3.Ordu Müfettişi Fahri Yaver /Mustafa Kemal “
22 Aralık 1919’da Mustafa Kemal’in içinde olduğu heyet, Hacı Bektaş Dergâhı’nın önde gelen isimlerinden Çelebi Cemalettin Efendi ve Dedebaba Postunda oturan Salih Niyazi Dedebaba’yı ziyaret eder. Kurulacak Cumhuriyet’te destek ister. Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Dedebaba, Kemalistlere destek vereceklerini bildirir. Alevi kitlesi savaşa katılır. İktidarın kurulmasından sonra Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Dedebaba ziyaret eden heyet, Alevi halkının haklarını garantiye alacağını söylemesine rağmen, 1925’de Hacı Bektaş Dergâhı ve Alevi ibadet yerleri kapatılarak, Alevi halkının ibadet yerleri yasa dışı ilan edilir.
Aynı oyun cumhuriyetin kuruluş aşamasında Kürtlere oynandığını herkes biliyor. Lozan’da görüşmeler olurken, Mustafa Kemali’nin isteği üzerine Kürt kıyafetlerini giyinerek, Lozan’a telgraf çeken vekillerden Hasan Efendi, Kemalist iktidar tarafından idam edilmeden önce sehpada şu sön sözü söyler: “Ey Kürt Halkı! Bizden de ibret alın ve bilin ki, dünyadaki en güvensiz söz Kemalistlerin verdiği şeref sözüdür.”
Bir asır üzerinde geçen bu sinsi planın aynısı bugün uygulanıyor. Erdoğan, Alevi ibadet yerleri olan Cemevleri’ni ziyaret ediyor, akabinde iktidar organlarına Cemevleri’ni bağlıyor, buna karşı protesto eden Alevi Pirlerine, polis şiddeti uygulanıyor. Alevilerin basın açıklamasının yapılması yasaklanıyor, hakkında dava açılıyor. Bir kez daha şahit olduğumuz, Alevi açılımı vb. söylemler, iktidarın Alevilerle sonuçlanmayan siyasi, ideolojik hesaplaşması oluyor. Osmanlı’dan bugüne kadar bu topraklarda haktan, özgürlükten yana olan, Şeyh Bedreddin, Pir Sultan Abdal, Abdal Musa, Hallac-ı Mansur, kültürünün mirasçılarıyla bitmeyen hesapları vardır iktidarın.
Sonuç olarak; Osmanlı’dan bugüne kadar sürekli soykırıma maruz kalan Alevilerin kendi ibadetlerini nasıl ve nerede yapacakları kendilerinin karar vereceği sorundur. Hiçbir güç onların inançlarına, yaşantılarına karışma, değiştirme yetkisini elinde bulunduramaz. Dışarıda kayyumlarla atananların Alevi toplumun içinde ve Cemevleri’nde yeri olamaz.
Haklı ve demokratik taleplerini dile getiren Alevi dernekleri ve federasyonların demokratik protestolarına saldıran faşist zihniyeti nefretle kınamalıyız, faşist baskıların her gün geliştiği, zayıf düştükçe çılgına dönen AKP/MHP iktidarının, ezilen halkın ve inançlarının baş düşmanı olduğunu sürekli vurgulayarak, her türlü burjuva partilerine karşı, ezilenlerin birlikteliğinin sağlanması yönünde daha çok çaba harcamalıyız.









