Connect with us

Kadın

‘Sosyalizm olmadan gerçek eşitlik mümkün değil, 25 Kasım’da alanlardayız’

Emekçi Kadınlar üyesi Gizem Köksal, 25 Kasım’da erkek-devlet şiddetine karşı tüm kadınları sokaklara çağırdı. Köksal, “Kadına yönelik şiddetin kökleri kapitalist ataerkil sistemde yatıyor. Ataerkil kapitalist düzen bize özgürlük sunmuyor. Savaşsız, sömürüsüz bir dünya için her 25 Kasım’da alanlardayız” dedi.

Yadigar Aygün/İstanbul

Mirabel Kardeşler diktatörlüğe karşı mücadele ettikleri için 25 Kasım 1960’da vahşice öldürüldüler. 1981’de yapılan Birinci Latin Amerika ve Karayip Kadınlar Kurultayı’nda 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak kabul edildi. O günden bu yana 25 Kasım’da tüm kadınlar sokaklarda kadına yönelik şiddeti protesto ediyor.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun kadın cinayetleri raporuna göre, 1–31 Ekim tarihleri arasında 27 kadın katledildi; 5 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti. Bu yılın ilk 10 ayında ise toplam 317 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdi. Kadınlar hem evlerde hem sokaklarda hem de işyerlerinde erkek şiddetine maruz bırakılıyor. İşyerlerinde ise ayrımcılık, cinsiyetçi söylemler, kötü çalışma koşulları, baskı, mobbing, taciz ve emek sömürüsü kadınların karşı karşıya kaldığı temel sorunlar arasında yer alıyor. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’de ve dünyada kadın örgütleri, LGBTİ+’lar, işçi ve emekçi kadınlar, öğrenciler sokaklarda olacak; şiddete, eşitsizliğe ve erkek-devlet politikalarına karşı ses yükseltecek. İstanbul’da kadın örgütleri, LGBTİ+’lar ve dayanışma içinde olan herkes yarın saat 19:30’da Taksim Tünel’de bir araya gelecek.

Emekçi Kadınlar (EKA) üyesi Gizem Köksal ile erkek-devlet şiddetinin nedenlerini ve şiddete karşı neler yapılması gerektiğini konuştuk.

AKP iktidara geldiği günden beri kadın politikalarını ‘aile’ kavramıyla paralel ilerletiyor. Bu politikaların bir sonucu olarak 2025 ‘Aile Yılı’ olarak ilan edildi. Ancak “Aile Yılı”nda yüzlerce kadın katledildi. İktidarın kadın politikalarını nasıl görüyorsunuz?

Gizem Köksal: Aile Yılı ironisi ve kadın politikaları… Dinci gerici iktidarın aile yılı odaklı politikaları aslında kadınları eve hapsetmeye, geleneksel rollere mahkûm etmeye yönelik. ‘Aile Yılı’ ilan edilmesine rağmen yüzlerce kadının katledilmesi, bu politikaların nasıl bir güvenlik boşluğu yarattığını da açıkça gösteriyor. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu dinci, gerici iktidarın yasaları, caydırıcı olmayan cezaları ve şiddeti önlemeyen yaklaşımları bize bunu açıkça gösteriyor. Bu yalnızca AKP iktidarına özgü değil, kapitalist düzenin kendisine özgüdür.  Öte yandan AKP’nin ‘aile’ vurgulu politikaları, kadınları toplumsal hayattan soyutlayıp geleneksel ‘anne ve eş’ rollerine hapsetmeyi amaçlayan sistematik bir projedir. ‘2025 Aile Yılı’ gibi sembolik hamleler, bu geri çekilme politikasının bir parçasıdır. Ancak bu retoriğin pratikteki karşılığı, kadınların hayatının hiçe sayılması olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme, nafaka hakkına yönelik saldırılar, sığınma evlerinin yetersizliği ve caydırıcı olmayan cezalar doğrudan kadın katliamlarını her geçen yıl artırmaya devam ediyor. İktidar, ‘aileyi koruma’ söylemini kullanarak aslında şiddeti besleyen, kadın düşmanı bir yapıyı kurumsallaştırıyor. Kısacası dinci-faşist düzenin bu politikaları kadınları değil, ataerkil aile yapısını korumaya hizmet ediyor.

11. Yargı Paketi’nin açıklanmasından sonra kadın ve LGBTİ+’lar birçok ilde sokağa çıktı. Meclise getirilmesi düşünülen 11. Yargı Paketi’nde kadın ve LGBTİ+’lara yönelik ne gibi hak gaspları mevcuttu.  Kadın örgütleri ve LGBTİ+’ların mücadelesi ile geri çekmek zorunda kaldılar. Paketin Meclisten geçmesi durumunda kadın ve LGBTİ+’ları ne bekliyor?

Gizem Köksal: Bu yasa tasarısı salt olarak kadın ve LGBTİ+ düşmanı maddelerle dolu. Özellikle ‘cinsel dokunulmazlık’ ve ‘namus’ gibi kavramların yeniden tanımlanması, taciz ve tecavüz davalarını etkisizleştirebilir. LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemini meşrulaştıracak düzenlemeler var. Paket geçerse, şiddete uğrayan kadın ve LGBTİ+ bireyler adalete erişimde ciddi engellerle karşılaşacak. 11. Yargı Paketi, iktidarın kadın ve LGBTİ+ düşmanı yaklaşımının en somut ve tehlikeli yansımalarından biri. Pakette doğrudan ‘cinsel dokunulmazlık’ ve ‘namus’ gibi kavramlarla oynanarak, taciz ve tecavüz davalarının önü tıkanmak isteniyor. ‘Hâkimin takdir yetkisi’ gibi muğlak ifadelerle, faillere hafifletici sebepler yaratılıyor ve cezasızlık kültürü pekiştiriliyor. LGBTİ+’lar açısından bakıldığında ise paket, ‘toplumsal cinsiyet’ temelli nefreti ve ayrımcılığı yasal zemine taşıma niyetinde. Bu paket, özellikle boşanma, velayet ve şiddetten korunma süreçlerinde kadınları çok daha savunmasız bırakacak. Meclis’ten geçmesi durumunda, şiddete uğrayan her kadın ve LGBTİ+ için adalete erişim neredeyse imkânsız hale gelecek ve failler daha da cesaretlenerek şiddeti sıradanlaştıracak.

Kadına yönelik şiddetin kaynaklarından birisi de kapitalist ve ataerkil sistemdir. Kapitalist sistem yıkılmadan kadınlar tam anlamıyla özgür olamayacak. Kadınların özgür ve eşit bir yaşam sürebilmesi için sosyalizm gereklidir. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Sosyalizmin inşa edilebilmesi için kadınlar neler yapmalıdır? Örgütlü ve birleşik mücadele neden önemlidir?

Gizem Köksal: Kadına yönelik şiddetin kökleri kapitalist ataerkil sistemde yatıyor. Sosyalizm olmadan gerçek eşitlik mümkün değil. Kadınlar için yapılması gereken mücadele ağlarını güçlendirmek, kadın sorunun kaynağının bu düzenle içkinliğini gözler önüne sermek ve bu bilinçle örgütlenmek, işçi- işsiz tüm kadınların mücadelesini büyütmek. Bu noktada birleşik bir örgütlü mücadele önemli çünkü ancak birleşik bir mücadeleyle bu sistemi değiştirebiliriz.

Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve birçok kadın şüpheli şekilde katledildi. Rojin Kabaiş ve tüm şüpheli kadın ölümlerin aydınlatılması ve adaletin sağlanması neden önemlidir? 

Gizem Köksal: Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve diğer şüpheli ölümlerin aydınlatılması sadece kayıp aileler için değil, tüm toplum için önemli. Bu davalar aydınlatılmazsa, devletin kadın yaşamlarına verdiği değersizlik perçinlenmiş olur. Adalet sağlanmazsa, her kadın ‘sıradaki kurban’ olabilir. Adalet talebinin de yalnızca bu sistem içinde değil, bu sorunun kaynağı olan düzeni de teşhir etmek ve birleşik bir mücadeleyi örgütlemek gerekiyor. Kadınlar; Gülistan Doku için yıllardır mücadele ediyor, Rojin Kabaiş için ise 1 yılı aşkındır mücadele yürütüyor. Bu noktada mücadele ederken şu bilinçle mücadele etmeliyiz; halkların mücadele birliği. Rojin’in ve Gülistan’ın bu topraklarda adalet talebinin bu kadar yüksek olması ve de asla bir sonuca ulaşmaması, her ulustan kadınların enternasyonal mücadelesi ile gün yüzüne çıkmaktadır.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için çalışmalarınız var mıdır? 25 Kasım için kadınlara bir çağrınız var mıdır?

Gizem Köksal: Günden güne derinleşen yoksulluk, şiddet, savaş ve sömürü karşısında, Mirabel Kardeşler’den aldığımız isyan bayrağını yükselten emekçi kadınlar olarak sesleniyoruz. Evlerde şiddet görüyor, güvenli bir yaşam kuramadığımız için hapsolduğumuz bu düzen içinde boğuşuyoruz. Şiddetsiz bir yaşamı birlikte örmek için 25 Kasım’da tüm kadınları sokaklara, alanlara, mücadeleye çağırıyoruz.

İşçiyiz; düşük ücretlerle, güvencesiz ve insanlık dışı koşullarda çalıştırılıyor, emeğimiz gasp ediliyor. Sömürüsüz bir yaşam için 25 Kasım’da işçi ve emekçi kadınları meydanlara davet ediyoruz.

Öğrenciyiz; maddi imkânsızlıklar, niteliksiz eğitim, işsizlik ve barınma sorunlarıyla boğuşuyor; kampüslerde ve yurtlarda şiddet ve tacizle yüz yüzeyiz. Sesini çıkaramayan tüm genç kadınların sesi olmak için 25 Kasım’da alanlardayız.

Emperyalistler ve işgalciler dünyayı savaşa, yok oluşa sürüklüyor. Filistin’de soykırım yaşanıyor. Savaş bölgelerinde kadınlar ve çocuklar her türlü şiddete maruz kalıyor. Savaşsız, sömürüsüz bir dünya için her 25 Kasım’da alanlardayız. Ataerkil kapitalist düzen bize özgürlük sunmuyor. Kazanımlarımıza saldırılıyor, mücadele edenler hedef alınıyor, derneklerimiz kapatılıyor. Tüm bu saldırılara rağmen sokakta olmaktan, el ele vermekten vazgeçmiyoruz. Birbirimizden aldığımız güçle, Mirabel Kardeşlerin mirasını sahiplenerek mücadelemizi sürdüreceğiz. İşçi-işsiz, emekçi, genç ve öğrenci tüm kadınları 25 Kasım’da Mirabel Kardeşlerin isyanını sahiplenmeye sokaklara, meydanlara çağırıyoruz.



More in Kadın