Connect with us

Makale

Toprak Mercan | “Pratik-Eleştirel” Eylemlilik Örneği: Dersim Belediyesi Toplu İş Sözleşmeleri

Dersim Belediyesi, cinsiyetsiz bir toplum inşası ve yaşamın yenilenmesi için, doğadaki ve toplumdaki erk ve anlamı yapılandıran ataerki kategorilerinin ötesine geçmek için çaba sarf etmektedir.

Karl Marks, Feuerbach Üzerine Tezler’de “filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; esas olan onu değiştirmektir” demektedir. “Dünyayı değiştirmek” bu anlamda teorileştirme ile birlikte eylemlilik içinde olmanın bütününü ifade etmektedir. Nitekim Marks’ın yine aynı eserinde ifade ettiği gibi, “insan, hakikati, yani düşüncesinin gerçekliğini ve gücünü, bu dünyaya aitliğini pratikte kanıtlamalıdır”. Bu pratiğin düzeyi kuşkusuz çeşitli değişkenlere bağlı olarak ortaya çıkmakta ve söz konusu değişkenler bu pratiğin etki alanını sınırlayabilmektedir. Ancak bütün sınırlamalara rağmen örülen duvarlarda, geliştirilen çeşitli yöntemlerle daha sonra büyük çatlamaları sağlayacak gedikler açmak mümkündür. Bu bilimsel çıkarsamanın Türkiye’deki müstesna bir örneği Dersim Belediyesi’dir. Dersim Belediyesi verili koşullardaki sınırları zorlamakta ve Marksist sınıf bilinciyle emeğin yönettiği bir pratik geliştirmektedir. Proletaryanın yüzyıllardır elde etmek için mücadele ettiği insan hakları bugün Dersim Belediyesi’nde uygulama alanı bulmaktadır.

Gerçekten de Dersim Belediyesi’nde 2023 yılında uygulanan toplu sözleşmeler incelendiğinde emeği gözeterek alınan kararlardan çok daha fazlasını görmek, bizzat emeğin aldığı kararları görmek mümkün.

Dersim Belediyesi’nde sendikalaşma oranı %100’dür. Toplu sözleşmeye eklenen maddelerle “işyeri koordinasyon kurulu” ve “disiplin kurulunda” işveren ile birlikte sendikanın eşit temsil sistemi düzenlenerek işçinin yönetime katılması sağlanmıştır. Bunun dışında sendika üye ve yöneticilerini, sendikal çalışmalar, eğitimler ve örgütlenme konusunda destekleyecek maddeler toplu sözleşmeye eklenmiştir. Ayrıca sendika yöneticileri ve işçi temsilcileri dışında, isteyen tüm işçiler “toplu pazarlık” toplantılarına doğrudan katılmakta, toplu sözleşme metninde yer alan her maddeyi bizzat tartışmaktadır. Dolayısıyla işçinin yönetime katıldığı Dersim Belediyesi’nde “toplu pazarlık” süreci “pazarlık” yaparak değil, kolektif karar alma mekanizmasıyla işletilmektedir.

Dersim Belediyesi’nde uygulanan toplu sözleşmelerde, ücretler incelendiğinde yıllık yapılan zam oranlarının yüzde yüzün üzerine çıktığı görülmektedir. Ücretler için belirlenen oranlar dışında, Dersim Belediyesi’nde yan ödemelerle de ücretler desteklenmektedir. Örneğin Ocak ve Temmuz aylarında ödenen ikramiyelere ek olarak 15-16 Haziran büyük işçi direnişi ve 1 Mayıs işçi ve emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü için de ikramiye düzenlemesi yapılmıştır. 15-16 Haziran ve 1 Mayıs ikramiyeleri sadece işçilerin gelirinin artması açısından değil, işçi sınıfının mücadele hafızasının diri tutulması ya da sınıf bilincini desteklemesi açısından da önemlidir.

İkramiyeler dışında Dersim Belediyesi’nde uygulanan toplu sözleşmelerde; eğitim yardımı, çocuk yardımı, yemek ve ulaşım yardımı, yakacak yardımı, giyim yardımı vb. gibi kimi diğer sosyal kalemleri de bulunmaktadır. Böylece Dersim Belediyesi’nde çalışan işçiler çıplak ücretin daha üstünde gelir elde edebilmektedir. Bilindiği gibi ücret, çalışma yeteneğinden başka hiçbir şeye sahip bulunmayan işçinin belirli bir emek-zamanı karşılığında ya da belirli bir işin yapılması karşılığında aldığı para tutarıdır. Başka bir ifadeyle işçinin sattığı bu işgücünün karşılığında ödenen ücret, işçi için yaşamını sürdürmek bakımından elzemdir, işçi yaşamak için çalışır. Ücret, işçinin emeğini, üretken faaliyetini önceden sahip olduğundan daha büyük bir değeri üretmek için belirli bir süreliğine satın alan sermaye açısından ise temel maliyet kalemlerindendir. Ücretler düştükçe, sermayenin, emeğin ürettiği değerden elde ettiği kâr artacaktır. Yani kâr ve ücret arasındaki ilişki ters orantılıdır. Bu nedenle sermaye sınıfı ücretleri düşürmek için çeşitli yöntemler geliştirmektedir. Ancak Dersim Belediyesi’nde sermayenin değil emeğin yönetimi söz konusudur.

Dersim Belediyesi’nde uygulanan toplu sözleşmelerde dikkati çeken diğer bir düzenleme günlük çalışma süresinin 7 saate indirilmiş olmasıdır. Daha önce ifade edilen ücret- kâr ilişkisinin diğer bir yönü çalışma sürelerdir. Nitekim tek amacı artı-değerin miktarını azami sınıra çıkarmak olan kapitalist bu doğrultuda hareket edecektir. Marks, artı-değeri, emek gücünün belirli bir iş gününde yarattığı toplam değerin bir kısmı olarak ele alır. Bir iş gününü, emek gücünün yarattığı değer açısından iki bölüme ayıran Marks, “gerekli emek zamanı” olarak nitelendirdiği ve hem emek gücü metasının değerinin karşılığı olan hem de emek gücü sahibinin dolaylı yoldan ihtiyaçlarını giderebileceği parayı elde ettiği üretim sürecini işgünün birinci kısmı olarak belirtir. İşgünün ikinci kısmı ise gerekli emek zamanı üzerine eklenmiş, Marks’ın “artı-emek zamanı” olarak adlandırdığı kısmıdır ve sermaye için artı değerin üretildiği kısım bu kısımdır. Dolayısıyla eğer emeğin üretkenliği ile yoğunluğu belirli ise artı değer oranı ancak iş gününün fiilen uzatılması ile yükseltilebilir.

Öte yandan işgününün ya da çalışma sürelerinin kısaltılması kapitalist üretimin tarihsel süreçte baskın üretim tarzı olmasıyla, sermaye sınıfına karşı proletaryanın ilk mücadele alanlarından biri olmuştur. 1 Mayıs 1886 direnişi ve sonrasında yaşanan olaylarla sembolleşen çalışma sürelerinin kısaltılması mücadelesi, aradan geçen yıllara rağmen güncelliğini korumaktadır. Nitekim Marks’ın Kapital’de ifade ettiği gibi “sermaye, ölü emektir ve ancak vampir gibi canlı emeği emmekle yaşayabilir ve ne kadar çok emek emerse o kadar çok yaşar: İşçinin -çalıştığı süre; kapitalistin ondan satın aldığı emek- gücünü harcadığı süredir”. Dolayısıyla artı-değer üretme amacıyla işveren tarafından, işçiden, karşılığını ödemeden el koyduğu her artı-emek zamanı, esasen işçinin ücretinden, sosyal yaşamından, dinlenme hakkından çalınmış süredir. Bu bakımdan artı-emek zamanı işçinin ve işçiyle birlikte bütün bir toplumun yaşamını sürdürmek için değil, sermayenin yaşamını sürdürmek için gereklidir. Bu gereklilik ise emeğin yönettiği her alanda olduğu gibi Dersim Belediyesi’nde de kadük kalmaktadır.

Dersim Belediyesi’nde 7 saat olan işgününün yanında çalışma sürelerini kısaltan diğer bazı uygulamalar daha vardır. Nitekim toplu sözleşmelerde genel tatil günleri arttırılmıştır. Buna göre yasalarda yer almayan genel tatil günlerine Dersim Belediyesi, 1 Eylül, 21 Mart ve 15-16 Haziran büyük işçi direnişini eklemiştir. Bu düzenlenmelerin benzerleri kadın ve LGBT+ işçiler için ayrıca düzenlenmiştir. Dersim Belediyesi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını hedeflemektedir. Bu bakımdan belediye bünyesinde kurulan “eşitlik birimi” dışında örneğin kadın ve LGBTİ+ işçilerin genel tatil günleri daha fazladır. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve Onur Haftası gibi kadınlar ve LGBTİ+’ların eşitlik mücadelesinde önemli yeri olan tarihlerde 1 günlük izin düzenlenmiştir. Yine kadın işçiler için her ay kendilerinin belirleyeceği 1 gün regl ve menopoz izni düzenlenmiştir. Kadınlar ve LGBT+’lar toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle gündelik yaşamın her alanında çok ciddi sosyal sorunlara maruz kalmaktadır. Bunun karşısında Dersim Belediyesi, cinsiyetsiz bir toplum inşası ve yaşamın yenilenmesi için, doğadaki ve toplumdaki erk ve anlamı yapılandıran ataerki kategorilerinin ötesine geçmek için çaba sarf etmektedir.

En özet cümleyle; Dersim Belediyesi’nde burjuva bakış açısının ötesine adım atılarak TİS sürecinde devrimci pratik yöntemle, “ortamın değiştirilmesi ile insan faaliyetinin ya da kendi kendini değiştirmenin çakışması” sağlandığı söylenebilir.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Makale